WITKOFF ve damat Kushner Umman'da görüşmeye giderken CENTCOM Komutanı Amiral Cooper da oradaydı.
Bir müzakereye asker götürmek, size geçen pazar yaptığım benzetmenin tam karşılığıydı aslında...
ABD, uzlaşma masasına avukatıyla değil "emanetiyle" gidiyordu.
*
Görüşme bittiği gibi ABD Dışişleri Bakanlığı, İran'a yeni yaptırımlar açıkladı.
Görüşmeler bittikten birkaç saat sonra ise Trump'ın imzaladığı kararname ile dünya üzerinde İran ile doğrudan ve dolaylı ticaret yapan tüm ülkelere yüzde 25 ek vergi açıklandı.
Kararnamede, "İran'ın politikası ve eylemleri, ABD ulusal güvenliği, dış politikası ve ekonomisine yönelik olağandışı ve olağanüstü tehdittir" dendi.
*
Ben bu yazıyı kaleme almaya hazırlanırken Trump, belki de önümüzdeki haftaların veya ayların şifresini açıkladı.
Ne demiş bir bakalım...
- İran ile görüşme çok iyiydi.
- Haftaya yine görüşeceğiz.
Haberin Devamı- Çok fena anlaşma yapmak istiyorlar, yapmalılar da.
- Yapmazlarsa sonuçları çok ağır olur.
- Bolca vaktimiz var. Venezuela'yı hatırlayın. Bir süre bekledik ve acelemiz yok.
Son cümleye dikkat buyurun lütfen.
*
Açık istihbarat kaynaklarına göre son birkaç haftada ABD, bölgeye 100'den fazla kargo uçağı sevk etti. Vızır vızır yığınak yapmaya devam da ediyorlar.
Peki bir yandan koca bir orduyu bölgeye yollarken ve İran'ı ekonomik olarak boğmaya devam ederken; diğer yandan masada oturmanın manası ne
Son cümleye ondan dolayı dikkat edin diyorum.
Trump ve çevresi, İran'a sunulan şartların rejimin fiiliyatta kendini feshetmesi anlamına geleceğini biliyor. Bunun çok uç bir ihtimal olduğunu da.
Bu yüzden bir yandan İran'ı "dinleyerek" tüm askeri yığınağını tamamlıyor. Bir yandan İran'ı ekonomik olarak boğma eylemine devam ediyor. Diğer yandan da olur da Hamaney rejimi mucizevi tavizler verirse tek bomba atmadan zafer ilan etmeyi tahayyül ediyor.
*
İran'ın uzun süre üzerinde çalışılan ve mutabık kalınan İstanbul zirvesini son anda iptal edip her şeyi Umman'a taşımasına ABD'nin sonunda razı olmasının sebebi de bu aslında.
Haberin DevamıABD için "oturduk, konuştuk ama yine yola gelmediler" diyebilmek için öyle ya da böyle "oturup konuşmak" lazım da ondan.
*
Trump'ın mesajı, tok satıcı gibi, peşin satan gibi bir tavır takındığını gösteriyor.
Saldırı için hazırlıkları tamamlıyor, ekonomik baskıyı giderek arttırıyor, masaya da oturuyor...
Masa olmazsa finansal savaş var; o da olmazsa İran'ın vurmak için planları hazır bekleyen devasa bir ordusu var.
Yani ezcümle...
Acelesi yok, imkânı ve zamanı var.
ÇİN'E DAVET GERİ ÇEKİLEBİLİR
HAFTA ortasında Trump ve Şi, telefonda görüştü.
Yalnız sonrasında ilginç bir şey oldu.
Trump'ın açıklamasına baktım. Her şey güllük gülistanlık. "Mükemmel" bir görüşme olmuş. Her şey "olumlu" geçmiş Trump'a göre.
Haberin DevamıÇin ve Şi ile ilişkisi de "çok iyiymiş."
Nisan ayında Çin'e gideceği geziyi ve Tayvan'ı da görüşmüşler hatta.
Buraya kadar tamam.
*
Yalnız Çin'in açıklama çok daha sertti.
- Çin-ABD ilişkilerindeki en önemli mesele Tayvan'dır.
- Tayvan'ın Çin'den ayrılmasına asla izin vermeyeceğiz.
- ABD, Tayvan'a silah satışlarını aşırı ihtiyatla ele almalıdır.
Son cümleye dikkat.
*
Aralık ayında ABD, Tayvan'a 11 milyar dolarlık satış onaylamıştı.
Söylenene göre 20 milyar dolarlık bir satış daha gelmek üzereymiş.
Çin, şayet devasa bir silah satışı gelirse bu gidişle Trump'ın davetiyesini yırtıp atabilir

11