İran'da yaşananları yalnızca "isyan" ya da "dış müdahale" ikiliğine sıkıştırmak, bu ülkenin sosyolojisini de jeopolitiğini de ıskalamak olur.
Bugün İran sokaklarında gördüğümüz şey, ani bir patlama değil; uzun süredir biriken yapısal gerilimlerin kontrollü ama tehlikeli bir yüzeye çıkışıdır.
Bu nedenle mesele ne romantik bir "devrim beklentisi"ne, ne de her şeyi dış aktörlere bağlayan indirgemeci bir okuma biçimine kurban edilmelidir.
İran, uzun zamandır klasik bir yaptırım ekonomisi olmaktan çıkıp jeopolitik kuşatma altında yaşayan bir devlet modeline dönüşmüş durumda.
Batı yaptırımları yalnızca ekonomik daralma üretmiyor; devletin kaynak dağıtım kapasitesini düşürüyor, toplumsal rızayı yeniden üretme alanını daraltıyor.
Bu noktada kritik olan şudur:
Yaptırımlar tek başına sokağı doğurmaz; ama zaten sorunlu olan bir yapıyı kırılgan hale getirir.
Bugün İran'da:
• Kronikleşmiş enflasyon,
• Alım gücünde dramatik düşüş,
• Genç nüfusta derin işsizlik,
• Orta sınıfın hızla erimesi yalnızca ekonomik sorunlar değil; siyasal istikrarın maddi zemininin aşınmasıdır.
Etnisite ve Mezhep: İran'ın En Sessiz Ama En Tehlikeli Dosyası
İran çok etnikli ve çok mezhepli bir imparatorluk bakiyesidir. Bu yapı, normal zamanlarda bir denge üretir; kriz zamanlarında ise fay hattına dönüşür.
Batı Azerbaycan'daki Azerbaycan Türkleri,
Sistan-Beluçistan'daki Beluçlar,
Kirmanşah ve çevresindeki Kürtler,
Ahvaz'daki Araplar…
Bugün bu bölgelerdeki tepkiler parçalı ve lokal görünmektedir. Ancak tarihsel olarak şunu biliyoruz:
İran'ı zorlayan hiçbir kriz tek bir kimlik üzerinden gelişmemiştir.
Eğer ekonomik memnuniyetsizlik, etnik ve mezhepsel aidiyetlerle eşzamanlı bir siyasal dile kavuşursa, bu artık bir güvenlik meselesi olmaktan çıkar; devlet formasyonu sorununa dönüşür.
Şimdilik böyle bir bütünleşme yok. Ama potansiyelin varlığı bile başlı başına stratejik bir risk başlığıdır.
Dış Müdahale Tartışması: Abartı mı, Körlük mü
İran toplumu, paradoksal biçimde, rejime mesafeli olduğu ölçüde dış müdahaleye de mesafelidir.
Bu refleks ideolojik değil, tarihsel ve jeopolitiktir.
Bu yüzden:
• "Her şey dışarıdan kışkırtılıyor" söylemi, iç dinamikleri inkâr eder.
• "Biraz daha zorlasak rejim çöker" beklentisi ise İran devlet geleneğini tanımamaktır.
İran, krizleri absorbe edebilen bir devlettir.
Ama aynı zamanda krizleri erteleyerek biriktiren bir sistemdir.
Devlet–Hükümet Ayrımı: Krizin Asıl Merkezi
Bugünkü dalganın en kritik boyutu, görünürde sokakta değil; sistemin içindedir.

23