Dindarsa "namussuzluk, onlardansa "özel hayat!"

"Filanca tarikatın şeyhi, kadınlara kızlara tecavüz etmiş" şeklinde düzmece iddialarla kamuoyunu maniple etmeye başladılar.

Baktılar ki halk bu duruma çok sinirleniyor...

"Vay namussuz, şerefsizler" diyerek küfrediyor... Anında sayısız "uçkur senaryosu"nu devreye soktular.

Örneğin... Yeşilçam'da kredisini bitirdikten sonra 28 Şubat'ın en zifiri karanlığında "Söz Fato'da" adlı program yaparak "itibar suikastlarına" girişen Fatma Girik... Hayatının 57 yılını nikâhsız geçiren kendisi değilmiş gibi sayısız düzmece "ırza geçme" haberi yaptı.

Girik, Kamil Aydan Bol adlı şahsı "yanında çalıştırdığı kadınların zorla ırzlarına geçen birisi" olarak tanıttı. Bol, bu iftira için 5 ay 25 gün hapis, 2 milyon 916 bin 666 lira ağır para cezasına çarptırılırken, kocasına "tecavüzcü" damgası vurulmasını sindiremeyen 21 yaşındaki eşi bu yalan yüzünden intihar ederek canından oldu. Girik ayrıca, CHP'li belediyelerde bankamatik memuru olarak çalışan Esfender Er adlı şahısla işbirliği yaparak, "Uhud Kur'an Kursu" hadisesiyle İslam'ı küçük düşürmeye çalıştı.

Yine... Merdiven altı işletmelerde "hamamböceği" kovalamaktan başka bir meziyeti olmadığı halde "duayen gazeteci" olarak pazarlanan Uğur Dündar, 100 yaşındaki Sivaslı Bekir Pehlivan'a "gizli çekim"le komplo kurup, "müritlerine edep yerlerini öptürüyor" şeklinde rezil bir iftira attı...

"Büyücü Hoca" diye yaftaladığı Şerafettin Yardımedici ise şakağına sıktığı tek kurşunla canına kıydı. Mütareke medyası, film senaryolarını aratmayan bu tür "fabrikasyon haberlerle" dönemin vesayet odaklarınca devreye sokulan "Psikolojik Harp Metodu"nun kusursuzca sahnelenmesine alan açarken...

Halkın oylarıyla göreve gelen Refah Partisi iktidarı, o dönem yürüttüğü başarılı icraatlara ve halkın doğrudan cebine yansıyan ekonomik iyileşmelere rağmen yıkılmaktan kurtulamadı.

*

O gün "Müslümanları uçkur düşkünü insanlar" olarak lanse eden malum zihniyetin siyasi uzantıları ise günümüzde ele geçirdikleri belediyelerde resmen rezilliğin dibini boylamış durumdalar... Son yıllarda kendi teşkilatlarında patlak veren "taciz, tecavüz ve gayrimeşru ilişki" rezaletlerini görmezden gelen...

Allah'ın lanetlediği "eşcinsel sapkınlığı" meşrulaştırmak için son kongrede "Parti Programı"nı güncelleyen...

Toplumun ahlaki değerleriyle bağdaşmayan bazı hayâsız eylemleri "özel hayat" kalkanıyla koruma altına alan CHP yönetim kademesi, 28 Şubat'ta semirtilen bu canavarın kurbanı oldu.

Başta İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı olmak üzere bağımsız yargı eliyle ve üstelik şeffaf şekilde yürütülen her soruşturmanın sonu muhakkak CHP'li yöneticilerin "uçkur rezaletleri"ne dokundu.

İBB'ye yönelik soruşturma kapsamında hazırlanan iddianamelerde; "kiralık jetlerde", "otel odalarında" ve "lüks villalarda gerçekleşen fuhuş partilerinde" hangi rezilliklerin yaşandığını ibretle okuduk.

Uşak'ta, Görele'de, Antalya Büyükşehir Belediyesi'ne çöken "Böcek" ailesinde patlak veren rezaletler karşısında hepimizin midesi bulandı.