Vah ki vah benim başım!

Epey zamandır memlekette herkes birbirinden korkuyor ve çekiniyor maalesef.

Sanki bir anlamda insanımız, Fatih Erkoç'un "Oynatmaya az kaldı doktorum nerede" diyebilecek durumu dahi aşmak üzere.

Öyle bir noktadayız ki doktorlar bile çare olamaz durumdalar.

Çünkü onlar da kendilerine yapılanlar karşısında şaşırmışlar!

Trafik terörü almış başını gidiyor.

Kafalar bir şekilde şu ya da bu nedenle bi dünya olmuş.

Bütün bunların nedeni de:

Geçim sıkıntısı

Okula giderken, ebeveynin çocuğuna harçlık verememe

Beslenme çantasına bir şeyler koyamama çaresizliği!

Evini geçindirmekte sorumlu olan ebeveynler, evlatlarının dahi ihtiyaçlarını karşılayamayınca, zıvanadan çıkıveriyorlar.

Öyle olunca da bireysel terör hortlayıveriyor.

Bugün 40 gün olacak (Ben bu yazımı gazeteme gönderene kadar bir sonuç alınamamıştı), evinde boğularak öldürülen Narin kızımızın katil ya da katilleri hâlâ bulunamadı.

Dedikodulara bakılırsa, işin ucu Diyarbakır'da siyasetin üst noktalarını dahi meşgul ediyor olduğu söyleniyor.

Belki de o nedenle, soruşturma ve araştırma uzadıkça uzuyor.

Yetkililerimiz '-cek, cak' demekten başka bir şey söyleyemiyorlar.

Sekiz yaşındaki Narin'in köyünde ve kendi evinde boğularak öldürülmüş olması, sonra da evinin iki kilometre uzağındaki Eğertutmaz deresi yakınında gömülü bulundu da bu vahşeti kim ya da kimler yaptı, işte onlar -her nedense- bir türlü tespit edilemiyor.

Maalesef artık cinayetler de durdurulamıyor!

Gözetim altına alınıyorlar

Mahkemeye çıkarılıyorlar

Sonra da gözetimli serbestlikle salı veriliyorlar.

Ya tahliye ediliyorlar

Ya berat ediyorlar.

Ne acı!..

Polisimiz şehit ediliyor

Polislerimize kurşun yağdırılıyor, yaralanıyor, failleri yakalanıp, adalete teslim ediyor ya, adalet ne yapıyor

Bütün Türkiye günümüz adaletinin ne yaptığına şahit.

Bütün bunlar yaşanırken, memleketi yönetenler o kadar huzurlular ki yaptıkları mangal partisini paylaşabiliyorlar ya da paylaşılmasına müsaade edebiliyorlar.