İran'ın içi dışı bir mi

MUTABAKAT Zaptı'nın imzalanması sürecinde ayyuka çıkan meselelerden biri de İran'ın içeriye başka dışarıya başka tavırları oldu.

Aslında mesele yeni de değil. İlk emareleri görmek için 1979 yılına dahi gidebiliriz.

*

Devrim öncesi Humeyni'nin bir nevi özel kalemi gibi görev yapan İbrahim Yazdi, ABD ile gizlice temas kurulmasını sağlamıştı.

Devrim sonrasında kurulan hükümette Dışişleri Bakanı olarak göreve başlayan Yazdi, ABD ile iplerin kopmasına sebep olan rehine krizine kadar Humeyni rejiminin, Batı ve ABD ile bir köprü görevini görmüştü.

*

Yazdi ve benzer kafa yapısındaki hükümet yetkilileri ABD'lilerle görüşme yaparken korktukları bir şey vardı: Büyük Şeytan ile içli dışlı görünmek.

Yazdi, kameralar önünde Büyük Şeytan söylemini devam ettirirken kameralar kapanıp özel görüşmelere geçildiğinde devlet adamı gömleğini giyerdi.

Ancak Yazdi ve diğer yetkililer bunu "gizli bir ikiyüzlülükten" ziyade, devleti ayakta tutmak için rasyonel bir dış politika yürütmeye çalışarak yapıyorlardı.

*

Haberin Devamı

Bugün İran Meclis Başkanı Kalibaf ve Dışişleri Bakanı Arakçi'yi görünce ve hareketlerine bakınca Yazdi'yi hatırlamamak mümkün değil.

ABD'lilerle görüşmeye giderken Minab'da öldürülen çocukları ön plana çıkarmak, aynı fotoğraf karesine girmemek, el sıkışmamak ve Büyük Şeytan ile konuşmuyormuş gibi yapmak için azami özen gösteriyorlar.

Tıpkı 47 yıl önce olduğu gibi bugün de Kalibaf ve Arakçi, içerideki şahinleri ürkütmeden dışarıda bir uzlaşı zemini arıyorlar.

Kameralar karşısındaki o aşırı mesafeli ve sert duruş, aslında Büyük Şeytan'a değil, her an arkalarından hançerlemeye hazır bekleyen kendi iç kamuoylarına yönelik bir savunma kalkanı.

Yani bir bakıma... Sistemin en has adamları sistem şehidi olmamak için dünya sahnesinde kırk takla atmak zorunda.

*

Mesela Kalibaf daha dönüş uçağındayken devletin resmi kanalında yapılan yorumlardan biri şu: "Keşke Mehrabad Havalimanı kapansaydı da uçakları İsviçre'ye kalkmasaydı."

Üzerlerindeki baskıyı düşünebiliyor musunuz Peki devlet kanalında yapılan bu yorumun sistemin en tepelerinden habersiz ve onaysız yapılabileceğini

Kalibaf da "eğer biz İsviçre'ye gitmeseydik, her an Lübnan'ın Müslümanlarından ve Şiilerinden daha fazla kan akacaktı" diyerek kendine meşru bir kalkan yaratmakla meşguldü.

Haberin Devamı

Müslümanlar ve Şiileri ayırma fikri dahi kellesini korumak için her an savunma pozisyonunda olmak zorunda olduğunun bir göstergesi.

Bu adamın Vance ile aynı kareye girmemesi anormal mi şimdi Elbette anormal değil. Vance ile el sıkışan Kalibaf'ın Tahran'a döndüğünde "Şeytanla el sıkışan hain" olarak karşılanacağını kendisi de çok iyi biliyor.

Neticede 1979'dan bu yana aktörler değişiyor ama Tahran'ın o meşhur "diplomasi tiyatrosu" hiç değişmiyor.

İran dış politikası, dışarıya uzattığı zeytin dalını içeride her an bir silaha dönüştürebileceğini kanıtlamak zorunda olan devasa bir illüzyondan ibaret.

*

Sistem öyle bir sistem ki... Sistemi kurtarmak için atmanız gereken adımlar dahi sistemin yarattığı radikallik ve içine kapanmacılık bir noktada "reset" tuşuna basıverip her şeyi 1979'a geri döndürüveriyor.

Haberin Devamı

Hatırlayın... Daha geçen hafta Mücteba Hamaney'in mesajındaki "ben mutabakat zaptına ikna olmamıştım ama..." ifadesi her an uçabilecek kelleler için yapılmış küçük bir hazırlık.

Hal böyleyken Kalibaf ve Arakçi şu 60 günde o nükleer tavizleri nasıl anlatır, nasıl kabul ettirir ve nasıl siyasi olarak hayatta kalır açıkçası merakla bekliyorum.

14 MİLYON DOLARLIK FIKRA

GEÇEN hafta, Trump'ın "2 haftada 2 milyon dolara bitiririm" diyerek boşalttırdığı 700 metrelik Lincoln Anıtı havuzunun trajedisini anlatmıştım. Hatırladınız mı

Sonuç ise 14 milyon dolar harcandıktan hemen sonra tüm yosun ve pisliğin geri dönmesi olmuştu hani...

*

İran ile müzakere eden, yüksek hayat pahalılığıyla boğuşan, 4 ay sonra ara seçimlere gidecek olan ABD'de gündem hâlâ bu havuz.

Yeni gelişmeler şunlar...

Haberin Devamı