Üç Ayların huzur ve ruh yeşerten iklimi: Direniş, diriliş ve "varoluş" mevsimi

Üç aylara bu yıl da hüzün ve öfkeyle giriyoruz, Gazze'de sözümona ateşkes ilan edildi ama zulüm, katliam sürüyor…

Türkiye, Çin vatandaş-larına vizeyi kaldırdı ama Çin kendi ülkesindeki Doğu Türkistanlı Müslüman yurttaşlarına bile vize vermiyor hâlâ: Doğu Türkistan kan ağlıyor, zulüm, Çin işkencesi bir türlü bitmek bilmiyor…

Hindistan'daki Müslümanlar inanılmaz bir katliam ve sürgüne maruz kalıyorlar…


ŞEYTAN ADAMLAR VERSUS HAKİKATİN YILMAZ, HAKİKATLİ ÇOCUKLARI

Gazze'de inanılmaz korkunç şeytanî yollara başvuruyor katil İsrail devleti ve Netanyahu ifriti: Netanyahu 2025'in son günlerinde 5. kez gittiği ABD'den korkunç planlarla dönüyor: Gazze dâhil Filistin'i Filistinlilerden temizleyecek -ve muhtemelen Somaliland'a sürecek- bir insanlık suçuna imza attılar Florida›da ABD Başkanı Trump'la birlikte! Trump güya Yahudilerle savaşıyor Amerika'da! Yahudilerle savaşanı böyle gaddar oluyorsa, Yahudilerin kulu kölesi olanı ne kadar aşağılık biri oluyordur, siz tahayyül edin artık!

Bütün kirli, iğrenç çamaşırları ortaya döküldü Batılı liderlerin Epstein belgeleriyle: Biden ve Trump başta olmak üzere bütün belli başlı Batılı liderlerin nasıl iğrenç, pis bir ağın içinde oldukları anlaşılıyor! Obama ve Clinton başrollerde! İğrençsiniz gerçekten çocuklara cinsel saldırıda bulunmak, kanlarını içmek ne demek Siz insan değilsiniz! Belhüm edall'siniz! Tarihe karanlık leke olarak gireceksiniz!

Korkunç şeytanî varlıklar bunlar! Katliama neden sessiz kaldıkları şimdi anlaşılıyor: Kirli çamaşırlarının ortaya çıkması korkusu!

İslâm ne kadar büyük bir nimet insanlık için: En zor anında zorbalığa direnmesini de sağlıyor insanın! En güzel anında dünyayı cennete çevirmesini, bu dünyaya cennetten iz taşıyan kardeşlik ve ruh dolu bir hayat inşa etmesini de! Örnekse, Endülüs ve Osmanlı medeniyetleri!

Endülüs'ü, Osmanlı'yı yok etmiş olabilirler ama bu bizim direniş, diriliş ve varoluş ruhumuzu yok edebilecekleri anlamına gelmez! İyiliğin, güzelliğin ve hakikatin gürül gürül akan pınarları, güzergâhları onlar. En zor zamanlarda insana insanlığını hatırlatan armağanları Rabbimin.

Hamdolsun sonsuzca ve sınırsızca…

İnsana insanlığını sadece İslâm'ın armağan ettiğini Gazze ispat etti bir kez daha.

Dünya yeterince kirlendi! Arındırıcı, diriltici bir mevsime o kadar ihtiyacımız var ki!


DİRİLTİCİ, LEZÎZ BİR BAHAR MEVSİMİ

İnsana kemal merdivenlerini tırmandıran, insanı arındırıp kendine getiren bir mevsime girdik hamdolsun. Kutlu bir iklime…

Rahmet, mağfiret ve bereket mevsimi üç aylara girdik Allah'a (cc) hamd olsun.

Hüzün ve öfke ile dolarak…

Bahar mevsimine denk gelmese de, üç aylar, aslında manevî bir bahar mevsimidir her zaman: Bizi dünyanın kirlerinden arındıran, adım adım Rahmet-i Rahmân'a yaklaştıran, mâsivâ'yı aşarak mâverâ'nın diriltici, saflaştırıcı, safları sıkı tutmamızı sağlayıcı, kalbimizi yumuşatıcı, yüreğimizi bütün varlıklara açıcı ulvî iklimine ulaştıran bir biliş, buluş ve oluş, bir direniş, diriliş ve varoluş mevsimi...

O yüzden kadrini, kıymetini iyi bilmeli, bize bu tür vesileleri hediye eden Rabbimize hakkıyla şükretmeli. Daha önce de paylaştığım ve bir hayli geliştirerek, zenginleştirerek sizlere sunduğum bu yazıda üç ayların anlam ve önemini hisettirmeye çalışacağım…

Üç aylar: Çok katmanlı, nefis bir mânâ iklimi; diriltici, leziz bir "bahar" mevsimi...

Kendince Hakk'ı tesbih eden, kozmik teslimiyetin zirvesi dağın-taşın...

tohuma kucak açan toprağın...

ruh aşılayıcı bir nefesle dur durak demeden ince ince, sessizce esen rüzgârın...

gürül gürül akan, geçtiği her yeri sulayan, yıkayan, arındıran ve toprağı tohuma gebe bırakan ırmağın...

taptaze meyveler veren, yemişler armağan eden ağaçların...

hep birlikte, kendi dillerince, kendilerince eşlik ettikleri yeniden-doğuş, yeniden-doğruluş merasimi...

Muazzam bir toparlanış, arınış ve direniş, muazzez bir silkiniş ve diriliş bestesi, leziz bir varoluş mevsimi...

Ve herkese ruh üfleyici, herkesi kendine getirici, yol gösterici derin bir mânâ atmosferi...


SONSUZLUK DERYASI...

"Mânâ" kelimesi ile "manevî" kelimesi, aynı köktendir.

Ruh ikizidir.

İkisi de aynı kökten gelir, aynı kök'e yönelir, bizi de aynı köke yöneltir: Göğe yani.

Müslümanın fikrinde de, zikrinde de, şükründe de aynı Gök-ekini, aynı Ulvî Kaynak, meyve verir: Hayatın mânâ'sı, hem zâhir'e bakar, hem bâtın'a akar; böylelikle çok katmanlı bir dünya sunar...

Sadelik'le derûnîlik medcezirinde, bu dünya'yı, dünya'nın ayartıcı, geçici sınırlarını, sınırlamalarını aşar, insanı sonsuzluk deryasına taşır...

Müslüman'ın zihin, kalp ve ruh hayatında herhangi bir şeyin anlamı, hem fizik hem de fizikötesi anlamları ihata eder; varedici, hayat bahşedici, ruh'la beden'i bütünleştiren tevhîdî bir muhite işaret eder.

İşte hayatı, seküler / parçalı değil bütüncül kavrayan ve kucaklayan bu tevhîdî dünya idraki, üç aylarda adım adım, hazmedile hazmedile hayata geçirilir...

Mânâ ile madde, öte'yle bura, enfüs'le âfâk, bâtın'la zâhir, iç'le dış, dikey eksen'le yatay eksen, görünmeyen'le görünen, bütün'le parça birleştirilir.