Amerikan trajedisi

Sharon Simmons'ın Beyaz Saray'daki 100 dolarlık bahşişi ve tevazu kitabı, Trump'ın iktidarında adaletsizliğin nasıl görkemli propaganda haline dönüştürüldüğünü göstermiyor mu?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, Trump'ın McDonald's kuryesi Sharon Simmons'ı Beyaz Saray'a çekerek bahşişlerden vergi kaldırılmasını propaganda yaparken, kanser hastası eşinin tedavi masraflarıyla boğuşan gerçek insanın dramını gözler önüne serdiğini ileri sürmektedir. Trump'ın kendini İsa ilan etmesinden İran savaşına kadar eskale eden otoriter tavırlarını ve Kongre'deki cinsel taciz skandallarını bir bütün olarak değerlendirerek, sistemin ne kadar çürümüş olduğunu ortaya koymaktadır. Acaba bu "Amerikan trajedisinin" aynalanması yeterli mi, sistem değişimi için olması gereken tepki nerede?

Basın birden içeri çağrıldı. Oval Ofis'in kapısına dizildi. Oval Ofis'ten çıkan Trump, bir kuryeyi karşıladı.


Kurye, emekli bir büyükanneydi. Sharon Simmons, Trump'ın McDonald's siparişini getirmişti.

Trump, 100 dolarlık bahşişi Sharon Hanım'ın eline sıkıştırıverdi.

Bahşişin bu kadar konuşulmasının sebebi şuydu...

Geçtiğimiz yıla kadar ABD'de bahşişlerdenvergi alınırdı. Trump, bu vergiyi kaldırdı.

15 Nisan, ABD'de vergi beyanı için son gündür. 15 Nisan haftası ise Vergi Haftası olarak bilinir.

Yani sözün özü... Mesele aslında bir hükümet propagandasıydı.

*

İşin özü ise çok daha derin.

10 torunu olan Arkansaslı Sharon, 2022 yılında kuryelik yapmaya başladı.
4 yılda 14 binden fazla sipariş teslim eden Sharon'ın eşi kanser hastası.

Kanser tedavisi gördüğü sırada çalıştığı saatleri azaltmak zorunda kalan eşinin tedavi masraflarını ve ev giderlerini karşılayabilmek için kendi arabasıyla kuryeliğe başlayan Sharon, kendini bir anda Trump'ın dünyasında bulmuştu.

*

Haberin Devamı

İnce, zarif ve naif bir şekilde Trump'ın sorularını yanıtlamaya başlayan Sharon, şu soruyla kalakaldı.

Elini, Sharon'ın koluna koyan Trump... "Bana oy verdin değil mi" dedi.

"Iıı... Olabilir" diyen Sharon, zoraki bir gülümsemeyle konuyu geçiştirmeye çalıştı.

Sanki Cumhuriyetçilerin kalesi Alabamalı Sharon, Trump'a oy vermiş de Trump'ın çıkardığı savaşla birlikte yüzde 30-40 artan benzin fiyatlarından sonra zaten kıt kanaat geçinirken itiraf etme noktasında mahcubiyet içindeymiş gibiydi.

Sonra gündemden sorular gelmeye başladı...

Trump'ın daha birkaç saat öncesinde kendisini Hz. İsa ilan etmesi, Papa'ya savaş açması, Papa'ya açtığı savaştan önce İran'a açtığı savaş, Küba'nın fethi ve dahası...

*

Şahit oldukça insanı gerim gerim geren, yer yarılsa da içine girsem denilen ortamlar vardır ya... İzlemeye devam ettim.

Trump bir ara trans kadınların, kadın sporlarında yarışması konusuna girdi.

Dönüp Sharon'a sordu... "Sence erkekler kadın sporlarında oynamalı mı"

O noktada artık iyice zor durumda olduğunu belli eden Sharon, "O konuda hakkında gerçekten fikrim yok. Ben buraya bahşişlerden vergi alınmaması için geldim" dedi.

Haberin Devamı

"Kesin vardır vardır" diyen Trump, Sharon'un koluna bir kez daha vurdu.

*

15 dakikalık propagandanın en can alıcı kısmı ise sonlara doğru geldi.

Kanser hastası kocası Leo'nun tedavi sürecinde kitap yazdığını söyledi Sharon. Trump yine muzip bir tonla "Hadi söyle kitabın ismini" dedi.

Sharon ise asla unutmayacağım şu cevabı verdi:

"Kitap tevazu üzerine..."

İnanılmaz...

Sharon, kocasının tevazu üzerine yazdığı kitap çıkınca bir kopyasını da Başkan'a hediye eder mi acaba

*

Beyaz Saray'da yaşanan öyle bir andı ki...

Muhtemelen 60'lı yaşlarında olan 10 torunlu bir büyükanne, Beyaz Saray'a McDonald's siparişi getiriyor, kocası kanser hastası, tedavi masraflarına paraları yetmiyor, yıllardır kuryelik yapıyor, bahşişlerle hayata tutunmaya çalışıyor ve Trump gülerek eline 100 dolarlık banknotu sıkıştırırken Sharon tevazudan bahsediyor.

Haberin Devamı

Dünyanın en komik Amerikan fıkrası diye aratsanız karşınıza bu çıkardı herhalde.

Yok yok...

Bu olsa olsa tam bir Amerikan trajedisi.
MÜSTEHAK

GEÇEN yıl şubat ayında Trump'a "Mesih diyeceksiniz" dediğimde inanmadınız...

Beyaz Saray İnanç Ofisi'nin başındaki televanjelist "Trump'a hayır demek, Tanrı'ya hayır demektir" dedi, Oval Ofis'te ayin yapıldı, "Sanki ortam kilise, toplananlar mürit, ortadaki tarikat lideri mübarek" dedim inanmadınız...

Trump kendini Papa ilan ettiğinde inanmadınız...

Sonunda inanmayanlar için Trump kendini Hz. İsa ilan etti. Sonra da "ben doktor sanmıştım" deyip çark etti.

*

Şu 15 aydır Trump'ın türlü abukluklarına bahane bulup savunan dindar Hıristiyanların bazıları sonunda "Hz. Doktor Trump" resmine kırmızı çizgi çekti.

Haberin Devamı

Bir o kadar Hıristiyan da Trump'ı yine savunmak için birbirini ezercesine cepheye koştu.

Ortam buyken, kitle buyken, Trump kendini