Eli kolu bağlı

Trump İran'ı köşeye sıkıştırırken kendisini de tuzağa mı almıştır, yoksa Hürmüz Boğazı'nda yeni bir güç dengesi mi oluşacaktır?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, Trump'ın İran'a karşı artan baskısının aslında ABD'yi Hürmüz Boğazı kontrolünü kaybetme veya İran'a boyun eğme ikilemiyle karşı karşıya bıraktığını savunuyor. İran'ın rejim kurucusu öldürüldükten sonra taviz vermeyeceği yönündeki argümanını, stratejik cul-de-sac'ın kaçınılmazlığı üzerinden ortaya koyuyor. Ama acaba Trump'ın bu 'tuzak'tan çıkış stratejileri bulunabilir mi, yoksa yazar sadece bir ihtimali mi abartarak sunuyor?

Benbu satırları yazarken Trump'ın İran'a verdiği mühlet halihazırda iki kez uzatılmış ve bitmesine saatler kalmış durumda.

Hatta İran'ı medeniyet olarak tarihten silmekle tehdit etti.

Fakat siz bu satırları okurken sadece üç ihtimalden biri gerçekleşmiş olabilir.

* Trump kamuoyuna yine bir "İran yalvardı ben de süreyi uzattım" iddiası salabilir.

* Gerçekten bir anlaşma olur.

* İran'ın sivil altyapısı darmadağın edilmiş olur.

*

Şöyle bir ihtimallere baktığımızda gördüğümüz şey çok açık değil mi sizce de

Trump...

* Ya tükürdüğünü 3'üncü kez yalayacak.

* Ya İran'ın güçlü şartlarına boyun eğecek.

* Ya da dünyayı geri döndürülemez cehennemin daha da dibine itecek.

Hangi strateji, hangi planlama, hangi deha bir ABD başkanını böylesine köşeye sıkıştırabilir ki

Ya da bu üçünden hiçbirinin bu süreçte rol oynamaması mı desek

*

Haberin Devamı

Trump'ın savaşının işleri getirdiği noktada İran ölümle burun burunayken kabul edemeyeceği birkaç şey var...

1. İran, durup dururken ateşkesi kabul edemez.

2. İran, durup dururken Hürmüz'ü açamaz.

3. İran, hiçbir taviz almadan Trump ile masaya oturamaz.

4. İran, dini lideri ve neredeyse tüm üst düzey kadrosu öldürülmüşken, her gün vatandaşlarının tepesine bombalar yağıyorken Trump'a karşı taviz veremez.

*

Özellikle Hürmüz meselesinin biraz üzerine gitmek istiyorum.

Ezelden beri İran rejimine yapılacak bir saldırıda rejimin yok olma tehlikesi ile karşı karşıya geldiğinde Hürmüz kartını oynayacağını Washington'daki çırak analistler bile biliyordu.

İşler bu noktaya geldikten, Hürmüz kapatıldıktan, İran dünyanın en kritik taşımacılık yollarından birinde ne kadar büyük bir etkiye sahip olduğunu gördükten sonra eskiye dönüş olur mu hiç

*

Peki daha bundan bir buçuk ay önce ABD'nin en sadık Arap müttefiklerinin milyarlarca doları her gün buradan sorunsuz akıp gidiyorken, bu ülkeler İran hegemonyasınıkabul edebilir mi

Peki süper güç statüsünün büyük bölümünü petro-dolar sistemine borçlu olan ABD, İran'ın Hürmüz'den gelen geçen tüm gemilere haraç gibi ek ücret kesmesini
kabul edebilir mi

Dünyanın en önemli su yollarından birini İran'a bırakabilir mi

Haberin Devamı

En can alıcı soruyla devam edelim:

Ya İran'a diz çöktürmekten ya da Hürmüz'ü İran'a bırakmaktan başka çare kalmış mıdır

*

Trump, hem Pandora'nın kutusunu kendi elleriyle açmış hem de sebep olduğu savaş statükosunun esiri olmuştur.

Taş Devri tehditleri de, elektrik santralleri ve köprüleri yok etme tehditleri de, İran'ı yeryüzünden silme tehditleri de rejime geri adım attırmayacaktır.

Çünkü rejimin bir gözü ölüme bir gözü direnişe bakıyorken ölümü seçme şansı kalmamıştır.

Rezil olarak bu işi sonuçlandırmak da Trump'ın varoluş sebebine aykırıdır.

İşte tam da bu sebeple siz bu satırları okurken bana en yakın gelen ihtimal, en dillendirmek istemediğim ihtimaldir.

Haberin Devamı

Bana kalırsa işimiz duaya kalmış halde.

O zaman bana da bir inşallah ile bitirmek düşer.

KÜFÜR MESELESİ
PAZAR günü sabahın 8'inde yine öfkeli bir Trump paylaşımı için CNN TÜRK yayınına bağlanmıştım.

Tam spikerimiz Samet Güner ile yayına devam ederken bir paylaşım daha yaptı.

Bir yandan canlı yayını devam ettirirken bir yandan gözlerim ve beynim, yeni paylaşıma inanmak istemiyordu.

O anda ağzımdan şunlar döküldü... "Burada küfür ediyor bayağı. Bunları okuyamayacağım Samet. ABD Başkanı küfür ediyor."

Herhalde kariyerimin şu ana kadar ve bundan sonraki en tuhaf anlarından biri olacak.

Şu meseleyi çok soran oldu... Genel Yayın Yönetmenimiz Ahmet Hakan da geçen gün yayında sordu:

Haberin Devamı

"Bu kelimeler ABD'de sık sık kullanılıyor. Gerçekten de Başkan'ın bu küfür kelimesini kullanması bizdeki kadar yadırganmıyor mu"

Sizi 2010'lu yıllara, şimdilerde küfürbaz Trump'ın yılmaz savunucusu