Ramazan'da Anadolu'ya açıldım. Anadolu'nun en ücra köşelerine kadar...
En lezzetli buluşmalarımızdan birini Bursa'da yaptık. Bursa'nın manevî havası, Ramazan'da zirveye ulaşıyor.
Bursa iftarımızı ve seferimizi MTO Bursa temsilcimiz Nuri Gür Bey kardeşim yazdı. Bu kadar mı güzel yazılır... Zihin açıcı okumalar...
***
İnsan, şu fani dünyada bir yolcu. Yürüdüğü yol, önceden çizilmiş haritanın izdüşümü. Kader dediğimiz, ilahi kalemin ezelde yazdığı satırlar, her birimizin hayatını kuşatan görünmez bir çerçeve. Kimimiz bu çerçevenin dışına çıkmaya çalışır, kimimiz içinde debelenir dururuz. Ama hakikat şu ki, insan kaderin mutlak hükmü içinde, ancak Allah›a teslim olup cüz'i iradesiyle çalışarak ve gönlünü ilahi aşkla doldurarak hakikate ulaşabilir.
Kadir gecesinde Yeşil Camide yaşadıklarım, bana hakikati bir kez daha fısıldadı. İmamın arkasında saf tutmuş insanlar, aynı kıbleye yönelmiş, aynı Rabbe secde ediyordu. Zengin, fakir, genç, yaşlı, yerli, yabancı... Hepsi aynı safta, omuz omuza. Bu manzara, kaderin birliğini, insanın acziyetini ve Allah'ın azametini haykırıyordu adeta. İmam efendinin sesi yükseldikçe, cemaatin huşusu derinleşiyor, "Allahu Ekber" nidalarıyla yankılanan cami, adeta yerinden oynuyordu. Bir kez daha anladım ki, gerçek kudret sahibi yalnızca O'dur. Bizler ise, O'nun iradesine boyun eğmiş, aciz kullarız.
Ama bu teslimiyet, asla bir tevekkül-i mutlak, bir kadercilik anlamına gelmiyor. Tam tersine, insanın cüz'i iradesini kullanarak çalışması, gayret etmesi, ilim öğrenmesi, iyilik yapması gerekiyor. Tıpkı iftar sofrasını hazırlayanların çabası gibi, camiye gelirken çektiğimiz trafik sıkıntısı gibi, yer bulma telaşımız gibi... Bunların hepsi, kaderin akışı içinde bizim yaptığımız tercihler, gösterdiğimiz gayretler. Çalışmak, Allah'ın verdiği iradeyi kullanarak hakikate yürümektir. Muhammet Yasin Sönmez kardeşimizin organizasyon için gösterdiği çaba, Ahmet Arif'in bize yer ayarlama nezaketi, imam efendilerin kıraatteki hassasiyeti... Bunların hepsi, cüz'i iradenin güzel örnekleri. İrade ile cebir arasındaki dengeyi anlamak, insanı olgunlaştırır, kemale erdirir.
Ne tamamen iradesine mahkûm bir varlık, ne de kaderin elinde oyuncak olmuş bir kukla... İnsan, bu ikisi arasında bir yerde, sırat-ı müstakim üzere yürümeye çalışan bir yolcu.
Peki, bu yürüyüşte bize rehberlik eden, yol gösteren, motive eden ne İşte bu noktada manâ devreye giriyor: gönül, aşk ve maneviyat. Gerçek bağ, sözle değil gönülle kurulur. Gece camide hissettiğim şey, kelimelerin ötesinde bir anlam taşıyordu. İmamın sesindeki samimiyet, gözlerimdeki yaş, ellerin semaya açılışındaki içtenlik... Bunların hepsi, gönülden gelen, ilahi aşkla beslenen duygulardı. İlahi aşk, ibadet, Allah'a yöneliş, insanı gafletten kurtarır. Kişi, kendi hakikatini ancak gönül gözüyle görebilir. Tıpkı Yeşil Cami'nin çinilerinde saklı olan sır gibi, her bir insanın kalbinde de ilahi bir sır gizlidir. O sırrı keşfetmek, gönül gözünü açmakla mümkündür.
Evet, insan kaderin mutlak hükmü içinde, sınırlı bir varlık. Aklı, gücü, bilgisi sınırlı. Geleceği göremez, gaybı bilemez. Ama cüzi iradesiyle çalışır, gayret eder, dener, yanılır, öğrenir. Ve en önemlisi, gönlünü açar, Allah'a yönelir, ilahi aşkla doldurur kalbini. İşte o zaman, kaderin çizdiği yolun aslında bir sınav olduğunu, bu sınavı başarmanın yolunun da teslimiyet, gayret ve aşktan geçtiğini anlar. Bu gece, mübarek Kadir gecesinde, Yeşil Cami'de, hakikati bir kez daha idrak ettim.
O cami ki, yüzyıllardır ayakta, nice Kadir gecelerine tanıklık etmiş, nice dualara amin denilmiş. Duvarlarındaki çiniler, tıpkı insanın iyi amelleri gibi, gün geçtikçe daha da parlaklaşmış, daha da anlam kazanmış. Mihrabı, insanın Allah'a yönelişini simgelerken, minberi hakikatin haykırıldığı yer olmuş. Kubbesi, gökyüzüne açılan bir pencere, şadırvanı temizlenip arınmanın remzi.
Gece, teravih namazında, Abdullah Efendi'nın sesiyle yankılanan Kadir Suresi'nin ayetleri, kalbime nakşoldu: "Kadir gecesi, bin aydan hayırlıdır. O gecede, Rablerinin izniyle melekler ve Ruh (Cebrail), her iş için iner de iner. O gece, tan yerinin ağarmasına kadar bir esenliktir." İşte bu esenlik, hepimizin üzerine inmişti sanki. Melekler, Yeşil Cami'nin kubbesinde kanat germiş, bizlerle birlikte tesbih ediyordu. Bu duygu, tarifsiz bir huzur, anlatılmaz bir mutluluktu.

4