Ne eski baharlar Ne onun yağmurları kaldı, Helal olsun bize!..

Görünen o ki mart bu sefer kazma kürek yaktırmadı, yaktıramadı!

Öyle aman aman üşütür gibi de olmadı hani!

Çok şükür şöyle teğet geçti ve güneş baharla birlikte baskın gücünü gösterirken, insanımız da bu arada açılıp saçılmaya başladı.

Güzel!..

Güzel olan nedir

Güzel olan, havaların güneşli gitmesi

Bu iyi bir şeymiş gibi görünse de yine de benim içim hiç rahat değil.

Hani bahar deyince -yalnızca ben değil- hepimizin de aklına 'Yağmur' gelmez mi

Hatta baharda o yağmur, öyle bir yağardı da şimdilerde kendini epey zamandır göstermeyince:

"Nerede o eskilerin 'Bahar yağmurları' der" olmuşuz.

Demiyor muyuz

Ben diyorum.

Sahiden de "Nerede o eski bahar yağmurları."

Kimi zaman ahmak ıslatan

Kimi zaman sulu sepken

Kimi zaman gök gürültülerin sonrasında, şimşeklerin parlayan ışıkları altında bir yerlere kaçışmaya çalıştığımız o canım bereketli bahar yağmurları, epey zamandır yok.

Yağmıyor!

Biliyoruz ki bahar yağmuru berekettir.

Daha doğrusu yağmurun her mevsimde yağması berekettir ya, biz mi kuruttuk o yağmuru, yoksa yağmur mu bize küsüp de başka memleketleri yeşillendirmeye mi gitti, orasını bilmiyorum.

Bildiğim bir şey, burada bir sıkıntı var ve o sıkıntı da bizden kaynaklanıyor, diye de hep aklımdan geçirmişimdir.

"Nasıl bizden kaynaklanıyor" derseniz azizim, söyleyeyim

Nerede boş bir alan bulduk, göğün nefes almasını zorlayan gökdelenler diktik bulabildiğimiz her yere

"Yer bunu kaldırır mı, gök buna ne der!" demedik!

Rüzgârların hava koridorlarına dahi engel olurken, o rüzgârlar "Ben size edeceğimi bilirim" diyerek, kim bilir, belki de yağmur bulutlarını alıp da başka memleketlere mi götürdü hepimize inat!

Olamaz mı

Hem olur hem de bence rüzgâr haklıdır!

Hesapsızca ve fütursuzca dikilen betonlar, o canım kadife toprağı baskı altına alırken

Yine, canım 'Ormanlarımızın altında bilmem neler var, onu çıkaralım zengin olalım'