Biliyorum, zararın neresinden dönülürse kârdır
Biliyorum, testi çatladığında onarılması halinde bile hiçbir zaman eskisi gibi olmaz.
Velhasıl, bir güzellik her ne şekilde olursa olsun yara aldığında
Belli konumdaki insanları aleni ya da basın yayın yoluyla şahsına yönelik hiç de söylenmemesi gereken sözler söylendiğinde, bunun telafisi tahmin edilemeyecek kadar zordur.
Zordur da telafi edilemez mi
Bu kadar zor olan bir konunun telafi edilebilmesi için büyük bedeller ödenmesi gerekir.
"Nasıl bir bedel ödenebilir" derseniz, orasını ben bilmem.
Benim bildiğim müthiş bir taviz verileceğidir.
Bazı konular görmezden gelinecektir.
Dünlerde çok şey söyleyip bugün bir yakınlaşma talebinde kim bulunuyorsa o bunun gereği yerine getirecektir.
İnsan bir güzelliktir.
Onu, Rabb'im mükemmel yarattığını söylemektedir.
Öyleyse her birimizin o mükemmelliğe yakışır eylem ve söylemlerde bulunmamız gerekir, diye düşünüyorum.
Hani bunu söylerken olaya dinsel hiç bakmıyorum.
Çünkü din; kişilere, bireylere yöneliktir
Bir üst makam sahibinin:
Sözlü
Yazılı
Fiziki her türlü davranışları bireyden çok toplumları ilgilendirir.
Hele de bir kişi bir toplumu ya da bir ulusu temsil ediyorsa, o kişilerle ilgili sarf edilen sözler, 'On bir bin milyon' kere daha düşünülüp, ondan sonra ağızdan çıkarılmalıdır.
Çünkü onlar sadece bir gerçek kişi değillerdir.
Her ne kadar gerçek kişilermiş gibi görünüyor olsalar da üstlendikleri konumları itibarıyla tüzel kişi konumundalardır.
Tüzel kişiler de hangi şartlarda olursa olsun sorumluluk alanlarına sahip çıkma adına:
Kiminle nerede
Nasıl
Ve ne şekilde konuşulacağı, bir şekilde bellidir.
Tavır ve yaklaşımları ise adına 'Diplomasi' denilen çok özel bir iletişim kurma yöntemi vardır ki tam da burada bu iletişimi başlatacak ve devam ettirecek olan 'Diplomatlar' devreye girer.
Keşke zamanında böyle olmuş olsaydı
Keşke meydan okuyucu
Karşısındaki mevkidaşını küçük düşürücü ifadeler yerine, çok daha aklı başında ifadeler kullanmış olsaydı da bugün millet olarak onun zararını çekmiyor olsaydık.

186