Türkiye'nin istiklal ve istikbali tehlikeye düşerse... (3)

Türkiye'nin bağımsızlık mücadelesi, zihnî / kültürel bağımsızlık mücadelesidir. Türkiye'nin İstiklal Savaşı'ndan sonra kazandığı bağımsızlık kültürel, zihnî ve siyasî bağımsızlık değildir; yalnızca "teritoryal" bağımsızlıktır; yani toprak bağımsızlığıdır.

"Teritoryal" bağımsızlığı Lozan'la kazandık. Lozan bizim bedenimizi kurtarmamız ama ruhumuzu yitirmemiz demekti.

TÜRKİYE ZİHNÎ / KÜLTÜREL BAĞIMSIZLIĞINI YİTİRDİ!

Başka bir ifadeyle, Lozan, kültürel bağımsızlığımızı yitirdiğimizi, kültürel intiharın eşiğine sürüklendiğimizi resmen, cebren ve hile ile ilan etmemizdir. Bu Türkiye'nin epistemik köleleşme ve ontolojik yok oluş sürecinin eşiğine sürüklenmesidir. Lozan zihin dünyamızı yıktı, hayat-dünyamızı yerle bir etti; dünyasız, iddiasız, T. S. Eliott'ın muhteşem ifadesiyle, tastamam "çorak bir ülke" icat etti.

Savaşmadan bu ülkenin zihnî / kültürel bağımsızlığını kaybetmesi demekti'r bu!

Türkiye, fiilen sömürgeleştirilmedi ama zihnen sömürgeleştirildi: Türkiye'de devlet, devletin bütün kurumları İslâm'dan arındırıldı, laikliğe göre yeniden yapılandırıldı. Toplumun zengin kültürel hafızası sıfırlandı, derin tarihî ufku daraltıldı.

Toprak bizim ama tarlayı başkaları sürüyor iki asırdır...

Bu toprakları, yani bedenimizi koruduk ama bu toprakları bize vatan yapan ruhumuzu, zihin dünyamızı, gökkubemizi yitirme tehlikesiyle karşı karşıyayız.

Bu tehlike sürüyor hâlâ...

Bu toplumun ruhunun, zihin dünyasının, gökkubbesinin yegâne kaynağı İslâm, İslâmî duyarlıklar, anlam haritaları çok büyük darbe yedi iki asırlık modernleşme (yani köklerimizden, kendimizden kopuş, yok oluş) tarihimiz boyunca.

Sait Halim Paşa'nın dediği gibi geldiğimiz nokta şu: "Batılılar yapar, biz yıkarız."

Cumhuriyet modernleşmesinin kurucu kadrosunun öncü isimlerinden Şevket Süreyya Aydemir'in de farklı dünya görüşlerine sahip olmalarına rağmen Said Halim Paşa'nın gözlemini doğrulaması şaşırtıcı değil. O da Cumhuriyet modernleşmesi sürecinde "sadece yıktık ama yerine yeni bir şey yapamadık" der İnkılap ve Kadro başlıklı son eserinde.

İSTİKLAL VE İSTİKBAL MÜCADELEMİZ HENÜZ BAŞLAMADI

Türkiye'nin istiklal ve istikbal mücadelesi, yeniden medeniyet iddialarına sahip çıkması, eğitim, kültür, sanat alanlarının medeniyet dinamiklerimiz ve ruhköklerimiz çerçevesinde silbaştan yeniden inşa edilmesi mücahedesi ve mücadelesidir.

Bu mücadele henüz başlamadı.

Türkiye, ayaklarımız üzerinde sağlam durabilmemiz için öncelikli olarak siyasî ve ekonomik bağımsızlığını gerçekleştirme mücadelesi veriyor.

Ama zihnî (yani eğitim başta olmak üzere entelektüel hayatta, kültür ve sanat hayatında, medya dünyasında) bağımsızlığımızı kazanma mücadelesini ihmal ediyoruz.