2026 yılı kapıyı nazikçe çalmadı; tekmeleyerek girdi. Şu an dünyada olup bitenlere bakıp da "yine diplomatik krizler" diyorsanız, büyük resmi kaçırıyorsunuz demektir. Çünkü kuzeyde buzulların altından güneyde çölün sıcağına kadar duyduğumuz o ses, diplomatik nezaket fısıltıları değil; eski dünyanın kolonlarının çatırdama sesidir.
Diplomasi kitaplarını bir kenara bırakın. Artık "niyetlerin" değil, "kapasitenin" konuştuğu; sınırların kalemle değil, jeoloji, fizik ve matematik ile çizildiği sert bir çağdayız. Trump'ın Grönland'a göz dikmesiyle Şam'ın PKK'yı süpürmesi arasında görünmez ama çelikten bir bağ var. Ve bu bağın şifresini çözemeyen devletler için gelecek, karanlık bir tünelden ibaret.
Peki, gerçekte ne oluyor Gelin, manşetlerin tozunu silip altındaki "maddi gerçekliğe" bakalım.
Buzulların Altındaki Savaş: Mesele Emlak Değil, "Periyodik Tablo"
Herkes Trump'ın Grönland hamlesini "çılgın bir emlak projesi" sandı. Oysa bu, 21. yüzyılın en büyük soygun girişimiydi; ya da daha nazik bir tabirle, "arz güvenliği operasyonu". Neden mi
Cebinizdeki telefondan gökyüzündeki F-35 savaş uçağına, elektrikli arabanızdan akıllı füzelere kadar her şey, "Nadir Toprak Elementleri" denilen o sihirli maddelere muhtaç. Özellikle mıknatıs teknolojisinin kalbi olan Neodimyum ve Disprosyum olmadan, modern sanayi bir hurda yığınına döner. Ve şu an acı bir gerçek var: Çin, bu elementlerin vanasını elinde tutuyor (%90 tekel). Pekin vanayı kapattığı an, Amerikan sanayisi 6 ay içinde felç olur.
İşte Grönland, sadece buz değil; Kvanefjeld bölgesinde yatan ve Çin'in tekelini tek başına kırabilecek devasa bir maden deposu. Üstelik küresel ısınma buzları erittikçe, Asya-Avrupa ticaret yolu %40 kısalıyor. Trump, bir emlakçı gibi değil; Deniz Hakimiyet Teorisi'ni (Mahan) ezberlemiş bir stratejist gibi hareket ediyor. "Toprak kimin umurunda" diyor, "Ben yerin altına ve ticaret yoluna bakarım."
Doğanın ve Siyasetin Kanunu: Güç, Boşluk Kabul Etmez
Kuzeyde bunlar olurken, güney sınırımızda "güç boşluğu fiziği" işliyor. Fizikte kural basittir: Bir yerden havayı çekerseniz, oluşan vakumu diğer maddeler hücum ederek doldurur. ABD Ortadoğu'dan çekilme sinyali verdiği an, o boşluğu yerel güçler doldurmak zorundadır.
Suriye'de şu an izlediğimiz film tam olarak bu. Şam yönetiminin PKK/PYD'ye karşı başlattığı süpürme harekatı, bir intikam hırsı değil; devletin "hayatta kalma güdüsü"dür. Max Weber, devleti "şiddet kullanma tekelini elinde tutan yapı" olarak tanımlar. Şam, on yıldır kaybettiği bu tekeli geri alıyor. Çünkü biliyor ki, o boşluğu doldurmazsa haritadan silinecek.
Ve İran... Tahran, tarihçi Paul Kennedy'nin "İmparatorluk Aşırı Gerilmesi" dediği tuzağa düştü. Ekonomik iskelet, askeri kasları artık taşıyamıyor. İran'ın içe çökmesi, sadece bir rejim sorunu değil, bölgesel bir tektonik kaymadır ve Zangezur'un önündeki barajı yıkan da budur.
Zangezur: Türk Aklının "Ters Manyel" Stratejisi
Gelelim en büyük yanılgıya: Zangezur'da oyunu ABD mi kuruyor Hayır. Burada Ankara ve Bakü'nün, satranç tahtasını ters çeviren müthiş bir "ters manyel" hamlesini görüyoruz.
Türkiye ve Azerbaycan, Zangezur'u sadece kendi güçleriyle korumanın, Rusya ve İran bloğu karşısında büyük bir yıpratma savaşına dönüşeceğini gördü. Ve dahiyane bir taktikle, Ermenistan üzerinden Batı'yı denkleme dahil ettiler. Paşinyan'ın Batı'ya dümeni kırması, aslında Türk dünyasının önünü açtı.
Türkiye, koridorun güvenliğini, "Bakın burada Çin'i ve Rusya'yı bypass edecek bir yol var" diyerek ABD'nin çıkarlarına entegre etti. Böylece Rusya ve İran'ın baskısına karşı kalkan olma görevini ABD'ye "ihale etti". Yani ABD oyunu kurmadı; Türkiye ve Azerbaycan, ABD'yi bölgeye çekerek koridorun bekçiliğini Washington'a yaptıracak bir denklem kurdu. Bu, Zangezur'u "Trump Koridoru" gibi gösterip, aslan payını Türk dünyasının aldığı bir akıllı güç (smart power) operasyonudur.

15