15 Temmuz ve pranga!

Sivil, polis ve asker yüzlerce vatandaşımızın can verdiği, binlerce vatandaşımızın yaralandığı o korkunç 15 Temmuz gününden bu yana tam 10 yıl geçti.

Türkiye'de girmediği kurum kalmayan Fethullahçı terör örgütü, toplumun tüm hücrelerine sızışını, ilk olarak İzmir civarında öğrenci yurtları ve dershaneler ("ışık evleri") üzerinden taban oluşturarak başlattı, 1980'ler ve 90'larda bürokrasiye sızdı, 2000'lerde ise paralel devlet yapılanmasını kurdu.

Yıllarca yurtsever aydınların, Cumhuriyet gazetesinin ısrarlı uyarılarına karşın AKP iktidarı tarafından "ne istedilerse verilen" ve ABD tarafından korunan FETÖ, sonunda şeriatçı bir darbe girişimiyle Türkiye'ye en karanlık günlerinden birini yaşattı.

KANDIRILMADILAR, KANDIRILMIŞ GİBİ YAPTILAR...

Şu satırlar, değerli hocam Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı'nın 15 Mart 1998 tarihli Cumhuriyet'teki köşe yazısından:

"Demirel, Ecevit... Fethullahçı subayları kurtarmak için geçmişte çaba sarf etmiş olan iller, Yılmaz, Cindoruk... Fethullahçıların yakın ilişki içinde olduğu öne sürülen Moon tarikatının ABD'deki toplantısına koşan Baykal...

Basında Fethullah olayını 'ılımlı ve olumlu İslam' olarak göstermek için çırpınan saygın kalemler, TV programcıları...

Şimdi çok merak ediyorum.. Acaba bu somut gerçekler karşısında ne yapacaklar, ne diyecekler

Olasılıklar zaten belli.

Ya kandırıldılar, yanıltıldılar.. Ya parasal veya siyasal çıkar ilişkisi içine girdiler. Ya da Nurculuk ve Fethullahçılık ile -Prof. Şerif Mardin gibi- bir gönül bağı oluşturdurlar..."

Bu yapıyla yakın ilişkiler içine giren siyasetçiler, gazeteciler ve yazarlar, "cemaat" dedikleri yapının terör örgütü olduğu ortaya çıkınca, "kandırıldıklarını" iddia ettiler ancak onca belgeye karşın kandırılmış olmaları inandırıcı değildir!

UYARILARIN GEREĞİNİ YAPMAYANLAR SULUDUR!

Emniyet Genel Müdürlüğü'ne ait 10 Mart 1992 tarihli raporda "Fethullah Hoca'nın Talebeleri adlı örgüt, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti niteliklerini değiştirerek, yerine şeriat düzenini getirmeyi amaçlamaktadır. Bütün bilgiler tam anlamıyla ideolojik literatürde illegal bir örgütlenmenin varlığını ortaya koymaktadır" yazıyor.

"Liderler Zirvesi"ne sunulan 22 Aralık 1996 tarihli MİT raporunda neler yazıyor Abdullah atlı ile Fethullah Gülen'in ilişkisi... Haluk Kırcı'nın Gülen'in örgütü tarafından korunup kollanması... Mehmet Ağar ve İbrahim Şahin'in, Gülen ile Özer iller arasında aracılık yapması... Gülen'in Büyük Birlik Partisi'ne büyük oranda parasal destek sağlaması... Asya Finans'ın gerçek kuruluş amacı... Gülen'in ABD ve bazı Amerikan örgütleriyle ilişkileri...