Yabancı yatırımcı borsaya yöneliyor

Yabancı yatırımcının bu yıl yüzde 27 getiri sağlayan borsada stratejik alımları sürüyor, tahvil alımını da 16 milyar dolara taşıdılar. Kritik soruşu: Bu tablo hisse piyasasında kalıcı büyüme döngüsü başlatacak mı

Küresel piyasaların risk haritasını çıkarırken, jeopolitik gelişmelerin varlık fiyatlamaları üzerindeki baskısını yakından takip etmek gerekiyor. Firmaların bilanço detaylarına ve uluslararası para akışlarına indiğimizde, Ortadoğu'daki gerilim her ne kadar etkisini sürdürse de NATO Zirvesi'nden süzülen mesajların Türkiye pazarına yönelik risk iştahını değiştirdiğini gözlemek mümkün. Washington hattında CAATSA yaptırımlarının kaldırılabileceğine dair oluşan beklentiler ve F-35 denklemi etrafındaki olumlu söylemler, piyasalardaki algıyı hızla dönüştürüyor. Yaşanan diplomatik gelişmelerin borsa ekranlarına kaçınılmaz olarak yansımaları oluyor. Goldman Sachs ve S&P Dow Jones cephesinden gelen makroekonomik uyarılara rağmen piyasada oluşan yeni atmosfer, yatırımcıların stratejilerini yeni gelişmelere göre ayarlamasını zorunlu kılıyor.

Sektörel dayanaklar

Yatırımcıların her zaman haklı olarak merkeze koyduğu Borsa İstanbul, bu diplomatik esnemenin ilk fiyatlandığı ana mecra konumunda bulunuyor. Yılbaşından bu yana yüzde 27.17 oranında değer kazanarak uzun vadeli pozitif trendini koruyan BIST 100 Endeksi, yabancı yatırımcının temmuz ayındaki 11.45 milyon dolarlık hisse senedi alımıyla destekleniyor. Bu süreçte genele yayılan bir coşkudan ziyade, bilanço dinamikleri sağlam şirketlerin tercih edildiği bir tablo izliyoruz. Piyasa Değeri/Defter Değeri oranı 1'in altında bulunan Türk Hava Yolları, Petkim, Koç Holding, Sasa ve Ereğli Demir Çelik gibi yapısal avantajlara sahip şirketler cazip konumlarını koruyor. Haftalık bazda yüzde 7.57 yükselen Tüpraş, BİM, THY ve Astor Enerji gibi şirketlerin performansı, yatırımcıların sadece siyasi beklentiyi satın almadığını, bunun yanı sıra operasyonel olarak güçlü, ihracat potansiyeli yüksek yapılara yöneldiğini gösteriyor.

Tahvilden gelen sinerji

Hisse senedi piyasasını besleyecek asıl sürdürülebilir enerji tahvil cephesinde birikiyor. Yabancı yatırımcılar üst üste dördüncü haftada da Devlet İç Borçlanma Senetleri piyasasında alım tarafında kalarak 571,98 milyon dolarlık güçlü bir giriş gerçekleştirdi. Toplam DİBS stokunun 16,25 milyar dolara ulaşması, uluslararası sermayenin Türkiye varlıklarına duyduğu güvenin somut bir işaretini veriyor.

Sabit getirili enstrümanlara park eden para, ilerleyen süreçte borsadaki fonların tabanını genişletecek bir sinerji barındırıyor. Tahvile gelen yabancı kaynağı, makroekonomik istikrar sağlandıkça risk primini düşürecek ve doğrudan hisse senedi piyasasının büyüme potansiyeline katkı verecek bir zemin hazırlıyor.

Küresel arenada yeni rota

Yabancı alımları Türk lirası varlıklara destek sağlarken, yatırım araçlarının genel performansı küresel risk algısındaki değişimi teyit ediyor.

Doların küresel seyrine bağlı olarak değerli metallerde kâr satışları öne çıkıyor; gümüş haftayı dolar bazında yüzde 3,97, altın ise yüzde 1,46 kayıpla tamamladı. Bu tablo, yatırımcıların risksiz limanlardan çıkarak daha agresif getiri arayışlarına yöneldiğini doğruluyor. Mevduat ve kira sertifikaları yüksek faiz ortamının avantajıyla istikrarlı getiri sunmayı sürdürüyor. Borsa İstanbul tarafında madencilik sektörü yüzde 4,45, spor endeksi yüzde 4,12 yükselirken; bankacılık endeksindeki yüzde 5 geri çekilme, piyasadaki sektörel farklılaşmayı gözler önüne seriyor. Sermaye piyasaları, duygusal dalgalanmalardan uzaklaşarak tamamen rasyonel bir fiyatlama davranışına geçiş yapıyor.