İkinci 'makul ol' vakası… Trump'ı kışkırtamadılar

Yunus Paksoy
31.12.2025
11

NETANYAHU Florida'ya gelmeden çantasındaki başlıca meselelerden birinin Türkiyeolduğunu anlatmıştım.

Hatta geçtiğimiz haftaki yazıda Türkiye ile açıktan savaş yürüttüğünü de sizlerle paylaşmıştım.

Yalnız yanılmışım... Neden mi

Çünkü Netanyahu'nun Türkiye takıntısının Florida'daki görüşmeyi tamamen gölgeleyeceğini ben bile tahmin edememiştim.

*

Olayın faili de mağduru da Netanyahu aslında.

7 Nisan'da Oval Ofis'te Trump tarafından dünyanın gözü önünde fırça yiyip "makul olması" tembihlenen Netanyahu belli ki güç sarhoşluğu yaşıyordu.

Tembihlendiği noktayı ve Trump'ın çizdiği sınırı unutmuştu.

Erdoğan ile kavga kırmızı çizgiydi.

*

Netanyahu'nun kuyusunu kazan, aslında Türkiye'nin ipini çeksinler diye getirdiği İsrailli gazeteciler oldu.

Amaç belliydi... Trump'a Erdoğan ve Türkiye ile ilgili gollük paslar atılacak, "İsrail'in tarihteki en büyük dostu" Trump da ikramı geri çevirmeyecekti.

*

Haberin Devamı

İlk soğuk duş daha karşılandığı kapıda geldi.

İsrailli bir gazeteci atladı ve "Türk askerleri Gazze'ye girecek mi" diye sordu.

Hatırlayın... Netanyahu daha geçen hafta Trump'ın yakın dostu Senatör Graham'e "Asla izin veremeyiz" dedirtmişti.

Şimdi ne umuyordu

Trump'ın konuyu bir daha açmamak üzere kapatmasını.

Peki ne buldu

Trump, Erdoğan'ın ne kadar iyi bir dost olduğundan, Türkiye'nin ne kadar mükemmel bir ortak olduğundan dem vurdu.

Bir de sonda Netanyahu'ya dönüp lafını soktu: "Benim için Erdoğan harika, seni bilemem Bibi."

*

Görüşme sonrası basın toplantısı daha da kötü geçti Netanyahu için.

E tabi... İsrailli gazeteciler "görev aşkıyla" Trump'ı Türkiye konusunda sıkıştırmaya devam etmeliydi.

Başka bir İsrailli gazeteci kalktı...

"Erdoğan Netanyahu'ya Hitler diyor, İsrail'e Nazi diyor. Ne diyorsunuz" dedi.

Trump oralı bile olmadı. Oltaya gelmedi.

Hem dostum dedi, hem saygı duyuyorum dedi, hem de en önemlisi "Bibi de saygı duyuyor" dedi.

Bakmayın... Onun Türkçesi aslında "saygı duyacaksın" demekti.

"Sonuna kadar Erdoğan'layım" diyerek de kapağın üzerini sıkıca kapattı.

*

Bitmedi...

Netanyahu'ya Suriye sorulunca sözünü kesip yine Erdoğan'dan bahsetti.

Hem Şara'yı yedirmedi hem de Esad'dan kurtulabildiysek bunun mimarı Erdoğan'dır diyerek çizgiyi çekti.

Haberin Devamı

"Bibi de buna katılıyor" dedi ama... Ne Türkçesi Sen de Erdoğan'ın başarısını seve seve kabul edeceksin.

*

Dersini hâlâ almayan İsrailli gazeteciler bir de şansını F-35 konusunda denedi.

Trump toplantıyı bitirmiş, salondan çıkmak üzereydi.

Dayanamayıp sordular... "Türkiye'ye F-35 verecek misiniz"

Trump da verdi cevabını... "Ciddi düşünüyoruz. Merak etmeyin. F-35'lerle size saldırmayacaklar. Bibi de sorun yapmayacak."

*

Ne desem...

Türkiye ve Suriye konusunda -en azından kameralar önünde- Netanyahu için olabilecek en kötü tablo ortaya çıktı.

Trump kışkırtmalara gelmedi. Zokayı yutmadı. Sonuna kadar Erdoğan'layım diyerek raconu kesti.

Bir nevi ikinci "makul ol" vakası.

*

Haberin Devamı

Bu kadar anlattım anlatmasına ama şu olaylar silsilesinden ne gaza gelmek ne de zafer konvoyuna çıkmak isterim.

Pazar günü ne yazmıştım

Gazze, Suriye ve F-35 konularında yeni yılda Trump'tan bir şeyler bekliyorum artık.

Yoksa bu güzel lafların bir manası kalmayacak.

Ama şimdilik...

Ne oldu Netanyahu yol çekiyordun Florida'ya