Bugün size Gazze'ye yakılan acı ama diriltici bir ağıt metni sunuyorum. MTO Azerbaycan temsilcisi Vuqar Azizov kardeşimizin şiir gibi akan bu metni, diriltici bir nefes olur inşallah.
***
Her çağın bir mihenk taşı olur. Bir sınama, bir ifşa. Bizim çağımızın o mihenk taşı Gazze oldu.
Gazze sadece bir şehir değil, bir aynadır, bir terazidir, bir mahşer provasına dönüşmüştür.
Ve bu ayna, Batı'nın ikiyüzlülüğünü, İslam âleminin dağılmışlığını, aczini ve ne yazık ki satılmışlığını da ortaya çıkardı. Yusuf Kaplan hocanın dediği gibi: "57 İslam ülkesi yok; Müslümanların yaşadığı 57 ülke var."
Çünkü İslâm birliğinden söz eden coğrafyalar, İslam'ın izzetini bıraktı, kendi iktidarlarını korumakla meşgul. Bir kısmı Amerikan uydusu, bir kısmı Siyonist planın taşeronu, bir kısmı ise mezhepçilik zehriyle içe çökmüş.
Ama bu dağınıklık içinde tek bir damar hâlâ atıyor:
Anadolu
Çünkü bu toprakların hâlâ bir derdi var. Kudüs derdi, medeniyet derdi, insanlık derdi...
GAZZE: BİR AYNA, BİR ALARM
Gazze'nin bombalanması ahlâkî ve ontolojik bir bombardımandı.
Dünyada bütün kurumlar çöktü:
Birleşmiş Milletler suskun.
Avrupa "insan hakları" söylemini unuttu.
Amerika, insanlıktan nasibini yitirdi.
Arap rejimleri koltuklarını korumak için Filistin'in cellatlarıyla iş tuttu.
Fakat bu büyük yıkımın içinden bir hakikat sızdı:
İsrail yenilmiyor belki ama ifşa oluyor.
Ve bu ifşa, artık bir devletin arkasındaki medeniyetin sorgulanmasına yol açıyor.
Batı medeniyeti çökmekte; çünkü içinde adalet yok, merhamet yok, hakikat yok. O yüzden "medeniyet" değil, sadece "medenileşmiş barbarlık."
KUDÜS: DAVALARIN EN YÜCESİ
Kudüs meselesi, bir toprak davası mı Kudüs, sadece bir tarih mi Hiç biri değil, sadece bir gelecek projesidir.
Çünkü Kudüs bizim için şudur: "Adaletin yeniden yeryüzüne ineceği yer."
Ve işte tam bu yüzden Kudüs davası, insanlığın davasıdır.
Ve bu dava, Türkiye merkezli bir medeniyet dirilişi olmadan kazanılamaz.
TÜRKİYE: DİRİLİŞİN SON OCAĞI
İslâm dünyasında herkes bir tarafa savrulmuşken, Türkiye bir "umut" hâline gelmiştir.
Bu umut ne ekonomik büyüklükten gelir, ne askerî güçten. Asıl güç, tarihsel misyondan gelir.
Osmanlı'nın son bakiyesi olan Türkiye, İslâm'ın vicdanını ve vakarını taşıyan son omurgadır.
Ve bu omurga şimdi yeniden doğrulma sancıları yaşıyor:
Gazze'de akan kana susmayan bir millet var, Kudüs için yüreği yanan bir gençlik büyüyor, diriliş fikrini diri tutan bir akıl, bir dil ve bir ruh yeniden doğuyor.
MEDENİYET DİRİLİŞİ: YIKIMDAN DOĞAN İNŞA
Bu çağda medeniyet yeniden kurulacaksa, bu ancak kalbinde İstanbul olan bir İslâm rüyasıyla mümkündür.
Anadolu, bin yıl önce Malazgirt'le girdiği coğrafyada sadece kılıçla değil, irfanla, ahlakla, adaletle medeniyet kurdu.
Bugünse o mirasın yeniden ihyası şarttır. Çünkü karşımızda dijital bir firavunluk, biyometrik bir kölelik düzeni kuruluyor.
Bu düzene ancak şunlar karşı durabilir:

9