Onların yazdığını yazsak güneşe hasret kalırız!

Onların yazdığını yazsak güneşe hasret kalırız!

Zekeriya Say

Muhabirlik adı altında "muhbirlik" yapmak, "gazetecilik" kisvesiyle gizli bilgileri ifşa etmek, dünyanın her yerinde ağır suçtur

Malum zihniyetin referans gösterdiği Batı, ulusal güvenlik konusunda asla taviz vermiyor.

ABD'den Almanya'ya, İngiltere'den Fransa'ya kadar tüm Batılı ülkelerde, devlet sırlarını ve kişisel bilgileri ifşa edenler çok ağır cezalara çarptırılıyor.

Fransa ve Almanya'da, devlet sırrı sayılabilecek bilgileri paylaştıkları için geçmişte çok sayıda gazeteci gözaltına alındı.

2011 yılında İngiltere'de yasa dışı dinleme yaptığı gerekçesiyle 168 yıllık "News of the World" gazetesi kapandı.

Eski bir CIA görevlisi, İran hakkındaki gizli bilgileri çalarak, New York Times Gazetesi'ne sızdırmak suçundan tutuklandı.

WikiLeaks'in kurucusuve ABD'nin gizli belgelerini sızdıranJulian Assange'ın neler yaşadığını tüm dünya gördü.

Bunlar yakında dönemde yaşanan olaylar.

Fakat Batı, eskiden de bu tür durumlara karşı benzer muameleyi uyguluyordu.

ABD'nin Vietnam savaşına yönelik belgeleri yayınlayan The New York Times, 1971 yılında Adalet Bakanlığı'nın talimatıyla kapatılmıştı.

Aynı tarife Türkiye'de uygulandığında ise yer yerinden oynuyor.

Hatırlayın

Libya'da şehit olan MİT mensubunun kimlik bilgilerini ve yakınlarını ifşa eden karanlık Odatv'nin o dönemki Genel Yayın Yönetmeni Barış Pehlivan, Haber Müdürü Barış Terkoğlu, muhabiri Hülya Kılınç ile aynı bilgileri paylaşan gazeteci Murat Ağırel gözaltına alındığında malum zihniyet topyekûn harekete geçerek

MİT'e yönelik bu ihaneti, "gazetecilik" adı altında legalleştirmeye çalışmıştı.

Malum şahıslar da;

"Sadece gazetecilik yaptığımız için cezaevine giriyoruz. Tarihin bizi haklı çıkardığını herkes görecek" diyerek, mağdur ayağına yatmıştı.

Peki, tarih onları haklı çıkardı mı

Elbette hayır

Sürekli mütedeyyin insanları ve seçilmiş meşru iktidarı hedef aldıkları halde

CHP'li belediyelerde patlayan yolsuzluk lağımları hakkında tek kelime yazamadılar.

Adrese teslim ihaleleri, rüşvet skandallarını yazmadıkları gibi perdeleme yoluna gittiler.

Milli medyada, CHP'li belediyelere yönelik herhangi bir iddia yayınlanır yayınlanmaz anında "Başkanlık katından" canlı yayın yaparak, iddiaları çürütmeye çalıştılar.

CHP'liler "paradan kuleler" dikerken, onlar ölü taklidi yaptılar.

Yargı kararlarına rağmen her seferinde bildiklerini okumaya devam ettiler

"Embeded gazeteciliğin" en rezil örneklerini sıraladıkları halde, bunu "bağımsız ve tarafsız gazeteciliğin" bir örneği olarak pazarlamaktan utanmadılar.

Bir yandan kendilerine "özgür medya" diyerek göklere çıkaran

Farklı düşünenleri ise "yandaş medya" yaftasıyla itibarsızlaştırmaya çalışan sol tandanslı basın, diğer yandan yurtdışından gelen fonlarla ve CHP'nin aktardığı kaynaklarla ihya olmayı da ihmal etmedi.

Düne kadar ekranlarda "Atatürk baskılı bardak" satan

ABB'nin gönderdiği yemeklerle, İBB'nin ısmarladığı kazlarla karnını tıksırıncaya kadar dolduran yeşil parkalı bu isimler şimdilerde 5 yıldızlı otellerde yaptıkları düğünlerle, Boğaz'a nazır diktikleri kaçak villalarıyla gündemden düşmüyor

Tabii bu saltanatın sürmesi için de velinimetlerine hizmetten geri durmuyorlar.