MAÇIN bitiş düdüğü çaldı.
Tarif edilemez bir şaşkınlık ve inanamama haliyle birkaç dakika tribünde oturdum kaldım.
İki gündür San Jose'de sayısız vatandaşımız yanıma geldi, muhabbet ettik.
Amerika'nın farklı eyaletlerinden binlerce mil yol yapıp gelenler, Çin'den, Japonya'dan, Almanya'dan, Romanya'dan, memleketin dört bir yanından akın akın gelen Türkler, birbirine hemen şu soruyu soruyordu: Los Angeles'a da geçeceksiniz değil mi
Binlerce vatandaşımız stadyumdan boynu bükük ayrılırken Los Angeles'taki maçın tüm manasını kaybetmesi, iki maçta bir kere bile gol diye ayağa kalkamamamız... Hüsranın seviyesini anlatmak mümkün değil.
*
Haberin DevamıYine de ben sanırım bize has olan birkaç meseleden bahsetmek istiyorum.
En son Dünya Kupası'na gittiğimiz zamandan bu yana 24 sene geçmiş.
Bugün çoluk çocuk sahibi olan adamlar ilkokul-ortaokul çağındaydı. Ne elimizde akıllı telefonlar vardı ne de ağzı olanın konuşabildiği sosyal medya hesaplarımız.
Avustralya maçındaki kahreden sonuç sonrası daha iki maç ve kazanılacak 6 puan olmasına rağmen gerek spor programları gerek sanal mecrada kurulan darağaçlarına kusura bakmayın ama ben bir anlam veremedim.
Üzüm yemekle bağcı dövmek arasındaki ince çizginin zamansızca ve ziyadesiyle aşıldığına kanaat getirdim.
*
Öyle ya... Takım daha ilk maçın akabinde sallandırıldıktan sonra başarıya ulaşsa "biz silkeledik kendilerine getirdik" denecek, bugünkü halde ise eleştirilerin dozu birkaç tık daha artırılacaktı.
Beyler... Hiç kusura bakmayın ama takımcısınız, takımınızın oyuncularına diğerlerinden daha büyük önem atfediyorsunuz, gözünüze kestirdiğiniz isimlere acımasızca karakter suikastı yapmakta beis görmüyorsunuz.
*
Şu sitemlere bir bakın...
"24 sene sonra Dünya Kupası'na katılmışız. Heves bırakmadınız. Zevkimizin içine ettiniz."
Sorunun 24 sene sonra katılmakta olduğunu göremeyip beyefendilerin keyfinin içine edilmesine odaklandığımız sürece bir sonraki dünya kupasında benim oğlan çoluk çocuğa karışır.
Haberin DevamıDevamlılık, süreklilik, bir şeylerin gediklisi olma derdimiz yok. Sürekli dersimize çalışma, devamsızlık yapmama, varlığımızı sürdürme gibi taraklarda bezimiz yok.
*
Ülken ve bayrağın için en iyisini istemekle ülken ve bayrağın için aynı ülkü etrafında birleşebilmek lafla olmuyor.
Ülken ve bayrağın için işler iyi gitmediğinde ilk fırsatta ülke ve bayrak hissini tarumar ederek yapıcı bir rol oynanmıyor.
"Biz vasat istemiyoruz" diye savunma yapmak ise "gaslighting" yapmaktan öteye gitmiyor.
Bir kendimizi sorgulayalım...
İRAN'IN HARCAYACAĞI ŞANS
SANIYORUM bu hafta Trump'ın geçen sene yaşadığı Epstein skandalından bu yana en zor haftası olmuştur.
Anlaşmaya varılan mutabakat zaptı ve atılan imzalardan sonra sızan 14 madde akabinde eş zamanlı olarak hem İsrail'de hem de ABD'de Trump topa tutuldu.
Haberin Devamıİsrailli Yahudisi, Amerikalı Yahudisi, Demokratı Cumhuriyetçisi hep bir ağızdan Trump'ı yerden yere vurdu.
Amerikan tarihinin en utanç verici anlaşması olarak bile yorumlanan bu zapta destek çıkmak, gülünç duruma düşmekle eşdeğer hale dahi geldi.
*
Hatta hafta içi işler o kadar olağanüstü bir hal aldı ki...
Hem Trump hem de JD Vance,

3