Zaman ve mekâna yayılan Ramazan medeniyeti (2): Metropol mü, Medine mi

İnsanın mekânla ilişkisi, şehri; zamanla ilişkisi de medeniyeti inşa eder.

Şehir, insandır, insansa "büyük şehir", "büyük âlem" hatta. Nebevî yolculuk bize bu güzel fikri hediye eder.

Müslüman şehir, insan yeşerten bir imkânın mekanıdır. İnsan, Kemal merdivenlerini tırmandıkça bir dünya inşa eder. Bu başka dünyalarla buluşunca, enfesten âfâk'a akınca, medeniyet şekillenmeye, Kemal merdivenlerini tırmanan insan zamanı şekillendirerek, zamana ruh üfleyerek medeniyeti inşa etmeye başlar.

MTO Azerbaycan Temsilcisi Vuqar Azizov kardeşim, bendenizin Ramazan medeniyeti yazılarından ilhamla ve ona muazzam boyutlar kazandırarak nefis Ramazan medeniyeti yazıları yazdı.

Metropol ve Medine farkı üzerinden yazdığı bu yazı hem lezzet dolu hem de fikir yüklü.

Düşünmeye kışkırtıcı.

Zihin açıcı okumalar…

***

METROPOL MÜ, MEDİNE Mİ

Bu soru basit bir şehircilik sorusu değil, doğrudan insan tasavvuru, zaman anlayışı ve medeniyet ontolojisi sorusudur. O yüzden cevabı "şehir planı farkı" gibi vermek metni öldürür. Meseleye kökten bir yaklaşım gerekiyor.

1. Mesele şehir değil, "insan"dır.

Medine de metropol de bir sonuçtur. Sebep ise insanın kendini nasıl gördüğüdür. İnsan kimdir, nereden gelir ve nereye gider Bu sorulara verilen cevap değişince şehir de değişir.

Şehir mimarisi, insanın ruh hâlinin eseridir. Ancak meseleyi sadece psikolojiye indirgemek de eksik bırakır. Burada içsel faktörlerle beraber dışsal etkiler de var.

Bu yaklaşımdan giderek şehrin daha derinde bir fikrin ve inancın tecellisi olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü keyfi diye bildiğimiz bir davranış biçimi bile kendi normunun uzantısıdır. O zaman mesele insandır. Ama hangi insan

-İnsan-ı Kâmil

-Hümanizm

Dünya bu iki bakış açısı arasında. Ama maalesef birincisi, onu temsil edenlerce farkında olmadan ikinciye teslim edilmektedir. Ki buradan ikincinin fikrî ve ideolojik normları dünyada tek standart ölçü olarak kabul edilmiş durumdadır.

2. Medine nedir (Ontolojik tanım)

Medine, kelime köküyle din (hesap, nizam, borç, sorumluluk) kökeninden geliyor. Medenî kelimesi de burdan geliyor. Terbiye edilmiş insanın şehridir, eseridir burası. Ahlâkla kurulan şehir. Ahlâk, hûlk kelimesinden gelir. Yaratılış fıtratından doğan hakikatin eseri olan şehir. Mevlana'nın "dinle" diye başladığı Mesnevîsinin mimariyle buluştuğu şehirlerin özüdür Medine. Çünkü insan, hakikati dinlediği ölçüde hayatı anlar ve ona anlam katabilir.

Medine'nin özünde şunlar var: insan kuldur, zaman emanettir, mekân meskûndur. Güç adalettir. Medine insanı ezmez, yetiştirir; kalabalık üretmez, cemaat ortaya çıkarır. Hızı yıkar, vaktin insanını tabiatın harmonisine uyumlu hâle getirir.

Medine sadece harita üzerindeki yer olarak algılanırsa eksik kalır. O, bir yaşama biçimidir. İnsan-ı Kâmilin melekûtî âlemden mülk âlemine bir hediyesidir. Hakikatin tohumudur.

3. Metropol nedir (Ontolojik tanım)

Metropol, modern çağın ürünüdür. Merkezî iktidar, sermaye, hız, kontrol ve tüketim gibi unsurları ihtiva eder. Metropol insan için değil, insandan yapılmış şehirdir. Medine'deki tanımdan farklı olarak burada

İnsan merkezdir (hümanizm);

Zaman akıştır (tüketilir);