"Öyle cenazeye böyle imam!"

"Öyle cenazeye böyle imam!"

ZEKERİYA SAY

"Camilere aşk odası konsun, isteyen gidip orada imam nikâhı ile yasal seks yapsın. Böylece hem camiye gelir olur, hem de imam para kazanır."

"Türbanı kabul etmiyorum."

"Sümerler'de fahişe kadınlar başını örterdi.''

" İslamiyet'te örtünme farz değil."

"Türban değil, baş bohçası."

"Laik olan bir devletin kurumlarına dini kıyafetle girilemez."

"Kuran kursları kapatılsın."

"Kuran'da sadece 'Peygamber karıları, kızları dışarı çıkarken tanınmayacak şekilde kapanırlar."

"Birileri, 'Kuran değişmedi,' diyor. Kuran ezberleyenlerin kafasından yazılan bir kitap. Bu kişiler de ayrı ayrı ayetleri ezberlemiş. Bu ayeti yazdırırken birisi 'Mümin kadınlar' diye ekleme yaptıramaz mı Tabii ekleme yapmışlar"

Bağımsız(!) yargımızın "suç unsuru" bulamadığı tüm bu saçmalıkların ve küfürlerin sahibi

Müzelerde;

Sümer, Akad ve Hitit dillerinde yazılmış tabletleri temizleyen, sınıflandıran ve numaralandıran emekli kütüphaneci Muazzez İlmiye Çığ'dan başkası değil

Çığ sırf,

"İslam'a hakaret ettiği için" diploma filan görme gereği duymayan laikçi yobazlar tarafından hem "Sümerolog" hem de "Profesör" olarak pazarlandı.

Yetmedi!.. İzmir'i "lağım kenti" haline getiren CHP'li büyükşehir belediyesi tarafından, "Bilim ödülü" verildi.

Bütün bu hakaretlerin ve kendisine verilen payelerin ardından kitapları satış rekoru kırmaya başlayınca, çıtını çıkarmadı.

Basit bir memur iken tekaüt cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından Çankaya Köşkü'nde ağırlandı.

"Hiç" olduğu ortaya çıkınca da;

"Bana zorla bu unvanı takıyorlar" diyerek "masum" ayağına yattı.

Ardından! "Madem 'Prof' veya 'Sümerolog' değil ve İslam'a da bu kadar saydırdığına göre o halde 'Ateist' olmalı!" diyen bir zümre türedi.

"Bana ateist diyemezsiniz!" diyerek, ortaya atılan iddialar sonrası küplere bindi.

Tüm yukarıdaki küfürleri eden kendisi değilmiş gibi;

"Ben gerçekleri yazarım, ama inancım ayrıdır. Benim içimde Allah varsa vardır.

Ben onlardan (bizi kastediyor) daha fazla Müslümanım. Her gece yatarken Allah'a şükrederim" sözleriyle, dini bütün biri olduğunu ilan etti.

Dahası "Başörtüsünü Sümerli tapınak fahişeleri kullanırdı" diyen Muazzez İlmiye Çığ'ın annesinin de örtülü olduğu ortaya çıktı.

Tabii, Türk milletinin üzerine ölü toprağı serpildiği için hiç kimse;

"İslam'a bu kadar küfredip, nasıl Müslüman kalabiliyorsun be kadın!" diye tepki göstermedi

"Hafıza güçlendirici ilaç" niyetine yıllarca Çin'de yetişen "mabet ağacı"nın kabuklarıyla beslenen "Çakma Prof" Muazzez İlmiye Çığ

İçine düştüğü çelişkiler yumağından sıkılmış olmalı ki, 103 yaşına bastığında;

"Yaşlandım' demiyorum. Ama artık ölmeyi istiyorum" diyerek ecel dilendi.

Unutmadan!.. Çığ, aynı röportajında, "Tanrı, yarattığı insan için 'Yarattım' demiyor, yalnızca sevgiyle yaşamasını istiyor" demişti.

Oysa 2 padişah, 12 cumhurbaşkanı ve 67 hükümet gören Muazzez İlmiye Çığ'ın bir dönem Yönetim Kurulu Başkanlığını yaptığı HZİ Vakfı