SON günlerde bir şarkı Instagram'da fena aldı başını gitti.
Hem böyle bir insanın sinirleriyle oynayan hem de karşına çıktıkça ağzına dolanan bir tarz.
"Varsa şekerin, çaya geçelim... Tamam da kanka, ne alaka"
Kafamın içinden migren gibi çıkmayan bu şarkıya cumartesi gecesi sonunda bir mana getirebildim.
*
Neden mi bahsediyorum Trump'a üçüncü "suikast" girişiminden.
Yemeği takip ediyordum. Silahlar patladığı gibi CNN Türk'te acil canlı yayına geçtik.
Akabindeki üç saat boyunca kesintisiz hem gelen bilgileri aktarmaya hem de ortaya çıkan görüntülerden tabloyu okumaya çalışıyordum.
Trump'ın ilk mesajlarındaki sakinlik ve ortamı yumuşatıcı ton ilk etapta bir şaşkınlık yaratsa da "herhalde ülkeyi birleştirmeye çalışıyor" dedim kendi kendime.
Ve hemen sonrasında dedi ki... "Yarım saate basın toplantısı düzenleyeceğim."
Haberin Devamı
*
ABD'de çok silahlı saldırı olayı gördüm.
Bu tür olaylardan sonra çıkıp doğrudan başkanın, hem de olayın üzerinden birkaç saat dahi geçmeden, kameraların karşısına geçmesine hiç şahit olmadım.
"Allah Allah" dedim...
Bunun iki sebebi olabilirdi:
1-Bir saldırganın çıkıp tüm geceyi mahvetmesine karşılık olarak "korkmuyoruz, sinmiyoruz, sinmeyeceğiz" mesajı vermek.
2-Bir şeylerin propagandasını yapmak.
Baktığınızda... İkisi de gerçekleşti diyebiliriz.
*
İşin acayip kısmı propaganda yapılması da değildi. Propagandanın Trump'ın uğruna yanıp tutuştuğu meşhur balo salonu olmasıydı.
Bu, Trump'ın ilk olarak "resepsiyonlara gelen kadınların yağmurda saçı başı bozuluyor, ayakkabıları ıslanıyor, milleti çadırda ağırlıyoruz" diye ortaya attığı bir şeydi.
Herkes en başta "klasik Trump işte konuşup duruyor" sanırken Beyaz Saray'ın doğu bölümü tamamen yıkıldı ve inşaat başlayıverdi.
*
Ne kimseye sordu, ne kimseyi dinledi...
Haberin DevamıE tabi Trump Beyaz Saray'ı babasının malı gibi yıktırınca iş mahkemeye taşındı.
Bir mahkeme inşaatı durdurdu, temyiz ise "kesin hüküm çıkana kadar devam edin" dedi.
*
Şimdi mesele bu aşamadayken, inşaatın hukuksuz olup olmadığına Amerikan mahkemeleri karar verecekken...
ABD Başkanı, Başkan Yardımcısı ve Meclis Başkanı, Dışişleri Bakanı, Savaş Bakanı, Adalet Bakanı, Hazine Bakanı, Sağlık Bakanı, Senatörler, vekiller ve daha birçok yetkili bir yemekte olduğu sırada bir saldırgan otele dalıyor, silahlar patlıyor, yüzlerce davetli panik içinde kaçışıyorken...
Olayın daha ne olup olmadığı belli bile değilken Başkan çıkıp "İşte tam da bu yüzden balo salonuna ihtiyacımız var" diyor.
Haberin DevamıŞarkıya kısa bir geri dönelim... "Tamam da kanka... Ne alaka
*
Beyaz Saray Muhabirleri Derneği'nin yemekleri her yıl bu otelde yapılıyor.
İnşaat bitmiş olsa bile orada yapılmayacaktı.
Ağırlayan Trump değildi ki... Trump, tıpkı kendinden önceki tüm başkanlar gibi misafirdi.
*
Tekrar söyleyeyim... Bir başkanın kendisine yönelik üçüncü suikast girişiminden sonra çıkıp siyasi ajandasını ittirmesini şaşkınlıkla karşılamıyorum.
Ama bir başkanın çıkıp kendisine yönelik üçüncü suikast girişiminden sonra balo salonu diye tutturmasını hiç anlamıyorum.
Hele hele sıkılan kurşunlar daha soğumamışken, Trump kitlesinin "kimse bundan sonra balo salonuna tek kelime etmesin" diye örgütlü şekilde kampanya başlatmasına fena bir şüpheyle bakıyorum.
*
Amaç ne
Haberin DevamıTrump bir ara "Ordumuz balo salonunun altına dev bir kompleks inşa ediyor" demişti.
Bilmediğimiz bir şey mi var
Neden bir balo salonu illa

3