Çağdaş düşüncenin kurucu düşürlerinden Edgar Morin 29 Mayıs günü 105 yaşında öldü.
Sefarad Yahudisiydi. Asıl adı Edgar Nahoum'du.
Asıl adını neden değiştirdiğini bilmiyorum ama İspanya İç Savaşı'nda faşistlere karşı savaşmıştı -o dönemin neredeyse bütün entelektüelleri, yazarları ve önde gelen düşünürleri gibi.
EDGAR MORIN KİM
Çağdaş düşüncenin en parlak isimlerinden biriydi.
Karmaşık düşünce (pensee complexe) kavramının öncüsüydü. 60'tan fazla kitabı vardı. İndirgemeciliğe karşıydı, disiplinler-ötesi bir düşünürdü. Basit düşünce'nin indirgeyici ve ayırıcı; karmaşık düşünce'nin ise önce ayrıştırıcı, sonra da birleştirici (tefrik'ten terkib'e giden) bir düşünce olduğunu düşünüyordu.
En önemli eseri La Methode (Yöntem, 6 cilt, 1977-2004) burada kısaca özlü bir şekilde özetlediğim fikirlerinin temelini oluşturan şaheseriydi. Bu kitap henüz Türkçeye çevrilmedi ama Devrim Çetinkasap tarafından ilk cildi Yitik Düşünce başlığıyla İş Bankası Yayınları'nda yayımlandı. Yeri geldi, hatırlatayım: Devrim Çetinkasap çok iyi bir çevirmen, bulduğunuz her kitabını alıp zevkle okuyabilirsiniz.
Sinema ile ilgili de önemli eserleri vardı Morin'in. Sinema psikolojisiyle ilgili 4 cilt ayrıksı bir esere imza atmış biriydi. Bu konuda öncü bir isimdi. Film felsefesinde Deleuze, film psikolojisinde Morin çağdaş düşünceye sinema üzerinden önemli katkılar yapmış iki öncü Fransız düşünürüydü.
Morin'in benim elimden düşürmediğim kitaplarından biri, Avrupa'yı Düşünmek başlıklı kitabıydı. Elimde dolaştırırken (şimdi güzel filmler çeken talebelerimizden) Ensar Altay kardeşim elimden kapıp almıştı! Giden gelmiyor, acep nedendir, demiyorum! Giden gidiyor, iyi yere gidiyorsa gitsin, gelmesin; film olarak, eser olarak gelsin, dedirtiyor insana...
MORIN, HABERMAS'TAN CESUR ÇIKTI, GAZZE SOYKIRIMINA İSYAN ETTİ!
Birkaç gün önce vefat eden en büyük Fransız düşünürlerinden Edgar Morin, belki de çağın en büyük Alman düşünürü Habermas gibi üç maymunu oynayarak İsrail'i destekleme pespayeliği ve zavallılığı sergilemedi. Habermas, kendisinden bekleneni yaptı. Frankfurt Okulu'nun en büyük temsilcisiydi. Ama okula ihanet etmişti. "Eleştirel Teori", Frankfurt Okulu'nun çağımızda bütün diş.ğlinlere hedieye ettiği en zihin açıcı okuma biçimlerinden biriydi oysa!
Oysa Morin, Habermas gibi yapmadı, İsrail soykırımını sert bir dille eleştirdi ve gitti.
Avrupa ülkelerinin ve bütün dünyanın sessizliğini, âcizlik ve suç ortaklığı olarak niteledi.
EDGAR MORIN'İN ONURLU DURUŞU VE ANLAMLI İSYANI!
İşte Gazze'de işlenen soykırım hakkındaki sözleri Morin'in:
"Yüzyıllar boyunca dînî veya ırkî nedenlerle zulme uğramış bir halkın (Yahudilerin) torunlarını temsil eden İsrail Devleti'nin masum bir halkı, Filistin halkını yalnızca sömürgeleştirmekle kalmayıp, onları topraklarından kovmak ve kalıcı olarak sürgün etmek istemeleri karşısında hem şaşkınım hem de öfkeliyim... Ama dahası, 7 Ekim katliamından sonra Gazze halkına karşı gerçek bir kitlesel katliama girişmeleri ve durmaksızın sivillere, kadınlara ve çocuklara saldırmaya devam etmeleri...
Ve dünyanın sessizliğini, İsrail'in koruyucusu ABD'nin sessizliğini, Arap devletlerinin sessizliğini, kültür, insanlık ve insan hakları savunucusu olduğunu iddia eden Avrupa devletlerinin sessizliğini görmek...
Bence korkunç bir trajedinin içinden geçiyoruz, çünkü biz de bu kontrolden çıkmış şeye karşı çaresiziz. En azından şunu söylüyorum: Tanıklık edin! Eğer somut olarak direnemiyorsak, geriye kalan tek şey tanıklık etmek. Zihinlerimizde direnelim, kandırılmayalım, unutmayalım, acı ve zorlu gerçeklerle doğrudan yüzleşecek cesareti gösterelim."
KORKAK AVRUPA! ZAVALLI AVRUPA!
Avrupalı büyük düşünürlerin Gazze soykırımına karşı nihayet konuşmaları, biraz günah çıkarmak gibi görülebilirse de her şeye rağmen İsrail'in durdurulması ve soykırımcıların cezalandırılması sürecini tetikleyecek olması ve insanlığın insanlığın yitirmediğini, yitirmeyeceğini hatırlatması bakımından önemli ve önemsenmeli.
Ayrıca, burada Morin'in içinde bulunduğu hâlet-i ruhiye, Avrupa'nın içinde bulunduğu hâlet-i ruhiyenin yansıması, bunu da not ermek isterim: Avrupa devletleri ve hatta halkları korku ve panik içindeler! Zavallı Avrupa! Bu kadar düşmemeliydin!
Birkaç gün önce Avrupa'daydım. Verimli, ruh dolu bir Almanya ve Danimarka seyahatim oldu, 20 civarında konferans verdim (Not: Avrupa konferanslarımı sosyal medyada paylaştığımda takipçiler bu konferanslardan para alıp almadığımı sormuştu; orada yazmıştım, şimdi de yazma ihtiyacı duyuyorum: Konferanslardan para almıyorum, Derdim var benim. En parlak çocukları arayıp bulmaya çalışıyorum. O yüzden Avrupa'da UID başta olmak üzere diğer STK'larımızda, MTO çerçevesinde veya kitap fuarları dolayısıyla konferanslar veriyorum).

10