Sermayenin akışı Türkiye rotasına

ABD ile İran arasında saldırılaryeniden alevlenirken; yabancı fonlar 10 Temmuz haftasında tahvile 1.23 milyar dolar ve borsaya 33.5 milyon dolar yatırarak riski satın alınabilir boyutta görüyor.

Bölgede tırmanan gerilim eksenindekicoğrafyada, sıcak para akışının 5 haftadır gelmeye devam etmesi, kalıcı bir finansal mimariye mi işaret ediyor, yoksa geçici bir arbitraj fırsatı mı

Küresel sermaye hareketliliğinde, risk algısı ile getiri arayışı arasındaki dengenin bu kadar test edildiği dönemler oldukça sınırlıdır. Önümüzdeki son fon akışı verilerini incelediğimde, Orta Doğu bölgesinde tırmanan gerilimin piyasa oyuncuları tarafından oldukça soğukkanlı bir projeksiyon ile yönetildiğini görüyorum. Küresel fonlar, rüzgarın sert estiği anlarda paniğe kapılmak yerine, getirinin izini sürmeyi tercih ediyor.

Uluslararası jeopolitik risklerin merkezinde şu sıralar makroekonomik verilerden ziyade Babülmendep Boğazı yer alıyor. İran destekli Husilerin bu stratejik ticaret kapısını kapatabileceği yönündeki sinyaller, Hürmüz Boğazı'ndan sonra küresel lojistik ağında yeni bir endişe kaynağı anlamına geliyor. Hafta başında 75 dolar bandında seyreden Brent petrolün hızla 88 dolara tırmanması, enerji maliyetleri üzerinden yeni küresel enflasyon dalgasını tetikleme riski barındırıyor. ABD Başkanı Trump'ın Hürmüz'de kargo gemilerinden geçiş ücreti alabileceklerine dair açıklaması ise tedarik zincirlerinin maliyet yükünün bir şekilde artacağının sinyali olarak okunmalı.

İstikrar barındırıyor

Hemen yanı başımızda artan çatışmalara rağmen, yabancı yatırımcının Türkiye piyasalarına duyduğu ilgi şaşırtıcı bir istikrar barındırıyor. 10 Temmuz haftasında tahvil piyasasına giren 1,23 milyar dolarlık hacim dikkat çekiyor. Son 21 haftanın zirvesine işaret eden alımlarla birlikte tahvil cephesinde beş haftadır devam eden kesintisiz bir giriş süreci gözleniyor. Hisse senetlerinde de 33.5 milyon dolarlık alımla giriş serisi dördüncü haftaya taşınmış durumda. Bölgesel çatışmalara rağmen Türkiye, yabancı fonların radarında kalmayı başarıyor.

Borsada son durum

Yabancı girişine rağmen borsa genelinde risk alma isteğinin zayıflamasıyla kâr satışları öne çıktı. BIST 100 Endeksi, haftalık bazda yüzde 2.38 değer kaybıyla 13.981 puandan kapanış gerçekleştirdi. Endeksin geri çekilmesi, küresel ölçekte emtia piyasalarındaki çözülmeyle de paralellik gösteriyor. Yatırımcıların bir kısmı, tansiyonun tırmandığı bu günlerde portföylerini daha likit ve korunaklı enstrümanlara kaydırmayı tercih etti.

Petrol çıktı, finans düştü

Borsada satış baskısı her sektöre aynı ölçüde yansımadı. Petrol fiyatlarındaki yükselişin de etkisiyle kimya, petrol ve plastik endeksi yüzde 5.10 artışla haftanın öne çıkan sektörü oldu. Gıda ve içecek endeksi yüzde 4.70, ana metal sanayi yüzde 4.65 ve elektrik endeksi yüzde 4.06 yükselerek öne çıkan diğer sektörlerdi.

Buna karşılık en sert darbe finans kesiminde yaşandı. Finansal kiralama ve faktoring endeksi yüzde 32.07 oranında sert gerilerken, madencilik yüzde 5.42, mali endeks yüzde 4.97 ve bankacılık yüzde 2.57 değer kaybetti.

Emtia ve alternatif araçların arayışı

■ Emtiada ons altın ve gümüşün küresel satışlardan payını aldığı gözlemleniyor. Gümüş haftayı yüzde 6.61, ons altın yüzde 2.27 kayıpla kapattı. Döviz piyasasında dolar 47,16 lira, euro ise 53,98 lira seviyelerinde yatay bir seyir izledi.

■ Yılbaşından bu yana bakıldığında BIST 100 Endeksi yüzde 24.15, TL mevduat yüzde 22.60 ve kira sertifikaları yüzde 21.27 getiriyle gücünü koruyor.