Diploma davasının görüşüldüğü mahkeme salonunda hava oldukça sıcak olmalı ki İmamoğlu, Sayın Hâkiminden izin alarak ceketini ve kravatını çıkartması sonrasında yaşananlar için:
"Ben mahkeme salonunda böylesi hareketler görmedim" demiş Sayın Mehmet Külünk!
*
İmamoğlu'nun ceket ve kravat çıkarması sonrasında olup bitenlerin nedeni ne Sayın Hâkim ne de Sayın İmamoğlu'nun kendisi.
Ancak şu da bir gerçek ki Sayın İmamoğlu'nun mazbatasının elinden alındığı günün akşamında, Beylikdüzü'nde yaptığı mitingde ceketini ve kravatını çıkartmasıyla birlikte, 'Gençliğimiz var...' diyerek başladığı konuşması, ülke genelinde büyük etki yaratmıştı ki İmamoğlu ne zaman ceket çıkartsa bir alkış tufanı kopuyor.
Bunun yerinin şura veya bura olması önemli değil.
*
Sanırım mahkeme salonunda da aynı durum söz konusu oldu.
İmamoğlu'nun ceketini ve kravatını çıkartması, o güne atfen, mahkemeyi izleyenler aynı coşkuyla karşılık verdiler.
*
Burada yaşanan olayda bir kasıt aramak...
Mahkemeye...
Mahkemenin Sayın Hâkimine...
Ve İmamoğlu'na karşı kasıt içeren ifadeler kullanmak, çok da doğruymuş gibi gelmiyor bana.
İmamoğlu'nun bir anlamda 'Alameti farikası' haline gelen 'Ceket çıkartma işi' dışarıdan birileri için tolerans sınırları içinde olmayabilir.
Hepsi bu!
*
Sayın Külünk mahkeme salonunda yaşanan bu kısa süreli heyecan için bayağı kızmış ve:
"(...) Mahkeme salonlarını siyasi şov sahnesine çevirmektedir. Ortaya çıkan bu görüntülerden sonra artık çok daha dikkatli olunması gerektiği açık bir gerçektir. Sahte kahraman ortaya çıkarma peşindeler." demiş.
*
Sayın Külünk bu durumdan elbette rahatsız olabilir, o rahatsızlığını seslendirebilir de.
Bu, onun son derece hakkı!
*
"Sahte kahraman ortaya çıkarma peşindeler" denmiş olması ise hem İmamoğlu'na hem de CHP'nin Cumhurbaşkanı adaylığı için 15 milyon oy vermiş seçmene haksızlık yapılmış olmaz mı
*
Evet, kahramanlığın birçok tanımı var elbette.
Ama o da

3