Bundan 115 yıl önce, Selanik'ten İstanbul'a intikal eden Hareket Ordusu, "Şeriat İsterük" sloganlarıyla İstanbul'a gelerek, Sultan Abdülhamid Han'ı tahttan indirdi.
Oysa "şeriat" talebiyle tahttan indirdikleri kişi, tarihte ilk kez İslam'ın medeni hukuk hükümlerini "Mecelle" adı altında derlemeye başlayan
"Yüzyıllar boyunca atıl kalan 'Hilafet' kurumunu siyasal alanda yeniden işlevsel hale getiren" kişiydi.
İşbu "İttihatçı kafa"nın artıkları, daha sonra "isterük" dedikleri "şeriat"a savaş açtı.
Bu yüzden nice Müslüman idam sehpalarını boyladı.
"Şeriat amaçlı kullanılan bir olgudur" denilerek, Allah'ın emri olan başörtüsü "suç" sayıldı.
Aynı kafa; "Zinayı suç sayan" düzenlemeye, "TCK bir şeriat kanunu haline gelir" sözleriyle karşı çıktı.
O dönem tek vasfı gazetecilik(!) olan ve "Hayvanlar gibi sevişme özgürlüğü" isteyen Ertuğrul Özkök, kendi kendine; "Bu ülkeye 'şeriat' gelirse ben ne yaparım" diye sorduktan sonra
Hiç çekinmeden;
"Hayatımda elime silah almadığım halde, hayat tarzımı korumak için ölümüne bir mücadeleye girerim" diyerek, şeriat isteyenleri ölümle tehdit etti.
Bu ülkede "Anayasa Mahkemesi Başkanlığı" yapan, şu sıralar bir gazete köşesinde kinini kusan Yekta Güngör Özden, hiç utanmadan; "Şeriat da fuhuş gibi suçtur" diyerek, Müslümanların kutsalına küfretmekte sakınca görmezdi.
"Bakan" sıfatıyla gittiği hacda, hacı adaylarına dağıtılan; "Allah'ın hükmünden başka hüküm tanımak insanı şirke götürür" ifadelerinin olduğu kitapçığı gören Hikmet Sami Türk; "Yahu burada da mı şeriat propagandası yapılıyor" diyerek Allah'ın evinde, Allah'ın ayetlerinden şikâyetçi oldu.
28 Şubat'ın "5'li Çete"sinden, dönemin TESK Başkanı Derviş Günday, düzenlediği "Köktendinciliğe Karşı Aydınlanma Konferansları"nda;
"Tanrı'nın yaptığı yasalara değil, insanların yaptığı değişken yasalara tabiyiz" diyerek, Kur'an'ın hükümlerine dil uzattı.
Sanki "şeriat" konusunda otoriteymiş gibi rezil konferanslara konuşmacı olarak katılarak;
"Şeriat ve Kadın", "Şeriat ve Sistem", "Dinde Aşırılık", "Dünyada Şeriat', "Tek Tanrılı Dinlerin Kökeni İslâm'da Tıp ve Sanat", "Aydınlanma ve Şeriat" konularında ahkâm kesti.
Gazetelere verdiği ilanlarla,
"Halkımızı ve ülkemizin aydınlanmadan yana olan tüm güçlerini, daha çok geç kalmadan, bu boyunduruğu parçalamak üzere bir araya gelip, İkinci Milli Mücadele'yi sürdürmeye çağırıyoruz!" diyerek yandaşlarını isyana çağırdı.
Bu isimlerin etkisinde kalan laikçi yobazlar da ne zaman bir araya gelseler, "Kahrolsun şeriat" diyerek, Allah'a, Peygambere ve dinimiz İslam'a saldırdı.
Yıllarca meydanlar, "Vur vur inlesin, şeriat dinlesin", "Türkiye yobazlara mezar olacak", "Geliyor geliyor, Kemalistler geliyor" sloganlarıyla inledi.
Bir dönem hela kapılarına kahramanlık destanları yazan "tosunlar" bile, doğrudan doğruya İslâm'a, şeriata hakaret etti.
İşte bu karanlık süreçte sırf, "Elhamdülillah şeriatçıyım... Referansımız İslam'dır!" dediği için, Başkan Erdoğan'ın başına gelmeyen kalmadı.
AK Parti Aksaray Milletvekili Cengiz Aydoğdu, 2021 yılı bütçe görüşmeleri sırasında "Şeriat bizim hukukumuzdur" dediğinde...
Şimdilerde "siyasi mevta" haline gelen dönemin CHP Grup Başkanvekili Engin Özkoç, "Laik Türkiye'de şeriat hukuku değil; medeni hukuk geçerlidir" diyerek, az daha Aydoğdu'nun gözlerini oymuştu.

155