Bir dediğini iki etmediğimiz, kendisine her türlü konfor alanını sağladığımız el bebek gül bebek desteklediğimiz hocamız Montella dersine iyi çalışmamış. En sonda söyleyeceğimi en başta söyleyeyim; bu acı veren yenilgi Montella'ya yazar. Eğer bir hoca, sahada tel tel dökülen Kerem Aktürkoğlu'na 85 dakika tahammül ediyorsa, akıl tutulması yaşıyor demektir. Hoca, bizim Kerem'de göremediğimiz neyi gördü de beklenti içine girdi!
Tamam Kerem'de inat ediyorsun belli ki, o zaman kenar oyuncularına söylesene yerden orta yapsınlar. Kerem, dripling yeteneği üst düzeyde olan kontratak oyuncusudur. Boş alan buldu mu adeta uçar gider. Ama Avustralya'nın top rakipteyken 5'li savunmaya döndüğünü sokaktaki 5 yaşındaki çocuk bile öğrendi. Bu maç Kerem'in oynayacağı bir maç değildi Montella! Dünya Kupaları, Avrupa Şampiyonalarına benzemez. Futbolun en üst düzey turnuvasıdır bu kupa! Oyun disiplini, takım bütünlüğü ve fizik güç ön plana çıkar. Her takım sahada kazanmak için savaşır!
Grubumuzun belki de en zayıf halkası Avustralya'da gol atamadan kaybettik. Ama enseyi karartmamak lazım. Nazar boncuğu olsun diyelim. Artık ayaklarımız da yere basar. Bir de Montella'nın şunu kulağına küpe yapması lazım. Santrforsuz sahaya çıkarsan, Dünya Kupası'nda hüsran yaşarsın! Bu yenilgiden ders çıkarmamız lazım. Bundan sonraki maçlarda Can Uzun ve Deniz Gül'e sırtımızı dönersek, erkenden evimize döneriz. Her düşüş bir öğreniştir Montella. Bu maçı çok iyi analiz etmen lazım. Sahada dökülen futbolcularına övgüler yağdırırsan, özeleştiri yapmazsan maç kazanamazsın!
Avustralya'nın hocası Popovic, bizi tuzağa düşürdü. Topu bize bıraktı. Yakaladığı geçiş hücumlarıkontrataklarla sonuca gitti. Kangurular, bizi yenebileceklerini hayal bile edemiyorlardı ama başardılar. Doğru organizasyonla ve sahada savaşarak! Skor 2-0 olduktan sonra, ortaokuldaki İngilizce kitabımdan öğrendiğim o cümle aklıma geldi: 'Have you ever seen a kanguru' Türkçesi: 'Hiç kanguru gördünüz mü'

21