Aile çatırdıyor.
"Çatırdıyor" ne kelime, çöküyor…
Dünyada ailenin en güçlü olduğu ülke burasıydı oysa.
Dünyada, ekonomik kriz başta olmak üzere ülkenin karşı karşıya kaldığı her tür krizi aşabilmemizi sağlayan yegâne kurum aile oldu bugüne kadar. Aile bağlarının güçlü olması, insanların en zor zamanlarında aileleri tarafından desteklenmesi, toplum ve ülke olarak hem krizleri en az hasarla atlatmamıza hem de krizlerden sonra daha kolayca toparlanmamıza imkân tanıdı.
Ama artık böyle bir sosyoloji kalmadı. Haksız ve zorba nafaka uygulaması, hızlı sekülerleleşme ve konformizm biçimlerinin bireysel çıkar ve menfaatçilik biçimlerini kışkırtması, sosyal dokunun ve bağların çok büyük bir darbe yemesine yol açtı.
Buna bir de aileyi, değerlerimizi, sosyal yapımızı, ilişki biçimlerimizi çökerten, yerle bir eden, başta televizyon olmak üzere günümüzde kontrolden çıkacak kadar zıvanadan çıkan sosyal medyanın bu yıkımda oynadığı rolü eklersek, ailenin nasıl büyük bir tehditle karşı karşıya kaldığını görebiliriz.
Ailenin korunması konusunda önemli çalışmalara imza atan bir vakıf var:
Hüdayi Vakfı'nın çalışmalarından biri olan İstanbul Aile Vakfı.
Bendenizin de yönetiminde yer aldığım İstanbul Aile Vakfı, ailenin korunması için çok önemli bir toplantı yaptı ve tarihî kararlar aldı.
Alınan kararları sizlerle paylaşıyorum…
İnşallah hükümet de bu konuda üzerine düşeni yapar artık.
Çok geç kaldık, çok.
İş işten geçtikten sonra ayıkıyoruz.
Artık öyle olmasın.
Aile toplumun temelidir. Aile çökerse toplum çöker, ülke yok olmanın eşiğine sürüklenir -Allah muhafaza!
İSTANBUL AİLE VAKFI'NDAN AİLENİN KORUNMASINA YÖNELİK ÖNEMLİ BİR AÇIKLAMA"Savaş sadece cephede değil, ekranlarda da veriliyor…
Ekranlardan gelen ahlaksızlığa kim dur diyecek
Diziler ve programlar aracılığıyla evlerimize düşen ahlaksızlık füzelerine
karşı aileyi savunmak zorundayız!
Aziz milletimiz,
Bugün dünya yeni bir savaş ikliminin içinden geçiyor.
Füzeler gökyüzünü yarıyor, şehirler hedef alınıyor, ekranlar savaş görüntüleriyle doluyor.
Ama unutmayalım: Bugün sadece sınırlarımıza değil, evlerimizin içine de bir saldırı yürütülüyor.
Bu saldırı tankla, topla, füzeyle değil ekranlar üzerinden geliyor.
Televizyon dizileri, programlar ve dijital içerikler aracılığıyla evlerimizin ortasına ahlaksızlık füzeleri atılıyor.
Domuz etiyle/haram gıdalarla donatılan sofralar, sadakatsizlik güzellemeleri, çarpık ilişkiler, mahremiyet perdelerini yırtıp atan programlar ekranlardan evimizin ortasına lağım akıtıyor.
Şiddet güzellemeleri, mafyatik ve marjinal rol modeller, uyuşturucu ve sair bağımlılıkların propagandaları başta çocuklarımız, gençlerimiz ve kadınlarımız olmak üzere saf dimağları kirletiyor, topyekün hepimizin geleceğini karartıyor.
Bunların hiçbiri tesadüf değil. Bu, adım adım ilerleyen bir kültür bombardımanı.
Bugün ekranlarda inşa edilen dil; aileyi sorun merkezi, sadakati yük, fedakârlığı zayıflık, iffet ve hayâyı ise çağ dışılık olarak gösteriyor.
Gençlere sorumluluğu değil hazzı, sadakati değil anlık arzuları, emeği değil kolay kazancı güzelleyen bu zehirli mesaj bombardımanı kabul edilemez.
Bu mesajlar bu milletin değerleriyle bağdaşmaz.
Bugün ekranlardan saçılan ahlaksızlık, çürümüşlük basit bir yayıncılık tercihi değildir.

18