Trump ikinci kez ABD başkanı seçildiğinde, Amerikalı yazar Susan Jacoby'nin kitabına (The Age of American Unreason) atıfla, George W. Bush iktidarına benzer bir dönemin başladığını ve Trump'la birlikte Mantıksızlık ağı'nın zafer çanlarının yeniden çaldığını yazmıştım.
Böyle dönemlerde ABD'de hamaset çığlıkları artar; "Önce Amerika!" sloganlarını daha çok duyarsınız, özellikle Trump'ın seçmen kitlesinin derdinin, "Amerikan üstünlüğü" iddiası olduğunu görürsünüz.
Mantıksızlık ağı'nda Amerikan üstünlüğü iddiası, Amerikan emperyalizmini Trump'la birlikte azdıran düşüncedir. Kendi ülkesinde iktidarını sürdürmek için işi Kongre baskınına destek vermeye kadar götüren narsisist ve faşist biridir Trump.
ocukların da kullanıldığı fuhuş skandalına ilişkin Epstein belgelerinde kendi adı da geçince, önce Venezuela'da kanlı bir darbe yaparak Maduro ile eşini kaçırdı, ardından İran'da ekonomik kriz nedeniyle başlayan protestoları fırsat bilerek saldırı sinyali verdi, Grönland'ın ABD'ye ait olması gerektiğini yineledi, Küba, Kolombiya ve Meksika'yı tehdit etti.
'ÖNCE AMERİKA!' MOTTOSUBütün bu işgal, darbe ve tehditlerin ardında dünyadaki petrol ve nadir element yataklarına yönelik dizginlenemeyen iştah yatıyor. Yükselen in ve Rusya'ya karşı dünya liderliğini sürdürmek isteyen Amerika, Trump gibi bir narsisistin yönetimi altında, "Önce Amerika!" mottosuyla işi haydutlaşmaya vardırdı.
Daha önce Ronald Reagan'ın 1980 başkanlık seçimi sırasında kullandığı "Let's Make America Great Again" (Amerika'yı Yeniden Büyük/Harika Yap) sloganının, Trump tarafından yeniden popülerleştirilmesinin nedeni de rastlantı değildir.
Bunun temelinde Amerika'daki "Bir Numara Sendromu" yatar. 1960'larda ABD Başkanı Richard Nixon, "Amerika hâlâ bir numaradır" demişti. 1992 seçim kampanyasında George Bush, Amerika'nın bir numara olduğu konusunda halka güvence verdi. Amerikalı politikacıların dilinde hep bu iddia vardır.
NEYİN BİRİNCİLİĞİYazar Michael Parenti, "The Land of Idols" (Putlar Diyarı) adlı kitabında "Bir Numara Sendromu"nu çarpıcı şekilde açıklar:
"Amerika Birleşik Devletleri hangi alanda birinci sırada Anladığım kadarıyla konu iki şeye indirgeniyor: servet ve askeri güç. Fakat böylesine yoksulluğun hüküm sürdüğü bir dünyada, 'dünyanın en zengin ülkesiyiz' gerçeğini kutlamak ne anlama geliyor Peki bu zengin ulusu oluşturan 'biz' kimdir Zenginlik, farklılaşmamış bir bütün olarak ele alınan bir ulusta bulunmaz. Bu ülkedeki bireylerin çoğu zengin değil. (...) Ekonomik merdivenin tepesindeki küçük bir grup insanın, geri kalanımızın toplamından daha fazla servete sahip olduğu ve nüfusumuzun yüzde 90'ının neredeyse hiç net finansal varlığa sahip olmadığı bir durumda, 'bizim' zenginliğimizle neden gurur duyalım ki

3