Kimilerine göre o yıllar "sansür dönemi" olarak anılsa da...
Gazeteciler, akçeli iddialarla gündeme gelmemiştir.
Cumhuriyet döneminde ise Türk basını ve gazeteciler, "para karşılığı yayın, resmi/örtülü destek, yabancı kaynaklardan yardım veya rüşvet" iddialarıyla anılmıştır.
İsmi bu tür akçeli işlerle karışan ilk kişi ise hiç kuşkusuz, 'Genç Cumhuriyet'in "gözde" gazetecilerinden olan Yunus Nadi'dir.
Almanya'da çıkarılan bir yasayla, ülkeye dışarıdan her türlü mal girdisi yasaklandığı halde, "halı tüccarı" olan kayınbiraderi Sabur Sami için Alman Büyükelçiliği'ne başvuran Nadi,
Almanya'ya halı ihraç etmek için "istisnai imtiyaz" talebinde bulunuyor ve Büyükelçilik bu talebi yerinde bulunca, Türkiye'de sadece Yunus Nadi için ithalat(!) izni çıkartılıyor.
Dönemin Alman Büyükelçisi Rudolf Nadolny, verdiği bu izin ile ilgili 22 Ekim 1924 tarihinde "gizli" ibareli bir yazı yazarak, Alman Dışişlerini şöyle bilgilendiriyor:
"Yunus Nadi'ye verilecek olan bu hizmet onun için kesinlikle maddî bir anlam
taşımaktadır, ancak bunun karşılığı politik olarak ödenecektir. Adı geçen kişi, şimdiden sağladığımız maddi imkâna karşılık, 'buna' hazır olduğu konusunda anlayış gösterdiğini belirtmektedir. Daha önce sözü edildiği gibi kendi isteğinin yerine getirilmesi durumunda hiç alışılmadık biçimde bize kolaylık göstereceğine işaret etmektedir"
Böylece...
Alman yanlısı olduğu için ismi "Yunus Nazi"ye çıkan Yunus Nadi, Almanya'dan ticari imtiyaz karşılığında politik destek sözü vermiş ve kalemini Almanlara kiralamıştır.
Ayrıca, Fransa'dan da aylık ödeme aldığı yönünde iddialar gündeme getirilmiştir.
1950'lerde, Demokrat Parti iktidarında da "örtülü ödenek"ten birçok gazete, dergi ve gazeteciye "tesis masrafı, abone, borç, bağış" adı altında ödemeler yapıldığı öne sürülmüştür.
Bu tür iddialar, "Besleme basın" eleştirilerinin dayanaklarını oluştursa da...
Medyanın "parayla imtihanı" vesayetin hüküm sürdüğü 90'lı yılların karanlığında ayyuka çıkmıştı.
1990'ların sonlarında, gazete patronlarının hayali banka sahibi olmak, bankacıların hayali de güçlü medya kuruluşlarına sahip olmaktı...

28