İçişleri Bakanımız Sayın Mustafa Çiftçi, TÜGVA'nın genel kurul toplantısında çok tarihî bir açıklama yaptı, "Rabbime beni bir günlüğüne de olsa Kudüs valisi yapması için dua ediyorum" dedi.
İşte kızılca kıyamet o zaman koptu.
Nasıl bir saldırıya maruz kaldı öyle, gören de ülke işgal altında zannedecek!
Evet ülke fiilen işgal altında değil ama zihnen işgal altında!
Bakan'ın hamaset yapma gibi bir derdi yok, olamaz da. Çok samimi, donanımlı, iradesi güçlü, otorite sahibi ama son derece şefkatli, merhametli güzel bir Müslüman. Tam özlenen bir İçişleri Bakanı profili: Osmanlı çocuğu.
KUDÜS RÜYASI VE DUASI
Bakanın açıklama yaptığı bölgesel ve küresel zemine yakından bakın lûtfen...
Yunanistan hızla silahlandırılıyor. Başta ABD olmak üzere İsrail ve Fransa gibi bazı AB ülkeleri tarafından her tarafı silahla donatılıyor Yunanistan'ın -Trakya'dan Adalar'a kadar.
Rum yönetimi AB Dönem Başkanlığı'nı devralıyor ve hemen Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan başta olmak üzere neredeyse bütün Türk cumhuriyetlerinde karşılıklı elçilikler açılıyor, Türkiye'nin işgalci olduğu Türk cumhuriyetleri tarafından da onaylanmış oluyor!
İnanılır gibi değil!
Ne karşılığında peki
Görünüşte 12 milyar dolar karşılığında ama gerçekte küresel sisteme hâkim olduğu gün gibi ortaya çıkan, bu herkes tarafından anlaşılan İsrail'in sözüm ona "güvenli kanatları altına girmek" karşılığında!
Tam bir izzetsizlik hâli!
Bütün bunları geriden destekleyen işgalci, şer-şirret, soykırımcı İsrail yönetimi. Rum kesiminde sürekli toprak satın alarak Filistin'de uyguladıkları toprağa sahip olarak zamanla ülkeyi ele geçirme stratejisi uyguluyor.
İsrail ayrıca Türkiye'nin "mavi vatan" haritasını da yasalaştırmasına şiddetle karşı çıkıyor. O yüzden Türkiye'yi Levant'ta (Doğu Akdeniz'de) karadan, denizden, adadan kuşatma altına almak, Türk cumhuriyetlerini bile Türkiye'ye karşı kışkırtarak ve ayartarak yalnızlığa mahkum etmek, nefessiz bırakarak boğmak istiyor.
İşte buna sessiz kalınmaz.
Bu kuşatma operasyonuna en güzel cevap İçişleri Bakanımız üzerinden veriliyor!
Türkiye'nin dört bir taraftan kuşatıldığı bir zeminde ve zaman diliminde İçişleri Bakanımız "Kudüs'e vali olma duası"nı duyuruyor!
Bu aslında çok önemli bir stratejik hamledir. Herkese hak ettiği korkulu rüyayı yaşatacak bir atılımdır. Osmanlı ruhu ve ufkunun hatırlatılmasıdır dosya düşmana.
Peki Osmanlı ruhu ve ufku nedir
OSMANLI RUHU VE UFKU
Osmanlı, üç sütun üzerinden yükselen bir medeniyet armağan etti bütün insanlığa: Keşfedilmemiş bir kıta: Terra incognita. Keşfedildiğinde insanlığı silkeleyip kendine getirecek çapta, kalibrede, karakterde bir medeniyet tecrübesi bu.
Osmanlı'nın insanlığın ekmek kadar su kadar ihtiyaç hissettiği üç sütun ve bu üç sütunun her birinde öne çıkan ve ön açan üç ilkesi şöyle:
• Dârü'l-İslâm (Mekke Süreci / İslâm Yurdu) sütununda Adalet İlkesi.
• Dârü's-Selâm (Medine Süreci / Selâm-Barış Yurdu) sütununda Hakkaniyet İlkesi.
• Dârü'l-İnsan (Medeniyet Süreci / İnsanlık Yurdu) sütununda Merhamet İlkesi.
Dünyayı yaşanabilir bir yere dönüştürebilecek üç temel ilke. Üzerinde oturduğumuz ama farkında bile olmadığımız muhteşem bir hazine.
Osmanlı, Batılılar gibi başka dinleri ve kültürleri imha etmemiştir, hepsini ihya etmiştir.
Osmanlı, Batılılar gibi soykırım, tecavüz, katliam yapmamıştır.
İslâm'ın (Makasıdu'ş-Şeria / Şeriatın Hedefleri olarak) korunmasını istediği (akıl, din, nesil, can ve mal emniyetinin teminat altına alınmasını sağlayan) beş temel varoluş ilkesini gözeten herkese hayat hakkı tanımıştır.
Osmanlı'nın fethettiği bütün Anadolu, Balkan, Kuzey Afrika ve Levant (Doğu Akdeniz) şehirlerinde hâlâ cami, kilise ve havra yan yanadır. Oysa Müslümanların yok edildiği Batı kentlerinde camiler yok edilmiş, İslâm'ın izleri silinmiştir.
Osmanlı'nın çocukları Batılıların dünyasında Batılıların palyaçosu olarak yaşamayı özgürleşmek zannediyor! Mankurtlaşmanın zaferi!
MANKURTLAŞMANIN ZAFERİ!

17