Siyaset Terzileri İş Başında: "İyi" Olmadı, "Zafer" Tutmadı, "Anahtar" Verelim...

Son yıllarda dikkat çeken gelişmelerden biri milliyetçi ve merkez sağ seçmen üzerinde etkili olabilecek yeni siyasi kanalların art arda üretilmesi çabasıdır. Bu süreci parti değişiklikleri veya liderlik mücadeleleri üzerinden okumak eksik kalır. Daha geniş açıdan bakıldığında Cumhur İttifakı'nın toplumsal tabanını oluşturan seçmen gruplarını farklı siyasi adreslere yönlendirmeye dönük sürekli bir arayışın ortaya çıktığı görülmektedir.

Bu arayışın ilk önemli halkası İYİ Parti oldu. 2015 sonrasında MHP'yi ele geçirme çabalarının başarısızlığının akabinde Parti içerisinde yaşanan ayrışmayla birlikte İYİ Parti'nin kuruluşu MHP'nin siyasi ağırlığını azaltacak yeni bir milliyetçi merkez oluşturulacağı beklentisi üzerineydi. Parti, MHP'den ayrılan seçmenle birlikte merkez sağ ve iktidar karşıtı farklı kesimleri de bünyesinde toplamayı hedeflemişti. Kamuoyundaki yoğun ilgi ve bazı araştırmalarda elde edilen yüksek oranlar, bu projenin kısa zamanda çok daha büyük bir siyasi sonuç üreteceği beklentisini güçlendirdi. Fakat sonuç beklendiği gibi olmadı. İYİ Parti, MHP'nin yerini alamadı. Daha önemlisi Cumhur İttifakı'nın karşısında tek başına belirleyici bir siyasi merkez oluşturamadığı gibi 2023 seçimlerine giden süreçte Altılı Masa içerisinde yer alarak CHP merkezli geniş muhalefet blokunun bir parçası haline geldi. Burada önemli bir siyasi çelişki ortaya çıktı. MHP'den ayrılarak milliyetçi bir alternatif oluşturma iddiasıyla yola çıkanlar Cumhur İttifakı karşıtı bir siyasi ittifakın içerisinde konumlandı. Bu ittifakın HDP/DEM çizgisiyle kurduğu siyasi temaslar da İYİ Parti'nin milliyetçi kimliği açısından ciddi bir sorgulama alanı oluşturdu.

2023 Milletvekili genel seçimi ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri bu stratejinin trajik sonucunu ortaya koydu. Cumhur ittifakı TBMM'de çoğunluğu elde etti ve Recep Tayyip Erdoğan yeniden Cumhurbaşkanı seçildi. İYİ Parti üzerinden Cumhur İttifakı'nın siyasi tabanını dönüştürme ve iktidar değişikliğine zemin hazırlama beklentisine millet izin vermedi. Dahası İYİ Parti'nin kendi içerisinde yaşadığı ayrışmalar yeni bir çok siyasi hareketin ortaya çıkmasına yol açtı. Zafer Partisi bunun ilk belirgin örneğidir.

Ümit Özdağ'ın İYİ Parti'den ayrılmasıyla kurulan Zafer Partisi özellikle sığınmacılar, göç ve demografik değişim konularını siyasal gündemine taşıdı. Bu konular üzerinden bir siyasi görünürlük elde etti. Fakat görünürlük ile seçim gücü arasında beklenen ilişki kurulamadı. Zafer Partisi de Cumhur İttifakı karşısında geniş bir siyasi alternatif oluşturamadı.

Böylece dikkat çekici bir siyasi döngü ortaya çıktı: MHP'den yeni bir siyasi kanal çıkarıldı. Bu kanalın MHP'nin ağırlığını kıracağı düşünüldü. İYİ Parti beklenen sonucu vermedi. İYİ Parti'nin içerisinden yeni bir siyasi kanal çıktı. Bu kez Zafer Partisi üzerinden yeni bir siyasi beklenti oluşturuldu. Fakat bu girişim de Cumhur İttifakı'nın siyasi dengesini değiştirecek ölçekte bir sonuç üretmedi.

Bugün ise benzer bir arayışın Anahtar Parti üzerinden denendiği görülmektedir. Burada dikkat edilmesi gereken nokta Anahtar Parti'nin kuruluşunun arkasında mutlaka belirli bir "proje" bulunduğunu kesin bir gerçek olarak ilan etmek değildir. Siyasi sonuçlar bakımından olaya yaklaşıldığında İYİ Parti, Zafer Partisi ve Anahtar Parti silsilesi üzerinden aynı seçmen alanında art arda yeni siyasi kanallar oluşturulması dikkat çekici bir örüntü meydana getirmektedir.

Özellikle Anahtar Parti'nin bazı kamuoyu araştırmalarında toplumsal görünürlüğünün ötesinde öne çıkarılması partinin gerçek siyasi ağırlığı konusunda soru işaretlerini beraberinde getirmektedir. Elbette bir siyasi hareketin birkaç ankette yüksek oranla ölçülmesi onun toplumda kalıcı bir karşılığa sahip olduğunu kanıtlamaz. Nitekim 2026 yılı içerisinde yayımlanan bazı araştırmalarda Anahtar Parti'nin oy oranında istikrarlı bir yükseliş görülmemektedir. Dolayısıyla burada asıl tartışılması gereken, Anahtar Parti'nin varlığı değil siyasi kapasitesinin üzerinde bir güç görüntüsü oluşturulup oluşturulmadığıdır. Bu soru geçmiş deneyimler nedeniyle önemlidir.

İYİ Parti de kuruluş döneminde benzer biçimde büyük bir siyasi değişimin habercisi olarak sunulmuştu. Zafer Partisi de belirli dönemlerde kamuoyu ve medya ilgisi üzerinden olduğundan daha büyük bir siyasi aktör görüntüsüne kavuşmuştu. Fakat her iki örnekte de kamuoyunda oluşan beklenti ile sandıktaki sonuç arasında ciddi farklar ortaya çıktı. Bu nedenle Anahtar Parti konusunda da anket verilerinden önce toplumsal karşılığa bakmak gerekir. Cumhur İttifakı'nın karşısında yeni bir siyasi aktör oluşturmanın en önemli sonucu eğer başarılı olursa yeni seçmen üretmekten çok mevcut seçmen bloklarının parçalanması olacaktır. Tam da bu nedenle milliyetçi ve merkez sağ seçmen üzerinde etkili olabilecek yeni partilerin art arda ortaya çıkması siyasi açıdan önem taşımaktadır.

Mesele bir partinin birkaç puan oy temerküzü değildir. Mesele Cumhur İttifakı'nın siyasi tabanında bulunan seçmenin farklı adreslere yönlendirilmesi halinde ortaya çıkacak sonuçtur. Bu açıdan bakıldığında İYİ Parti, Zafer Partisi ve bugün Anahtar Parti etrafında oluşan tartışmalar birbirinden tamamen kopuk gelişmeler olarak görülmemelidir. Her yeni parti kendi siyasi gerekçeleriyle ortaya çıkmış olabilir. Her birinin içerisinde farklı aktörler, farklı amaçlar ve farklı siyasi hesaplar bulunabilir. Ancak ortaya çıkan toplam sonuç milliyetçi ve merkez sağ seçmenin çok sayıda siyasi kanala ayrılmasıdır.

Böyle bir parçalanmanın Cumhur İttifakı açısından taşıdığı siyasi anlam açıktır. Cumhur İttifakı'nın karşısında tek ve güçlü bir alternatif oluşturmak yerine aynı seçmen havuzunda çok sayıda siyasi kanal meydana geldiğinde muhalefetin toplam siyasi enerjisinin de parçalanması söz konusu olabilir. Bu durum iktidar değişikliği hedefleyen siyasal stratejilerin başarıya ulaşmasını kolaylaştırmak yerine tam tersine farklı aktörler arasındaki rekabeti artırabilir.