Deprem oluyor, Ekrem içerideymiş!

Deprem oluyor, Ekrem içerideymiş!

ZEKERİYA SAY

Bütün engellemelere rağmen AK Parti iktidarının en başarılı olduğu konulardan biri hiç kuşkusuz "kentsel dönüşüm" çalışmalarıdır.

"Biz hükümet olarak 'kentsel dönüşüm çalışması yapacağız' dedik. 'Bedeli ne olursa olsun' dedik, 'oy kaybedeceksek kaybederiz' dedik ve kentsel dönüşümü başlattık" diyen Başkan Erdoğan, daha en başında bu konudaki kararlılığını ortaya koydu.

Merhum İBB Başkanlarından Kadir Topbaş da "Bir deprem olduğu zaman Allah korusun çocuklarımızı kurtaramayız. Biz bunun için kentsel dönüşüm yapıyoruz ve doğru olanı yapmak zorundayız" diyerek, "kentsel dönüşümden" vazgeçmeyeceklerini söylemişti.

Buna rağmen CHP ve arka bahçesi konumundaki karanlık odalar, kolonları tir tir titreyen ve insan hayatını tehdit eden tabut evlerin dönüştürülmesine karşı çıktılar.

Kentsel dönüşümü, "rantsal dönüşüm" diye yaftalayan bu kesimin önde gidenleri, "Kentsel dönüşüm adı altında iktidara oluk oluk milyon dolarların akıtıldığı" iftirasını devreye soktular. İçerisinde bol bol "teknik terimlerin" yer aldığı ifadelerle, insanlara güvenlik ve konfor getiren projelere karşı çıktılar. Örneğin 2006 yılında, depreme karşı önlemleri hızlandırabilmek ve özellikle deprem riski taşıyan yapılar ile gecekonduları ortadan kaldırmak için 'Dönüşüm Alanları Hakkında Kanun Tasarısı' hazırlayan AK Parti hükümetine ilk tepki gösterenler "CHP" ve "Şehir Plancıları Odası" oldu.

İstanbul Büyükşehir Belediyesine yönelik 19 Mart'ta düzenlenen operasyonda tutuklanan İBB Genel Sekreter Yardımcısı ve İPA Başkanı Buğra Gökçe, o dönem "TMMOB Şehir Plancıları Odası Başkanı sıfatıyla yaptığı açıklamada;

"Dönüşüm alanlarında yaşayanların sosyoekonomik koşullarının düzeltilmesine yönelik hiçbir düzenleme olmadığı" şeklindeki uyduruk gerekçeler öne sürerek, tasarıya karşı çıktı. Her meselede dini cemaatleri hedef almayı alışkanlık haline getiren bazı CHP'liler de hiç utanmadan, tasarının yasalaşmasıyla "tarikat mahalleleri kurulacağı" iftirasını devreye soktu.

CHP ve avanesinin "yıkıcı" muhalefetine rağmen hizmet üretmeye çalışan ve "deprem" gerçeğinin farkında olan Başkan Erdoğan ise Türkiye'nin bundan sonraki yol haritasının ana başlıklarından birinin 'deprem' olduğunu ifade ederek;

"Fay hattının üzerinde bulunan binaların depreme karşı dayanıklı hale getirilmesi, deprem dönüşümlerinin sürdürebilirliğinin sağlanması olmazsa olmaz hedefimizdir. Bu aşamadan sonra, doğal afetlere, özellikle de depreme hazırlıklı şehirler inşa etmenin gayreti içinde olacağız" dedi.

"6306 Sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkındaki Kanun" tasarısını Meclis'ten geçirerek bu konudaki kararlılığını gösterdi. CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökhan Günaydın ise çıkar çıkmaz iptal ettirmek için Anayasa Mahkemesi'ne koştukları 6306 sayılı kanun tasarını topa tutarak, "Mülkiyet hakkına tecavüz ediliyor" yaygarası kopardı.

Bununla da yetinmeyerek, "Bu tasarı yoksulun barınma hakkını yok sayan yeni bir sürgün fetvasıdır" diyerek, kentsel dönüşümün "dayatmacı rantsal dönüşüm" anlamına geleceğini savundu.

Aynı zamanda "Sismolog" olan CHP milletvekillerinden Haluk Eyidoğan da "Riskli alan ile riskli yapı tanımlarında sıkıntı var" gerekçesiyle tasarıya karşı çıktı.

"Gezi" ihanetine verdiği destekten dolayı cezaevinde yatan TMMOB Mimarlar Odası Afet Komisyonu üyesi Mücella Yapıcı da o dönem "Bu yasa bütün ülke topraklarını deprem korkusunu kullanarak inşaat sermayesine açma projesidir" diyerek algı yürüttü.

Yine "Gezi Parkı Davası" kapsamında 18 yıl hapis cezası alan ve buna rağmen Ekrem İmamoğlu tarafından İBB Şehircilik Proje Koordinatörü yapılan Tayfun Kahraman da "Yasanın riskli alan tanımı; esas amacın riskli yapıları dönüştürmekten çok rantla ilgili kâr beklentisini ifade ediyor. Çünkü riskli alanlar içine risk taşımayan alanlar da girebilir"