Türkiye'nin15 Temmuz darbe ve işgal girişiminden bu yana izlediği dış politika, "büyük devlet" politikası: Bölgenin her bir tarafı, her bir ülkesi ve hatta her bir karışı ateş altında inim inim inlerken, Türkiye, bölgede istikrar, huzur ve barış adası olmayı başardı.
TÜRKİYE'NİN "YÜKSELEN STAR" OLUŞU...
Hem savaşa sokmaya dönük kışkırtmalara gelmedi ve oyunların hepsini püskürttü hem de bunun tabiî neticesi olarak Somali'ye askerî üs kurarak, petrol arama gemisi göndererek, Libya'da barış ve huzuru teminat altına alarak, Mısır'la "mavi vatan" stratejisi üzerinden uzun soluklu bir ilişki ve iş birliği süreci başlatarak, Kafkasya'ya çeki düzen vererek bölgesel güç olduğunu ve yavaş yavaş küresel güç olmaya doğru yürüdüğünü ispat etti.
Tabii bu yükselen star, İsrail'e çarpar! İsrail'in arz-ı mev'ud hayallerini çöpe atar!
Türkiye'nin hem askerî olarak savunma sanayiinde Selçuk Bayraktar öncülüğünde yaptığı devrim, hem dış politikada ve istihbaratta Hakan Fidan ve İbrahim Kalın'la gerçekleştirdiği atılım, düşmanlarımıza korku saldı, kâbuslar görmelerine yol açtı. Çünkü Türkiye, 15 Temmuz'dan itibaren Fırat Kalkanı Operasyonu ile birlikte gerçek anlamda bağımsızlığına kavuştu, ayağa kalktı, bölgenin stratejik haritalarını çizmeye başladı: Belki 50 yılda başarılacak işleri 10 yılda başardı. Hamd olsun.
İşte Türkiye'nin her anlamda güçlenmesi, direnç noktalarını pekiştirmesi, bölgenin stratejik haritalarını 100 sene sonra çizmeye başlaması, en çok küresel sistemin Soğuk Savaş'la birlikte asıl kurucusu İsrail'in "kudurmasına", kâbuslar görmesine yetti.
O yüzden Türkiye bir adım attıkça İsrail bunu bin adım olarak hissetti ve korkmaya başladı.
İşte ondan sonradır ki, açıklama üstüne açıklama yaptı İsrail yetkilileri. Baştan Netanyahu, pespaye oğlu, insanlıktan nasibini almamış bakanları, ruhsuz adamları sürekli olarak "bundan sonraki hedefimiz Türkiye'dir" şeklinde açıklamalar yaptılar açık açık!
O yüzden İsrail'in ilk fırsatta, ilk zaaf anımızda Türkiye'ye çok ağır bir darbe vurmaya kalkışacağından zırnık kadar şüpheniz olmasın.
BÜYÜK OYUN: ŞİÎ SÜNNÎ ÇATIŞMASINA DİKKAT!
Dün, bin yıl Haçlılarla Sünnîler savaştı; şimdi Şia'yı bunun için öne çıkarıyorlar iki asırdır her açıdan.
Şia'yı büyüterek Türkiye'yi vuracaklar orta vadede (40-50 yıl içinde)!
O yüzden şimdi Şia'yı hem kahraman hem mağdur yaparak bayraklaştırıyorlar!
Uzun vadede büyük Şiî-Sünnî çatışmasının (Allah muhafaza!) temellerini atıyorlar böyle böyle...
Şunu Batılılar da, Yahudiler de biliyor: Haçlılarla tarih boyunca Sünnîler savaştı, bunun bir daha tekerrür etmemesi için Osmanlı'nın durdurulması ve hilafetin bitirilmesiyle birlikte Sünniliğin çökertilmesi gerekiyordu: Sünnîliğin hem tarihten uzaklaştırılması hem de İslâm'ın protestanlaştırılarak Müslümanların İslâm'dan uzaklaştırılması sağlanmalıydı.
İşte bütün bunların gerçekleştirilmesi için Türkiye'nin kuşatılması ve durdurulması, bunun için de er ya da geç Türkiye'nin vurulması hesapları yapılıyor. Bundan asla şüpheniz olmasın.
TÜRKİYE'Yİ ÇOK YÖNLÜ KUŞATMA OPERASYONU!
Burada savaş çığırtkanlığı yaptığımı düşünenler varsa bu yazıyı okumasınlar, kessinler burada! Peşinen söyleyeyim bunu.
Çok büyük, karmaşık, tehlikeli bir kuşatma ile karşı karşıya Türkiye! Bu kuşatmanın gerisinde özel olarak Netanyahu'nun başında bulunduğu soykırımcı İsrail yönetimi, genel olarak da ABD'de köklenen ve Amerikan yönetimine -tam yerinde bir ifadeyle- "çöreklenen" Siyonist lobi var.
Amaç: Türkiye ile Türk cumhuriyetlerinin arasını bozmak! Türk cumhuriyetlerinin buna ne kadar teşne olduklarını 3 Haziran günü gördük: Rum yönetimi bütün Türk cumhuriyetlerinde elçilik açtı, tabii ki İsrail'in kışkırtmasıyla ve 12 milyar dolar gibi pespaye bir para karşılığında!
Yuh diyorum, yazıklar olsun!
Bu kadar ucuz musunuz

14