"Turpların büyüğü heybede!" de

Uç noktalarda yaşıyoruz

Bir taraf aydınlıktan, huzurdan söz ediyor ortada aydınlık yok, huzur yok; diğer taraf karanlıktan dem vuruyor ya o da somut olarak vatandaşı ikna edebilecek bir şeyi ortaya koyamıyor sanki!

Aslına bakılırsa bir bilinen şey var.

O da bugünkü sistemin tamamen ortadan kaldırılıp yerine bambaşka bir sistem kuracakları -ilk denemeleri hayata geçirildiğinden- artık inkâr edilir değil.

Şimdi de "Turpların büyüğü heybede" deniliyor.

Doğrusunu isterseniz bu söylem bence doğrudan İmamoğlu'na yönelik.

Eğer, "Turpların büyükleri heybede" denilmiş olsaydı, başka büyükşehir belediyelerinin de olabileceği düşünülebilirdi ya, Sayın Cumhurbaşkanı ve onun konuşmalarını yazanlar, gerçekten de hangi sözcüğün ne için kullandıklarını o kadar iyi biliyorlar ki hiçbirinde bir yanlışlık yok.

Hepsi de bir hesap ya da mesaj için söylenmiş sözler.

Öyle anlaşılıyor.

Öyle olunca da Türkiye'nin her anlamda en büyük turpu İstanbul olduğuna göre, heybeye de İstanbul konulmuştur.

O turpun adı da İstanbul'u yöneten 'İmamoğlu'dur.

Belki de şu günlerde biraz daha konuşmasına izin verecekler

Sonra bir şekilde bir yerlerden bir suç teşkil edilecek ışık gördüklerinde de

Hapşırdın

Pıskırdın

Yan yattın

Çamura battın gibilerinden, o kadar çok bahaneler var ki neyin doğru, neyin yanlış olduğunu kendilerinden başka bilen var mı bilmiyorum.

Sonunda Büyük turp heybeden çıkarılacak.

Bir şey biliyorum.

Bu ülkenin yönetimi

Üst katmanlardaki ilişkiler, özellikle de İktidar ve Anamuhalefet arasındaki

Sevgisizlik

Samimiyetsizlik

Güvensizlik

Kin ve nefret duyguları, bu şekilde devam ederse, yarın durumumuzun ne olduğunu ya da olacağını -kendilerinden başka- herkesin bildiğini söyleyebilirim.

Sonuç memleketin durumu hiç de iyi olmayacak.

Diğer taraftan da görünen en belirgini ise Türkiye'de eğitimin de bittiğidir.

Kalma yok, zorla sınıf geçirme var.