OCAK ayının sonu, şubat ayının başında genel kanı "ABD ve İran oturup konuşacak, anlaşacak, savaş çıkmayacak" noktasındayken riskli de olan bir çıkış yapmıştım.
"Ama bugün, ama yarın... Müzakere hiçbir zaman gerçek hedef olmadı. Hedef, rejimin ta kendisi" demiş ve Maduro operasyonunun zafer sarhoşluğundaki Trump'ın savaşa girişeceğini düşünmüştüm.
Lakin... Şunu da not etmiştim: "Eski Başkan Jimmy Carter'ın ABD tarihine kara leke olarak geçen Kartal Pençesi Operasyonu'nu sık sık ağzına dolayan, Carter durumuna düşmek istemeyen Trump'ın hata şansı yok."
*
Gelelim bugüne. Trump birkaç gün önce Oval Ofis'te öyle bir şey söyledi ki... Aklıma derhal 1 Şubat'ta kaleme aldığım yazı geldi.
Trump'ın isteyip de bir türlü elde edemediği İran'ın zenginleştirilmiş uranyumu gündeme geldi.
"İran vermezse girip alır mısınız" diye sorulunca Trump ne demiştir sizce
Evet... "Carter gibi olmak istemiyorum" dedi.
*
Şöyle bir bakalım şimdi...
Trump:
- Rejimi düşüremedi.
- Uranyumu alamadı.
Haberin Devamı- Hürmüz'ü hem kendisinin hem de dünyanın başına bela etti.
- Körfez'de nesiller boyu sürecek bir travma yarattı.
*
Carter'a bakalım...
- ABD'nin bölgedeki en büyük müttefiğini koruyamadı.
- ABD'nin en büyük müşterisi olan Şah'ın arkasında duramadı.
- Onlarca yıl boyunca ABD için bölgede en sorunsuz devlet olan İran'ın onlarca yıl boyunca en büyük sorunu olmasına yol açan süreçte baş aktörlerdendi.
*
Trump her ne kadar "Carter gibi olmak istemiyorum" dese de 1 Şubat'ta öngördüğüm "Carter gibi olmaması için hata şansı yok" tezi az çok gerçekleşti.
Peki bu saatten sonra diğer ihtimal ne
O da Obama olmak.
*
Obama'nın İran ile el sıkıştığı nükleer anlaşması kimine göre hatalı kimine göre yanlış da olsa bir anlaşmaydı.

9