Tekirdağ, Şarköy, Kocaali köyünde yaşıyor.
Adı: Fatma Demir
"Ne iş yapıyorsunuz" diye soruyorum.
"Karpuz, kavun, domates satıyorum." diyor.
Daha doğrusu kendi tarlasına ektiği mevsim sebze ve meyvelerini, Şarköy-Terziköyü Caddesi üzerindeki Kocaali köyünde kendilerine ait evlerinin önünde cadde üzerinde satıyor.
İşi: Ev hanımı
Malı-davarı
Bahçesi-bostanı var.
Geçimini bildiğim kadarıyla çiftçilikle sağlıyor.
Son derece samimi bir insan.
Özgüveni yerinde ve mütevazı
Naif
Müşterilerine karşı oldukça hassas bir Hanımefendi.
Benim kendisiyle söyleşi yapmama neden olan yukarıdaki özellikleri değil elbette
Ben kendilerini geçen yıldan tanıyordum.
O bir kitap kurduydu
Ama ilkokul birinci sınıfı dahi bitirmeyen bir kitap kurdu.
Hemen ilk sorumu soruyorum.
"Ben sizin çok kitap okuduğunuzu biliyorum, yanılıyor muyum" diyorum.
"Hayır yanılmıyorsunuz" diyor.
"Ben okumayı çok seviyorum ve bundan da çok zevk alıyorum." diyor.
"Bu alışkanlık nasıl başladı" diye soruyorum.
"İçten gelen okuma özleminin dışa vurumu olsa gerek." diyor.
"Ne mezunusunuz" diye soruyorum.
"Hiçbir mezuniyetim yok." diyor.
Doğrusu şaşırıyorum.
"İlkokul mezunu da mı değilsiniz" diyorum.
"Hayır!" diyor.
"İlkokul birden ayrıldım. İlkokul biri bile okumadım İlkokul birinci sınıfa gittim ve bıraktım. " diyor.
"Çünkü kardeşlerime bakmak zorundaydım. Önce onlara bakmak zorundaydım sonra da onlar okullarına başlayınca, onların derslerine yardım etmeye çalışıyordum. İşte tam da o arada ben de okumayı söktüm."
"Kaç kardeşsiniz" diyorum.
"Sekiz" diyor.
"Siz kaçıncısısınız" diyorum,
"Birincisi" diyor.
Yani en büyükleri.
Bir anlamda günah keçisi.
"İlk kitap okumaya kaç yaşınızda başladınız" diyorum.
10 yaşında başladığını söylüyor.
"Bu zamana kadar kaç kitap okudunuz" diyorum.
"Hatırlamıyorum." diyor.
Evlerinde bir kitaplığının olup olmadığını soruyorum.
"Elbette var"

130