Dünyanın bir ruha ihtiyacı var. Üç tarz-ı ruha: Kurucu, konumlandırıcı ve koruyucu bir varoluş, tarih yapma yolculuğuna.
Kurucu, konumlandırıcı ve koruyucu safhalardan oluşan, fıtrat düzenini hayata geçirerek gerçekleştirilen tarihin zaman, mekân ve ötesine uzanarak gerçeğe dönüştürdüğü bu üç tarz-ı ruhu, sırasıyla adalet, hakkaniyet ve merhamet kavramlarıyla özetleyebileceğimizi düşünüyorum.
Bu bağlamda daha önce yazdığım yazılarımda, adalet, hakkaniyet ve merhamet kavramlarının aslında Osmanlı ruhunu oluşturan yine sırasıyla dârü'l-İslâm (İslâm yurdu), dârü's-selâm (selâm / barış yurdu) ve dârü'l-insan (insanlık yurdu) sütunları olduğuna dikkat çekmiştim…
Bu yazıda, bu üç tarih yapma tarzına, Osmanlı ruhunu oluşturan bu üç var edici sütuna, özgün bir tarih felsefesi, medeniyet felsefesi yaparak biraz daha felsefî bir derinlik katmak niyetindeyim.
ÜÇ TARZ-I RUH: ÜMMÎLEŞME SÜRECİNDEN ÜMMETLEŞME YOLCULUĞUNA YERYÜZÜNDE FITRAT DÜZENİNİN TESİSİ
İnsanlığı insanlığından uzaklaştırarak azmanlaştıran en yıkıcı putları, sinsi, kolaylıkla fark edilmeyen zihin putları, zihnin ayartıcı oyunlarıdır…
Zihin putları, insanın zihninin felçleşmesine, epistemik körleşme yaşamasına ve zamanla epistemik ve ontolojik köleye dönüşmesine yol açıyor.
Zihin putlarını kırmanın ve aşmanın yolu, ümmîleşmekten ve ümmîleşerek ümmetleşmekten geçiyor.
Kısaca ifade etmem gerekirse, ümmîleşme, evvel emirde, zihni, çağın ağlarından, bağlarından, bağlamlarından, kavramlarından arındırmak demek.
Bunu da çağa girerek, çağı tanıyarak, muhkem bir tanımlama çabası ortaya koyarak yapmak, böylelikle tanımlanmaktan kurtulmak ve çağa "tanımıyorum seni!" diye haykırarak hakikatin hayat olduğu, hayatın hakikatine kavuştuğu zemine taşıyacak, hakikatin her şeye ruh üflediği hakikatli bir "varlığa geliş" ('Ben'ini aşarak kendine ulaşmak demek olan "hiçleşme") 'zaman'ını inşa edecek uzun soluklu bir varoluş yolculuğuna çıkarak, sözün özü, çağı tanıyarak çağı tanımadığını ilan etmek anlamına geldiğini söylediğim ümmîleşme sürecini ümmetleşme yolculuğuna kavuşturmakla gerçeğe dönüştürmek mümkün olabilir ancak.
Burada kısaca özetlemeye çalıştığım üç tarz-ı ruh'un Mekke sürecinde hayat bulması, Medine sürecinde hayat olması ve Mekke süreci ile Medine sürecinin birbirini varoluşa kışkırtan hasılası olarak gördüğüm medeniyet sürecinde hayat sunması olarak özetlenebilecek tarihin inşası yolcuğunun üç aşamasını biraz daha etraflıca tarif etmemiz yararlı olabilir.
KURUCU RUH: ONTOLOJİK ADALETİ TESİS EDEN ÜMMÎLEŞTİRİCİ ZİHİN'İN İNŞASI
Kurucu ruh, tek kelimeyle, adalettir. Kitab-ı Hakikat olan Kur'ân-ı Hakîm'deki muhteşem tarifle, "her şeyin neyse o olarak var olması, varlığını tesis etmesi, hakikatini gerçekleştirmesi" demektir adalet. Sadece siyasî ve hukûkî anlamda değil, ontolojik anlamda, akîdevî düzlemde bir varoluş yolculuğunun gerçekleştirilmesidir adalet, adaletin tesisi.
Biraz daha açmak gerekirse… Şu demek bu: Varlığa, var edilmiş ve kendi olarak halk edilmiş bir dünya olarak var olma alanı sunma hakkı tanımak. Varlık âleminde, varlığın varlığa geliş sürecinde, (ki bu hakikatin hak olarak varlığa gelişi, tecellisi demektir), fıtrat düzenini tesis etmek ve bu fıtrat düzeninin teminat altına alınmasını sağlamak demektir.
Bu süreç medeniyetin Mekke sürecidir. Mekke süreci, zihni Müslümanlaştırarak, Müslümanca düşünme melekeleri geliştirerek Müslüman şahsiyetini inşa etmek, başka bir ifadeyle, melekûtî âlemden süt emerek yeryüzünde meleksi melekeleri hâkim kılacak bir varoluş düzlemine vâsıl olmak, hakikate ulaşmak, Hak'la vuslata ermek, Hak'ta yok olarak hakikat olmak, fıtrat düzenine kavuşmak...
KONUMLANDIRICI RUH: ZEMİN'İ İNŞA EDEN HAKKANİYET VE İSTİKAMET YOLCULUĞU
Konumlandırcı ruh, fıtrat düzeninin bozulmaması için gereken Müslümanca yaşama 'zemin'ini inşa etmek demektir. Müslüman hayatının, fıtrat düzeninin, ritminin, akışının bozulmaması için olmazsa olmaz şartın, istikametin sağlanması, her zaman sağlamasını yapacak bir konumlandırma düzeninin ve düzeneğinin tesis ve temin edilmesi.
Müslüman hayatının inşası.
Medeniyetin Mekke sürecinde inşa edilen ümmîleşme çabasının Medine sürecinde ümmetleşme tohumlarını ekebilmesi.

23