Saf çocuklar yine sahnede!

Saf çocuklar yine sahnede!

ZEKERİYA SAY

Cumhuriyet Türkiye'sinin ilk Milli Eğitim Bakanı olan ve Lozan konferansına katılan delegasyonda yer alan Dr. Rıza Nur, hatıratında ilginç bir hadiseden bahseder.

Başta Rumeli olmak üzere Osmanlı'nın paylaşılmasının konuşulduğu günlerde, "meşrutiyet ilan edilirse, yabancılar topraklarımızı paylaşmaktan vazgeçerler" sanan Rıza Nur ve İttihatçılar

Cennetmekân Sultan II. Abdülhamid'i sıkıştırmak için Haydarpaşa'da bulunan Tıp mektebindeki öğrencileri organize ederek bir eylem tertip ederler.

Üsküdar'da el koydukları vapur ile Sirkeci'ye, ardından da yürüyerek Beyoğlu'nda bulunan İngiliz sefaretine ellerinde pankartlarla giderek;

Sultan Abdülhamid'e karşı İngiltere'den yardım isterler.

Eylemi organize eden Rıza Nur'un okuduğu ve kendi ifadesiyle;

"Türk'ün dostluğu ve duası" dediği, "İngiltere'den medet dilenme" metininde aynen şu ifadeler geçer;

"Dünyanın denizlerini İngiliz donanması doldursun sonra da İngiltere, Türk'ün hürriyetine yardım etsin."

Sonra ne mi olur

Yıllar sonra; İngilizlerin bırakın yardım etmeyi, üstüne bir de İstanbul'u işgal ettiği o meş'um günlerden bahseden Rıza Nur,

"30 yaşında ve profesördüm ama ne saf çocukmuşum" itirafında bulunur

Evet!..

"Gösteri kanununa muhalefet" etmeyecek şekilde eylem yapmak, temel bir haktır.

Fakat "hak" diye yapılan her eylemi kutsamak ise aptallıktır

Zira bir asır önce emperyalistlerden yardım dilenen İttihatçıların ahmaklıkları yüzünden Tuna'dan Nil'e uzanan topraklarımızdan olduk ve Anadolu'ya hapsedildik.

Ayrıca, "yasal hak" diye tavayla, tencereyle veya cezveyle yapılan "protesto" eylemleri yüzünden milletçe birçok bedel ödedik.

27 Mayıs askeri darbesinin gerçekleşmesini en çok isteyen çevreler de öğrencileri sokağa dökmüştü.

Adnan Menderes'in baskı yaptığını ileri sürerek kendisine cephe alan darbe heveslisi üniversite çevrelerinin organize ettiği büyük protestolara binlerce öğrenci katılırken

Menderes'in öğrencileri kıyma makinesinde öğüttüğü yalanıyla "darbe"ye giden yolların taşları döşendi.

Dışarıdan gelen tahriklere açık olan, en makul ve mutedil insanların bile akli kabiliyetlerini kaybettiği bu tür kolektif hareketlere 1990'lı yıllarda, "Susurluk Kazası" ile başlayan süreçte de..

Yine..

Yakında dönemde sözde ağaç hassasiyetiyle başlayarak, yurdun her yanını saran bir şiddet eylemine dönüşen "Gezi olayları"nda şahit olduk.

Ekseriyeti eğitimli olan o gençlerin gittiğini, yerlerine her şeyi pervasızca yakıp yıkan vandalların geldiğini hep birlikte gördük

Evet!

Güya demokratik bir hak olarak başlayan protestolar yüzünden her dönem milletçe bedel ödedik.

Dolayısıyla

Benim bu tür dışarıdan tahrikli, doğrudan ülkemizi hedef alan eylemlere karşı oldum olası bir mesafem vardır.

O yüzden eylemi gerçekleştirenlerden ziyade önce eylemin gerekçesine ve kime hizmet ettiğine bakarım.

TRT World Forum'da konuşma yaptığı sırada Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı, "Türkiye'yi İsrail'e ticareti devam ettirmekle" suçlayan gençlerin protesto eylemine de aynı saiklerle yaklaştım.

Dokuz eylemcinin 7'sinin kadın olması, hatta başlarının örtülü olmasından ziyade