Biri dünyayı yiyor diğerinden yemeğin parası isteniyor!
ZEKERİYA SAY
Tevfik Fikret "Han-ı Yağma" şiirinde ne diyordu
"Yiyin efendiler yiyin Bu han-ı iştiha sizin aksırıncaya, tıksırıncaya kadar yiyin!"
Türkiye, 19 Mart'tan beri CHP'li İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde dönen yağmayı konuşuyor
Savcılık ifadesinde ısrarla aylık "250 bin liracık kazandığını" iddia eden Ekrem İmamoğlu ve suç şebekesi, İstanbul'un tam 560 milyar lirasını buhar etmiş.
Tabii, AK Parti iktidarı öncesini bilenler için "560 milyar lira" demek kolay
O yıllarda Türk lirasında fazladan "6 sıfır" olduğu için bu rakamları halk günlük hayatında telaffuz ediyordu.
Ama İmamoğlu Suç Örgütü(İSÖ)nün götürdüğü parayı gözünde canlandırmaya kalktığınızda işin rengi değişiyor.
Çünkü çalınan paranın değeri şöyle dursun, kütlesi bile korkunç.
Birileri, olay daha iyi anlaşılsın diye oturmuş, çalınan paranın hesabını şöyle yapmış:
"1 milyon TL" karşılığı 200 liralık banknotların ağırlığı 5.5 kg yapıyormuş.
İmamoğlu Suç Şebekesi'nin çaldığı öne sürülen 560 milyar TL ise 3 bin 135 tonu buluyor.
Bir kamyonun ortalama 30 ton taşıdığını varsaydığımızda, paranın taşınması için tam 105 adet kamyon gerekiyor.
Bu nasıl korkunç bir rakamdır böyle
Sıradan insanlar kamyonetle ev taşırken perişan oluyor, bunlar çaktırmadan geleceğimizi aşırmış
Tabii birileri belediyelerde kurdukları "iştah sofraları"nda aksırıncaya kadar, tıksırıncaya kadar tüyü bitmemiş yetimin hakkını hamuduyla yutarken
Diğer yanda sessiz sedasız ne dramlar yaşanıyor!
Bunların başında hiç kuşkusuz, 1993 yılından beri CHP zihniyetinin sistematik linçine maruz bırakılan Sivas Mazlumları geliyor.
Ateist-sol kesimlerin tahrikleriyle başlayan ve 37 kişinin ölümü ile sonuçlanan Madımak Otel'indeki yangın sonrası haklarında hiçbir görüntü, şahit ve somut delil olmamasına rağmen dönemin güdümlü yargısınca idam cezasına çarptırılan mazlumlar, geride bıraktığımız şubat ayında sessiz sedasız tahliye oldular.
"Yaşlılık, sürekli hastalık" ve "bunama" gerekçesiyle Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle affedilen 28 Şubat'ın cuntacı paşaları, cezaevinden tahliye olduklarında sevinçten neredeyse bir tek davul-zurna çaldırmadıkları kalırken
AYM'nin kararının ardından Kırıkkale E Tipi Cezaevi'nde bulunan 2, Bolu T Tipi Cezaevi'nden kalan 1, Kayseri Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nda çile dolduran 2, Tokat T Tipi Cezaevi'nde yatan 6 ve Sivas E Tipi Cezaevi'nde çile dolduran 6 mazlum, 32 yıl sonra özgürlüğüne kavuştuğunda Laikçi azgınlar ortalığı velveleye vermesin diye, ailelerin de talebiyle biz bu tahliyeleri haber bile yapamadık.
CHP zihniyetinin temsilcilerinden Erdal İnönü ve Murat Karayalçın'ın Devlet Bakanı, mezhepçi Seyfi Oktay'ın Adalet Bakanı, Fikri Sağlar'ın Kültür Bakanı olduğu 1993'te sahnelenen Sivas olaylarında kirli iftiralara, düzmece yargılamalara kurban giden ve gençliğinin baharını dört duvar arasında geçiren 17 mazlumun şartlı salıverilmesine sadece içten içe sevinmekle yetindik.
Hatta!..
Cezaevindeyken disiplin cezası adı altında psikolojik işkenceye tabi tutulan, hak etmediği disiplin soruşturmaları ile canından bezdirilen ve "delici bir suç aleti" sayılarak elinden ekmeğini kazandığı "tığ"ı ve "boncukları" alınan Sivas mazlumu Mevlüt Atalay, tahliyesinin ardından Akit TV'nin canlı yayınına katıldı diye.. Bizzat bu fakiri arayıp, "Niye tahliye edildiklerini duyuruyorsunuz" diye fırça atanlar oldu.
Tabii biz sessiz kaldıkça,

85