Kirli suyla abdest alınmaz, başka yere secde ederek namaz kılınmaz!

Kirli suyla abdest alanlarla, namaz kılıp başka yere secde edenlerle bir yere gidilemeyeceği, artık anlaşılmış olmalı. Bu söz, sadece bir söz değildir. Bu söz, bu ülkede İslâmî kimlikle yapılan yolsuzlukların, kul hakkına tecavüzlerin, emanet gasplarının sebeplerini izah edecek sarsıcı bir hakikate işaret eder. Fon rezaleti, bu hakikati en çıplak, en ürpertici şekilde önümüze koymuştur.

Abdest, temizliktir. Ama kirli suyla alınan abdest, temizlik değil, kirliliği meşrulaştırmaktır.

Namaz, Hakk'a yöneliştir. Ama başka yere secde edilen namaz, yöneliş değil, sapmadır. İslâmî kimlik taşıyan insanların içinden çıkan kişilerin, borsada, içeriden bilgiyle, fon tasfiyesinden bir gün önce hisse devrederek, milletin emanetini kendi nefsine alet ederek "kazanç" elde etmeleri, tam da budur: Kirli suyla abdest almak, namaz kılıp başka yere secde etmektir.

Bu milletin Müslüman halkı, İslâmî kesimleri böyle bir şeyi asla onaylamadı. Onaylamaz da. Çünkü İslâm, suretin, kamuflajın, sahteliğin hakikate galebe çalmasını kabul etmez. Kim böyle bir şeye kalkışırsa, o kişi artık hakikatin değil, modern-kapitalist açgözlülüğün, nefsin iktidarının peşindedir. Böyleleri, İslâm'ın izzetini kendi nefsine alet etmişlerdir. Bu, ihanetin en derin biçimidir.

EMANETİN BEKÇİLERİNİN EMANETİN GASPÇILARI OLMALARI KABUL EDİLEMEZ!

CHP'li belediyelerdeki soygunlarda takınılan o arsız sahip çıkma, o "bizim çocuklar" densizliği, bu milletin Müslümanlarında aslâ görülmedi. Çünkü burada mesele parti meselesi değildir. Mesele, öznenin nesneye dönüşmemesi meselesidir. Mesele, hakikatin izzetini yere sermemek meselesidir. Hırsıza sahip çıkan, hırsızın ortağıdır. Kul hakkını yiyene arka çıkan, o hakkın gaspına ortak olur.

Bu fon rezaletinden en büyük zararı gören, iktidar filan değildir. En büyük zararı gören, İslâm'dır. İslâm'ın adı, İslâm'ın izzeti, İslâm'ın haysiyeti yaralanmıştır. Çünkü emanetin bekçisi olması gerekenler, emanetin gaspçısı olmaya kalkışmışlardır.

Bu, sadece ekonomik bir skandal değildir. Bu, medeniyet iddiamızın, diriliş iddiamızın, ahlâk iddiamızın kalbine saplanmış bir hançerdir. Suret kurtarılırken ruhun çekildiği, taşlar yerinde dururken anlamın kaybolduğu bir andır bu.

Kirli suyla abdest alanlarla, namaz kılıp başka yere secde edenlerle bir yere gidilemeyeceği, en ürpertici şekilde anlaşılmıştır. Artık takiyye ile takva arasındaki fark, ikiyüzlülük ile teslimiyet arasındaki uçurum, herkesin gözünün önündedir.

İslâm'ın izzetinin kurtarılması için, kimsenin gözünün yaşına bakılmadan bu mesele derhal halledilmelidir. Sorumlular, kim olursa olsun, hak ettikleri şekilde cezalandırılmalıdır. Ucu kime uzanırsa uzansın. Koruma, kollama, "bizden" diyerek örtbas etme, İslâm'a yapılan en büyük ihanettir. Çünkü bu, hakikati görünüşe, sahteliğe feda etmektir.

UCU KİME DOKUNURSA DOKUNSUN KÖKTEN TEMİZLİK ŞART!

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bu rezalet karşısındaki öfkesi, yerindedir. "Canına okunması" iradesi, sadece bir siyasî talimat değildir; bu, İslâm'ın haysiyetini, medeniyet iddiamızın özünü koruma iradesidir.