Her birimiz çocukluktan gençliğe doğru yol alışımızda, hüznü ve mutluluğu yaşamamış mıydık
Çocukluğun akıl almaz saflığını ve güzelliğini geride bırakırken, ergenlikle buluşmanın tarifsiz heyecanı, bizi nasıl da farklılaştırmıştı, bilmem hatırlar mısınız
Yine de ikidebir geriye dönüp; içinde yolculuk yaptığımız hayat treninde ergenliğe, oradan da olgunluğa doğru yol alıp giderken, çocukluğumuza özlemle bakmayı da ihmal etmiyorduk.
Belki de tadına doyum olmaz çocukluk anılarımıza dönememe gerçeğini anladığımızda, büyük bir üzüntüyle geride bıraktığımız yaşanmışlıklarımızı, tam da o zaman bastırırdık yüreğimizin en kuytu yerine.
Size, yaşadığımız andan itibaren ikinci bir kez yaşama şansımızın olmadığını yeniden hatırlatmama bilmem gerek var mı
"Yok" diyorsanız eğer:
"O zaman da içinde bulunduğunuz zamanın hakkını veriniz" derim size.
"İkinci bir kez yaşama şansım var." diyorsan da ikinci bir kez yaşamak istediklerini o ikinci yaşamına devrediver lütfen.
Çünkü ben, "Bu dünyada ikinci bir kez yaşam şansım var" diyemiyorum.
O nedenle ya, geride bırakılan çocukluk ve gençlik yaşamında 'Keşkeleriniz' olmasın' istiyorum.
'Olmasın' istiyorum, çünkü biliyorum ki 'Keşke' demek pişmanlık demek
Üzüntü demek
Hayal kırıklığı demek
Geride acılar bırakmak demek
Yanlışlar
Eksikler, demek.
Bize ne kadar dokunan, bizi acıtan varsa, onların hepsi de 'Keşke'nin içinde saklı demek.
Bizim, gençlik dönemlerimiz, sivilceli hallerimiz de olsa, o sivilcelerin çıkıyor olmasına isyan etsek de şimdilerde çok daha iyi anlıyorum ki o zamanlar yüzümüzde çıkan sivilcelere hiç de dert etmememiz gerekiyormuş.
Zaten hemen her ergenlik çağına giren kızımız, ya da oğlumuz, o sivilcelerle tanışıyorlar.
Bundan sonrakiler de tanışacaklar.
Tıp bile bunun adını koymuş.
'Ergenlik sivilceleri.' demiş buna.
Adı üzerinde ve o süreci yaşayan her ergen, o sivilcelerle tanışacak.

95