Hani sorulur ya bazen
Bir misafirliğe gidersiniz
Ya da yurtdışından memleketi ziyarete gelmişsinizdir.
Orada hoş-beş edip, hal-hatır sormanın sonrasında:
"Eee! Ne var, ne yok" diye başlar ya sorular.
Bence dünyanın en zor sorusudur işte o "Ne var ne yok" sorusu.
İnsan nereden bilsin neyin var neyin yok olduğunu.
Ama bizim oralarda, buna da kestirmeden bir cevap verilir.
"Allah var ortağı yok!" denilir atılır.
"Niye öyle denilir" diye sorarım kendi kendime
Anlarım ki bu dünyada net olan
Net bilinen o cevap demek ki sadece "Allah var ve onun ortağı yok." diye biliyoruz.
Yurtdışından gelen kişi:
"Memlekette havalar nasıl" deyiverdiğinde, -kendisine böyle bir soru sorulan kişi- sorulan soruyu ya anlamaz ya da anlamazlıktan gelir de şöyle cevap verir:
"Nasıl gitsin işte:
Bir sıcak-bir soğuk
Bir yağmurlu bir rüzgârlı, fırtınalı bu aralar.
Sen tedbirini al, sıcakta terletme soğukta üşütme
Yağmurda ıslanma, rüzgârı da fırtınası da savurmasın seni bir yere. Dikkat etmek lâzım!" der.
Soruyu soran başka manada sormuştur aslında!
Memleketin ekonomik durumunun
Yönetim durumunun
Geçim durumunun
Yargı durumunun nasıl olduğunu sormuştur ya, öyle olunca da verilen cevaplarla, neyin nasıl olduğu, insanı olumsuz etkileyen havalarda nasıl davranılması gerektiği de böylece üstü kapalı anlatılır.
Aslında cevaben, memleketin havasının 'Yağmurlu, karlı, rüzgârlı, fırtınalı' oluşundan kasıt, liderlerin ekranlardan verdikleri mesajların vatandaşa yansıma biçimi anlatırlarken, iktidarın estirdiği sıcak iklimde de soğuk iklimde yağmurlu, rüzgârlı, fırtınalı iklimde de tedbir almak gerektiğini
Neyin, ne zaman, nereden ve nasıl geleceğinin hiç belli olmayacağına işaret eder.
"Yağmuruna, karına ne demeli diyeceksiniz" öyle değil mi
Hani o karı, soğuğu var ya
Soğuk bu sefer cepleri yakacak
Cepleri yakarken üşütecek
Ne elektrik yakabileceksiniz korkudan ne de doğalgaz

90