Ankara Zirvesi: NATO'nun yeni dönem eşiği

Ankara'da yapılacak 2026 NATO Zirvesi, İttifakın sıradan toplantılarından biri olarak görülemez. Beştepe'de savunma harcamaları, savunma sanayii, Ukrayna'ya destek, Avrupa'nın askeri sorumluluğu, güney kanadının güvenliği ve Türkiye'nin NATO içindeki ağırlığı tartışılacaktır. Bu nedenle Ankara, ev sahipliğinin ötesinde, NATO'nun hangi tehditleri önceleyip hangi üyelerden yük bekleyeceğini gösterecek stratejik eşik haline gelmektedir.

Zirvenin merkezindeki başlık NATO 3.0 kavramıdır. Bu ifade, NATO'nun resmi doktrini değildir. İttifakın 2025 sonrası dönüşümünü anlatan stratejik çerçevedir. NATO 1.0, Soğuk Savaş'ta Sovyetler Birliği'ne karşı kurulan caydırıcılık düzeniydi. NATO 2.0, Soğuk Savaş sonrasında Balkanlar, Afganistan, terörle mücadele ve kriz yönetimiyle şekillendi. NATO 3.0 ise Avrupa'nın kıtasal savunmada daha fazla sorumluluk almasını, ABD'nin nükleer caydırıcılık, stratejik istihbarat, hava nakliye kapasitesi ve Hint-Pasifik odağıyla ana direk kalmasını ifade ediyor.

Bu, Washington'ın Avrupa'dan çekilmesi anlamına gelmiyor. Asıl mesele, Avrupa'nın konvansiyonel savunmada daha fazla yük üstlenmesidir. Konvansiyonel savunma, nükleer silahlar dışındaki klasik askeri güç unsurlarını kapsar. Kara kuvvetleri, hava savunma sistemleri, savaş uçakları, topçu, mühimmat stokları, üsler ve lojistik hatlar bu başlığa girer. ABD, Avrupa'dan yatırım, üretim ve hazır kuvvet beklemektedir. Böylece yük paylaşımı tartışması, bütçe oranlarından çıkıp dayanıklılık sorusuna bağlanmaktadır.

Lahey'de gündeme gelen Gayrisafi Yurt İçi Hasıla'nın yüzde 5'i kadar savunma ve güvenlik harcaması hedefi bu bağlamda önemlidir. Gayrisafi Yurt İçi Hasıla, bir ülkenin bir yıl içinde ürettiği toplam ekonomik değeri anlatır. Hedefin önemli bölümü askeri kapasiteye, kalan kısmı ise kritik altyapı, siber güvenlik, askeri ulaşım, enerji güvenliği, mühimmat depoları ve toplumsal dayanıklılığa yöneliktir. Savunma artık tank veya füze alımından ibaret değildir. Devletin kriz ve savaş koşullarında ayakta kalma kapasitesi de çerçevenin parçasıdır.

Ukrayna başlığı, Ankara Zirvesi'nin hassas dosyalarından biridir. Savaş uzadıkça asıl sorun, Kiev'e verilen desteğin dönemsel yardım paketlerine bağlı kalıp kalmayacağıdır. NATO, Ukrayna'nın acil askeri ihtiyaçlarını müttefik finansmanıyla eşleştiren mekanizmalar üzerinden düzenli bir tedarik zemini kurmaya çalışıyor. Öncelikli Ukrayna İhtiyaçları Listesi olarak bilinen PURL, bu amaçla öne çıkıyor. NATO'nun güvenlik yardımı ve eğitim desteğini koordine eden yapısı ise desteği askeri planlama boyutuyla kurumsallaştırıyor. Ankara Zirvesi bu yüzden dayanışma mesajından çok, savaşın lojistik omurgasının sınanacağı toplantı olacaktır.

NATO'nun gündemi doğu kanadıyla sınırlı değildir. Güney kanadı da güvenlik hesaplarında görünür hale gelmektedir. Güney kanadı denildiğinde Türkiye, Doğu Akdeniz, Orta Doğu, Kuzey Afrika, İran çevresi, enerji yolları ve deniz güvenliği birlikte düşünülmelidir. Hürmüz Boğazı kritik önemdedir. Basra Körfezi'nden çıkan petrol ve doğal gaz trafiğinin önemli kısmı bu dar geçitten dünya piyasalarına ulaşır. Buradaki kriz, Avrupa'nın enerji güvenliğini, deniz ticaretini ve küresel fiyatları etkiler.

Türkiye'nin ağırlığı burada belirginleşmektedir. Ankara, NATO'nun ikinci büyük ordusuna sahip olmasının yanında Karadeniz, Kafkasya, Suriye, Irak, Doğu Akdeniz ve Orta Doğu bağlantıları nedeniyle çoklu krizleri aynı anda okuyabilen bir müttefiktir. Türkiye'nin savunduğu 360 derece güvenlik yaklaşımı, tehditlerin tek yönden gelmediğini anlatır. Rusya baskısı, İran çevresindeki gerilim, terör, düzensiz göç, enerji güvenliği, siber saldırılar ve deniz yollarının güvenliği aynı stratejik resmin parçalarıdır. Ankara'nın İHA ve SİHA kabiliyeti, mühimmat üretimi, deniz platformları, füze sistemleri ve elektronik harp kapasitesi, NATO'nun aradığı dayanıklılıkla ilişkilidir.