Sanayi hisseleri meydan okuyor

Brent petrolün varil başına 70 dolardan 107 dolar seviyesine tırmandığı ve piyasaların 150 doları konuşmaya başladığı konjonktürde, BIST Sanayi Endeksi yüzde 2.76'lık yükselişle enflasyonist baskıya meydan okuyor

İran ve ABD arasındaki ateşkes görüşmelerinin bir sarkaç gibi iki uç arasında gidip gelmesi, dünya petrol ticaretinin yüzde 20'sinin aktığı Hürmüz Boğazı'nı adeta satranç tahtasına çevirdi. Brent petrolün şubat ayındaki 70 dolar seviyelerinden bugün 107 dolara, hatta 29 Nisan'da 111 dolara kadar tırmanmış olması, portföy yönetiminde enerji kaldıraçlı yeni bir dönemin kapılarını aralıyor.

Öte yandan petrol fiyatının dalgalı ama ısrarcı yukarı eğilimi, küresel ekonominin damarlarında dolaşan enflasyonist baskıyı daha da artırıyor.

Enerji maliyeti kıskacı

Petrol fiyatı Mart 2022'de Ukrayna Rusya savaşının ilk aylarında 131 dolara kadar çıkarken ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırısında söz konusu seviye akıllara dahi getirilmiyordu. Şimdi ise 150 dolarlı seviyeleri test edebileceğine dair projeksiyonlar, üretim maliyetleri üzerindeki olası riskler hakkında ciddi sinyaller veriyor.

Ancak bu noktada ilginç bir paradoks öne çıkıyor. Girdi maliyetlerindeki artışa rağmen, borsada BIST Sanayi Endeksi haftayı yüzde 2.76 yükselişle kapatırken yılbaşından bu yana artış yüzde 29.93'ü buldu. Bu durum şirketlerin operasyonel güçlerini ve fiyatlama kabiliyetlerini koruduklarını gösteriyor.

Metal eşya ve makina sektörünün yüzde 9.78'lik haftalık yükselişi, reel sektörün maliyet enflasyonunu şimdilik yönetebildiğine işaret ediyor. Özellikle Astor Enerji'nin yüzde 36.60'lık haftalık performansı, piyasanın enerji şirketlerin aldığı güçlü siparişleri gördüğünü ve enerji dönüşümü ile altyapı yatırımı temalı hikayelere prim verdiğini gösteriyor. Sanayi, artan maliyetlere karşı teknoloji ve verimlilik odağıyla ilgiyi üzerine çekmeyi başarıyor.

Bankalar düşüşte

Borsadaki sektörel ayrışmaya baktığımızda bankacılık endeksinin haftalık yüzde 4.92'lik kaybı, nisanın ilk yarısında sergilediği atağın sınırlı kaldığı anlamına geliyor.

Sıcak paranın yön arayışını sürdürdüğü mevcut ekosistemde, yatırımcılar likit banka hisselerinden ziyade büyüme potansiyeli yüksek sanayi ve teknoloji odaklı şirketlere yöneliyor. BIST 100 Endeksi'nin son bir ayda yüzde 12.91 prim yaparak aylık bazda yüzde 3.37 kazandıran mevduatı ve yüzde 1.08'de kalan doları geride bırakması, borsanın enflasyona karşı hala en güçlü yatırım alanı olduğunu söylüyor. Yılbaşından bu yana borsanın gerçekleştirdiği yüzde 28.25'lik yükseliş, TL varlıklara olan güven, şirketlerin performanslarındaki duruşla desteklendiğini gösteriyor. Teknoloji ve bilişim endekslerinin yüzde 6'lık yükselişi de bu dijital dönüşüm kaldıraç etkisinin bir parçası.

YATIRIMCI NE YAPMALI

Sanayi ve teknoloji ağırlığını koru.Bankacılıkta dip dönüşünü bekle.15.000 direncinde temkinli ol.Altında geri çekilmeyi fırsata çevir.Gümüşte yeni alım için izle.Hisse bazlı hikayelere odaklan.Pazartesi günü enflasyon verisini gözle.Mevduata alternatif fonlarını değerlendir.Dövizdeki yatay seyri risk olarak görme.Hızlı yükselen hisselerde kâr satışlarına hazırlıklı ol.

Güvenli liman yoksa gümüş mü

Emtia cephesinde gümüşün yıllık yüzde 132.52'lik getirisi, yatırımcının geleneksel güvenli liman algısının dönüştüğünü söylüyor. Altındaki haftalık yüzde 2.02'lik geri çekilme, piyasanın kısa vadeli realizasyonlara gittiğini ancak gümüş gibi endüstriyel kullanımı olan madenlerin enflasyonist sığınak olarak konumlandığını gösteriyor.

Güney Kore piyasasının yüzde 1.90 yükseldiği, Fransa'nın ise yüzde 2.39 düştüğü küresel karmaşada, Borsa İstanbul'un pozitif ayrışması, yatırımcının mevduat yerine hisse fonlarını tercih etme eğilimi, kazançlı bir tercih olduğunu ortaya koyuyor. Ancak Endeksin 15.000 direnci ve Aracı Kurumlar Endeksi'ndeki yüzde 12.11'lik düşüş, piyasanın kısa vadeli kâr satışlarına karşı hassas olduğunu hatırlatıyor.