Muharrem İnce ve CHP

Muharrem İnce'nin CHP'ye davet edilmesi doğru bir yaklaşımdı.

Elbette beni ilgilendiren bir durum yok, ancak Sayın İnce, CHP'ye yakışıyordu. Hem oradan ayrılıp parti kurmuş da olsa ben Sayın İnce'nin gönlü ferah bir şekilde parti kurmuş olabileceğini hiç düşünmedim. Çünkü onun bir tarafı hep boşluktu, noksandı. bir süre için böyle bir serüven yaşamış oldu Sayın İnce.

Rahmetli anacığım derdi ki:

"Bak oğul, her şeyin bir yakışığı, yakışanı var."

Doğru valla!

Her şeyin bir yakışığı, yakışanı var elbet!

Muharrem İnce'ye de yakışanı CHP oldu hep.

Dün de öyle idi

Bugün de öyle

Yarın da öyle olacaktır.

Düşünsenize bir kere, o parti sizi Cumhurbaşkanı adayı yapıyor, siz de çok iyi mücadele verip, çok da ciddi oy topluyorsunuz, ama sonunda 'Adam kazandı' diyor.

Öyle demişti Sayın İnce, aday olduğu ve yarıştığı Cumhurbaşkanlığı seçim sonuçlarının açıklanmasının ardından.

"Adam kazandı" demişti.

O aralar bir şeyler olmuştu ya, ne olduğunu kimseler pek anlayamamıştı ve olan olmuştu. Sonuçta da Sayın İnce, çok iyi yürüttüğü seçim kampanyasının sonunda kaybedivermişti.

Ardından kendisine yönelik eleştirilere

Hatta suçlamalara varan iddiaların sürüp gitmesi

CHP eski yönetiminin İnce'ye karşı soğuk duruşu

Ardından istemeye istemeye de olsa İnce, baba evine küsmüştü.

Küsmek, küstüğü yeri ve küstüğü kişiyi sevmemek anlamını taşımaz.

Küsmenin içinde o kadar duygu ve anlamlar vardır ki -sitem gibi yapılanı kabullenememe gibi bir olumsuzluk beklememe gibi- ama bence en etkili anlamı da ömrünü verdiği baba ocağından ayrılmanın, ayrılanın içinde büyük bir yara açacak olmasıydı.

Sanırım Sayın İnce'de de öyle olmuştu.

Yüreğinde derin yaralar açılmıştı. Sonra da yara kanamış, bazen kan dışarıya akarken, çoğu zaman da içine akmıştı.

Her neyse sonuç itibariyle bugün, Sayın Özgür Özel, Sayın Muharrem İnce'yi -ailenin en büyüğü olması sıfatıyla- partiye davet etmekle doğru karar verdiğini bize gösteriyor.