Akinan "Kan Uykusu"ndan uyanmış!

Akinan "Kan Uykusu"ndan uyanmış!

Zekeriya Say

Serdar Akinan

1987 yılında, henüz 17 yaşında iken gazeteciliğe adım attı. Gündüz, Fransız "papaz okulu" Saint Benoit Lisesi'nde öğrenim görüyor, gece zorla kabul edildiği Milliyet gazetesinde çalışıyordu. Dört yıl burada çalıştıktan sonra Cumhuriyet gazetesine, 1992 yılında ise "Hortumcu" Cem Uzan'ın kurduğu ilk özel televizyon kanalı olan Star TV'ye, "polis muhabiri" olarak adım attı.

Sonra Can Dündar onu Mehmet Ali Birand ile tanıştırıp, 32.Gün'e çağırdı.

Akabinde Number One TV, CNN Türk, NTV ve Haber Türk gibi yeni kurulan kanalar arasında dolaştı. Pakistan'ın en büyük haber kanalı olan ve Amerikalılar tarafından kurulan GEO TV'nin kuruluşunda bile yer aldı. Mehmet Emin Karamehmet'in SKY Türk'ü ile Akşam gazetesinde çalışmayı da ihmal etmedi. Kanal kanal dolaşıp bir türlü dikiş tutturamayınca

"Sınır ötesinde geçip kaçakçılardan mermi satın aldıklarını" ve bu mermilerle güya "PKK terör örgütünü nasıl perişan ettiklerini anlatan" bazı "partalcı" komutanlarla, "Kan Uykusu" isimli bir belgesel çekti.

Aynı Akinan daha sonra Kandil'e giderek, bu defa terör örgütü PKK'nın sözde lideri Murat Karayılan ile görüştü.

Yetmedi eli kanlı PKK'lıların sözde "kahramanlık" hikâyelerinin yer aldığı "Silahların gölgesinde bir kadın hareketi" adlı bir kitabımsı yazdı.

Akinan'ın ismi daha sonra "Ergenekoncu"larla anıldı. Tutuklanmamak için yurt dışına kaçtı.

Başkan Erdoğan'ın iradesiyle FETÖ tehdidi bertaraf edildiğinde ise ver elini Türkiye

Tabii herkes onun aslında "kim" olduğunu çok iyi bildiği için medya sektöründe iş bulamadı.

Gezi ihaneti sırasında kendisi gibi bir grup gazeteci ile Vagus adlı internet sitesini kursa da reklam alamadığı için sitesi battı.

Çatalca'daki evinde "Çiftlik" adında bir mekan kurup, ticarete atıldı ama buradan da eli boş döndü.

Nihayetinde evini satıp Suriye'de, Kolombiya'da "belgeseller" çekti.

Fakat bu belgeselleri kimse yayınlamaya yanaşmadı.

Elindeki son para ile "Gönüle aydınlık veren" manasında "Efruz" adını koyduğu bir lokanta açtı.

Mutfağa girip kendi elleriyle pişirdiği yemekleri kimse yemediği için bu macerası da kısa sürede bitti.

Ne yemekleri Ne de PKK'dan FARC'a, El Kaide'den IŞİD'e kadar terör örgütleriyle yaptığı röportajları tutmayan

Ne tam "aşçı" ne de tam "gazeteci" olabilen Akinan, tüm yandaşlar gibi sonunda nasıl güleceğini iyi biliyordu.

Anında kapağı CHP'li Mersin Büyükşehir Belediyesi'ne attı.

CHP'li Başkan Vahap Seçer, ayda 5 tane 90 saniyelik reklam filmi karşılığında Akinan'a mütemadiyen her ay 375 bin TL maaş ödedi.

Bu da iki sene önce yıllık tam 4 milyon lira keş para demekti.

Üstelik Akinan'a belediyeden personel ve ekipman desteği sağlandığı da o dönem haberlere yansıdı. Yine belediyeden kendisine ve ailesine de özel araç tahsisi yapıldığı iddia edildi.

Mersin'deki "akar"ı kesilince de "Youtuber"lığa heves etti. Buradan analizler kasarak, dikkat çekmeye çalıştı.

Önüne gelene iftira atan Muhammed Yakut'un saçmalıklarını gündeme getirerek dikkat çekmeye çalışırken bir gün sabah saat 05.16'da kapısını polis çaldı.

Herkes uyurken Twitter hesabında yaptığı paylaşımda, "Gözaltına alınıyorum. Ayvacık ilçe emniyete götürülüyorum" diyerek ortalığı ayağa kaldırmaya çalıştı.

Mağdur ayağına yatma girişimi akim kalınca, Youtube'dan tık kasma çalışmaları devam etti.

Doğrusunu söylemek gerekirse, ara sıra gözüme ilişse de hiçbir videosunu tamamen izlemedim. Derken, dün tam da yazıyı kaleme alacağım sırada bir gazeteci dostum,