Bundan yıllar, yıllar önce zamanın birinde ben gibiler yaşarmış.
Gün gelmiş, zaman geçmiş
Haftalar ayları, aylar yılları kovalamış.
Yıllar on yılları
On yıllar asırları derken her dönemde iktidarı her daim daha güçlendirirken, kendileri kilo kaybediyorlarmış
Zamanın devrinde ben gibiler, derdini anlatmaya çalışmak istemişler iktidarlarına, onlar da:
"Sabredin
Şükredin
Tevekkül edin" denmiş.
Niye
Çünkü koskoca iktidarın işi de çok, derdi de
Öyle kolay değilmiş kocaman ülkeyi yönetmek.
Dert bir değil ki elvan elvanmış o zaman da
Ben gibiler.
Yine sabretmişler
Yine şükretmişler
Yine tevekkel olmuşlar ya ne elde var ne avuçta.
Bakmışlar ki bu iş böyle olmayacak!
Şükretmekle de
Sabretmekle de
Tevekkel olmakla da bir yerlere varılmayacak
Ne yapsalar açlar
Yeniden gitmişler İktidara durumlarını anlatmışlar.
Onlara "Kader" denmiş, katlanmışlar.
"Alın yazısı" denmiş, boyunlarını bükmüşler
"Allah yardımcınızdır ona sığının!" denmiş,
O'na sığınmaya karar vermişler.
Hem koskoca iktidar öyle diyorsa, ben gibiler ne yapabilir ki
Madem alın yazısıymış!
Madem bizim kaderimiz böyleymiş!
Madem Allah yardımcımızmış, ben gibilere de yardım edermiş, o zaman O Kutsal kitabımızı ileriyi gören bir adam, zamanında ben gibilerin diline çevirttirmiş, onlar da onu okur olmuşlar.
Üstelik okuduklarını da anlıyorlarmış.
Allah'ın Kutsal kitabı ben gibilere:
"Seni yaratan Allah'ın adıyla oku." diyor, okuyor ben gibiler.
Meğer, Allah Kutsal kitabında ben gibilere:
"Akletmez misiniz"
"Düşünmez misiniz"
"Ben sana şah damarından daha yakınım."
"Ben, seni mükemmel yarattım, eksiksiz noksansız yarattım."

117