Şiddeti, çatışmayı kutsayan, hatta şiddete, çatışmaya tapan bir uygarlık pagan Batı uygarlığı. Kan emerek yaşıyor ve hâkimiyet kuruyor.
Pagan uygarlığın mümeyyiz vasfı, çatışma.
DÜALİZMİN İKİ UCU KESKİN KILICI
Düalizmin iki ucu keskin kılıcı, dengeyi, itidali kesip atıyor.
Felsefî olarak, ontolojik şiddet biçiminde tezahür ediyor bu dualist çatışma: İnsanın Tanrı'yla, Tabiatla çatışması.
Durulmayan, dur durak bilmeyen bir iç ve dış savaş hâli.
Arayış olarak başlayan her çaba, çatışmaya, savaşa, karşıdakini, kendisi dışındaki bütün dünyayı imhaya dönüşüyor. İçerdeki yangın söndürülemediği için, dışarıdaki yangın cehenneme dönüştürüyor dünyayı.
İçerideki yangın, anlam ve değer arayışı. Bir dinginlik, sekînet bulabilme kaygısı. Hatta bir ruh arayışı belki de.
İçerideki yangını dışarıda şiddet üreterek, savaşarak, kan dökerek söndüreceğini düşünüyor Batılılar. Bu tam bir vahşî hayvan psikozu.
TARİHİ KANLA YAZIYOR BATILILAR!
Tarihi kanla yazıyor pagan Batılılar o yüzden.
Hem Avrupa'nın kendi tarihi hem de Avruplarılıarın / Batılıların dünyaya dayattıkları tarih, kanla yazılan bir tarih.
İçerideki barbarlık, dışarıda bütün medeniyetlere ve kıtalara tecavüze ve saldırmaya dönüşüyor: Sömürgecilik ve emperyalizm, Batılıların dünya tarihini kan emerek, kanla yazdıkları, insanlığın hem Tabiî zenginliklerini hem de medeniyet birikimlerini ve kültürlerini talan ettikleri bir yıkım ve kıyım tarihi.
BİZ İNSANLIĞIN MERHAMET ELÇİLERİYİZ
Oysa biz, biz Müslümanlar, ruhla, merhametle yapıyoruz tarihi.
Osmanlı, ruhun sütunlarını oluşturan adaletin, hakkaniyetin ve merhametin timsali.
Dinginlik hâli, sekînet arayışı bizim için zor bir mesele değil. Bizim için ve bütün Budizm, Hinduizm, Taoizm ve Konfüçyanizme inanan Doğulular için.
Din, esas itibariyle dünyaya yön ve şekil vermek için gönderilmiştir. Ama din, bu işi yaparken önce insanın iç dünyasına odaklanır. Bütün dinler böyledir.
Moderniteden, modern sekülerizmden sonra insan iç dünyasını boşalttı, harabeye çevirdi, dışarıya kaçtı, dış dünyaya odaklandı. Dış dünyayı ele geçirmeye, dış dünyaya ve tabiata sahip ve hâkim olmaya kilitledi bütün varoluş çabasını ve hayat-dünya kavrayışını.
"Bilgi güçtür" diyen Bacon'ın; "tabiatın efendileri ve sahipleri olacağız" diyen modern felsefenin kurucu babası Descartes'ın hayalete dönüşecek hayalleri gerçek olmuştu!
Oysa bu insanın kendinden kaçışı anlamına geliyordu. Kendini bilme, kendini bulma ve kendi olma yolculuğundan kaçışı.
İNSANLIK İNTİHAR EDİYOR!
Dünya çok büyük bir yok oluş felâketi yaşıyor…
İnsanlık intihar ediyor.
Savaşa tapıyor Batı uygarlığı.
Batı uygarlığı, yıkım ve kıyım makinası olduğunu ispatladı.
Gazze'de bütün insanlığın gözünün önünde hem de canlı yayında çocukları katletti, masum bir halkı soykırımdan geçirdi kitleler hâlinde!
Yıkım ve kıyım makinası Batı uygarlığı ve kurduğu mekanizmalar öylesine makineleşti, öylesine ruhsuzlaştı ve öylesine zıvanadan çıktı ki, dünyanın dört bir tarafından kaçırılan ve satın alınarak Amerika'ya Epstein Adası denen lanetli adaya getirilen 500 bin çocuğa tecavüz edildi, bu çocuklar öldürüldü, kanları içildi, katledildi ve yamyam gibi yenildi!

20