Piyasalar temkinli 'güven'li yön arıyor

Jeopolitik fırtına kapıda: altın eritiliyor, petrol fırlamıyor, yabancı kaçıyor—piyasalar gerçekten yön buldu mu, yoksa panik altında mı?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazı, Orta Doğu'daki savaşın yan etkilerinin finansal sistemleri sarsmaya başladığını, petrol fiyatlarından altın rezervlerine kadar geniş bir yelpazede yapısal değişimler meydana geldiğini iddia ediyor. Bu argümanı ham petrolün bir haftada %18 artması, Merkez Bankası altın rezervinde üç haftada 121 tonluk erime ve yabancı yatırımcıların tahvil satışlarıyla destekliyor. Ancak bu ani sıçramaların gerçek bir trendin başlangıcı mı, yoksa likidite arayışındaki kırılganlığın yansıması mı olduğu belirlenmemiş kalmıyor?

Ham petrolün bir haftada yüzde 18'i aşan sıçraması ezber bozdu - Merkez Bankası altın rezervinde son 3 haftada 121 tonluk erime dikkat çekti - Yabancı yatırımcı 7 haftadır aralıksız tahvil sattı - Tüm bunlar piyasalarda kalıcı bir yön değişiminin habercisi mi, yoksa geçici bir panik dalgası mı

Küresel fon akışlarında; ABD, İsrail ve İran üçgeninde devam eden savaşın izlerini çok daha derinden okumak gerekiyor. Haftalık veriler, piyasaların basit bir fiyatlama refleksinden çıkıp yapısal bir kabuk değişimine dönüşmeye başladığı yönünde önemli işaretler veriyor. Sıcak para, adeta yeni bir pazara girer gibi pozisyon alırken riskleri dağıtıyor ve füzelerin gölgesinde kendine güvenli sığınaklar inşa ediyor.

Sermaye mevcut şartlar altında yön ararken asıl sorulması gereken finansal sistemin mevcut yapısının bu yeni ve ağır jeopolitik yükü kaldırıp kaldıramayacağı.

Güvenli limanların sinerjisi

Jeopolitik krizlerin ilk durağı her zaman kıymetli madenler oluyor. Altının yüzde4.08 ve gümüşün yüzde 4.65'lik haftalık yükselişi, korkunun fiyatlara nasıl sızdığının en berrak kanıtı niteliğinde. Ancak burada bakılması gereken asıl detay; son bir aylık periyotta gümüşteki yüzde 11.53 ve altındaki yüzde 8.24'lük sert erimenin hemen ardından gelen bu ani, dipten dönüş. Sıcak para henüz uzun vadeli, büyüme trendi çizemiyor; reflekslerle ve anlık tehdit algısıyla hareket ediyor.

Yabancı yatırımcıların tahvil cephesinde 7 haftadır aralıksız satış tarafında kalması ise risk iştahındaki kurumsal kapanmayı doğruluyor. Üstelik işlem hacminin düştüğü ve belirsizliğin arttığı dönemlerde bu tür sıçramalar, piyasanın yön arayışındaki kırılganlığı daha da görünür kılıyor.

Yeniden değerleme

Hürmüz Boğazı etrafındaki ateş çemberi daraldıkça, petrol piyasalarındaki kaldıraç etkisi de şiddetleniyor. Ham petrolün bir haftada yüzde 18.06, Brent petrolün ise yüzde 7.01 yükselmesi, taşıma maliyetlerini olduğu kadar, şirketlerin kârlılık projeksiyonlarını da sarsıyor.

Borsa İstanbul tarafında BIST 100 Endeksi yüzde 1.88 ile görece temkinli bir yükseliş kaydetse de, asıl hikayeyi endeks içindeki seçici hareketler anlatıyor. Enerji krizini kendi lehine çevirebilen Tüpraş'ın yüzde 6.13 değer kazanması, piyasanın gerektiğinde riski nasıl fırsata dönüştürdüğünü gösteriyor. Havacılıkta TAV'ın yüzde 9.48'lik atağı ve Kardemir'in yüzde 8.50'lik sıçraması, şirketlerin bu yeni ekosistemde yarattıkları güçlü sinerjinin bir sonucu olarak değerlendirmeli. Bankacılıkta ise Garanti'nin yüzde 4.51, İş Bankası'nın yüzde 4.03'lük artışları, fırtınaya karşı kurulan savunma hatları niteliğinde.

Makroekonomik sarkaç

Savaşın yan etkileri makro bilançolarda ise kanamaya yol açıyor. Yurt içi yerleşiklerin döviz mevduatı 2.2 milyar dolar artarken, talebin ağırlıklı olarak kıymetli madene yönelmesi içerideki defansif psikolojiyi özetliyor.

DİBS tarafındaki 1.3 milyar dolarlık yabancı çıkışı ve Merkez Bankası'nın altın rezervlerindeki son üç haftada yaşanan 121 tonluk erime, bu likidite savaşının gizli maliyeti olarak okunmalı.